Türkiye, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümüne yaklaşırken bir kez daha deprem gerçeğiyle yüzleşiyor.
OKAN ÇETİNDAĞ İSTANBUL
Yer bilimcilerin sahada yürüttüğü çalışmalar, olası büyük depremlere karşı erken uyarı ve risk azaltma açısından kritik veriler sunmaya başladı. Son dönemde özellikle aktif fay hatları üzerinde yürütülen derin sondaj, yer kabuğu gerilim ölçümleri ve mikro sismik hareket analizleri, bilim dünyasında dikkatle takip ediliyor. Uzmanlara göre bu çalışmalar, sadece olası depremlerin zamanlamasına dair ipuçları vermekle kalmıyor; aynı zamanda şehirlerin hangi bölgelerinde riskin daha yüksek olduğunu da ortaya koyuyor. Yetkililerden alınan bilgilere göre sahadaki çalışmalar aralıksız sürdürülürken, elde edilen veriler üniversiteler ve ilgili kamu kurumlarıyla eş zamanlı paylaşılıyor. Amaç; felaket olduktan sonra konuşmak değil, olmadan önce önlem almak. Bilim insanları, özellikle Marmara ve Doğu Anadolu fay zonlarında yapılan ölçümlerin “olağan dışı” sinyaller içerdiğini belirtirken, paniğe kapılmadan ancak ciddiyetle hareket edilmesi gerektiğinin altını çiziyor. 6 Şubat’ın acısı hâlâ tazeyken, yürütülen bu çalışmalar Türkiye’nin depremle yaşamayı öğrenmesi adına hayati önem taşıyor. Uzmanların ortak çağrısı ise net: Bilim dinlenmeli, uyarılar görmezden gelinmemeli.