Senaryosunun ve oyuncu performanslarının yoğun bir şekilde eleştirildiği Pera Palas'ta Gece Yarısı dizisiyle birlikte Mustafa Kemal'in kaldığı Pera Palas Oteli'nin de "adeta" yeniden keşfedildiğini belirten Engin Ardıç, "Ziyaretçi sayısı on kat artmış. Olaydan 104 yıl sonra birçok saftırık 'belki Atatürk'ten izler kalmıştır' diye o odayı tavaf ediyor" ifadelerini kullandı. Ardıç, "Kuruluş Osman dizisini görünce Söğüt kasabasına niçin koşmuyorsunuz? Dumlupınar'ı kaç kişi ziyaret ettiniz? Ya Anafartalar'ı?" sorularını sormayı da ihmal etmedi.
Senaryosunun ve oyuncu performanslarının yoğun bir şekilde eleştirildiği Pera Palas'ta Gece Yarısı dizisiyle birlikte Mustafa Kemal'in kaldığı Pera Palas Oteli'nin de "adeta" yeniden keşfedildiğini belirten Engin Ardıç, "Ziyaretçi sayısı on kat artmış. Olaydan 104 yıl sonra birçok saftırık 'belki Atatürk'ten izler kalmıştır' diye o odayı tavaf ediyor" ifadelerini kullandı. Ardıç, "Kuruluş Osman dizisini görünce Söğüt kasabasına niçin koşmuyorsunuz? Dumlupınar'ı kaç kişi ziyaret ettiniz? Ya Anafartalar'ı?" sorularını sorup ters köşe yaptığı Sabah gazetesindeki yazısında şunları kaydetti:
"Dünyada 11 milyon kişi seyretmiş... Eh, bunun "turizm tarafında" da yansımaları artarak devam edecekmiş...
Mesele bundan ibarettir.
Pera Palas'a yoğun ilgi.
Dizi amacına ulaşmıştır.
Otel "adeta" yeniden keşfedilmiş...
Ziyaretçi sayısı on kat artmış.
Birçok saftırık "Atatürk'ün odasını" görmeye koşuyor. Umarım Zülfü Livaneli en önde gitmiştir, böyle şeyleri sever. Neyse, hiç olmazsa bu sefer bu otel Adlon gibi "çakma" değil, hakikisi.
Mustafa Kemal Paşa orada birkaç gece kalmış. Zübeyde Hanım'ın Akaretler'deki evinden ayrıldıktan sonra arkadaşı Salih Fansa'nın evinde birkaç gece geçiriyor (otelin tam karşı köşesindeki bina), sonra otele yerleşiyor.
Memleketi kurtarmak için falan değil, mecburen mecburiyetten.
Toplam kaç gece kaldığını bilmiyoruz. Kimse üzerinde durup da yazmamış. "Bir dönem kalmıştı" diye yuvarlıyorlar. Üç gece çıksa, beş gece çıksa efsane püff diye sönecek.
Ona bakarsanız 1935'te çevresine "19 Mayıs'ta ne olmuştu?" diye sormuştu da kimse bilememişti...
Sonra Şişli'de bir Rum madamın kiralık evini tutuyor, kızkardeşi Makbule de ağabeyini yalnız bırakmamak için yanına geliyor.
Bu kadar.
Ama biz kendi yarattığımız efsanelere sarılmadan yaşayamayız arkadaş.
Şimdi, olaydan 104 yıl sonra birçok saftırık "belki Atatürk'ten izler kalmıştır" diye o odayı tavaf ediyor...
Agatha Christie'nin hayaletini görürüz umuduyla da bir başka odayı...
(Christie'nin kaç kitabını okudun?)
O odalarda yüz yıldan fazladır toplam kaç kişi kalmıştır? Her biri iz mi bırakacaktı?
Şimdi günde 400 kişi uğruyormuş.
"Kuruluş Osman" dizisini görünce Söğüt kasabasına niçin koşmuyorsunuz?
Dumlupınar'ı kaç kişi ziyaret ettiniz?
Ya Anafartalar'ı?
Yoksa "Ankara Ankara güzel Ankara, seni görmek ister her bahtı kara" marşının etkisi altında kaldığınız için mi Meclis'e girebilmek için yanıp tutuşuyorsunuz?
***
Kazanılan paradan, diziyi yaratan ekibe ve hatta Netflix'e de komisyon verilmelidir.
Madem ki mesele ticaridir... (...)"