• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Dahi Türk fizikçi 175 yıllık gizeme ışık tuttu! Furkan Öztürk dünyayı heyecanlandıran keşfi anlattı

Yeniakit Publisher
Yücel Kaya Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et

Türk fizikçi Furkan Öztürk’ün Harvard’daki doktora çalışmaları sırasında imza attığı araştırma, yaşamın temel moleküllerinin neden tek bir “el yönünü” tercih ettiği şeklindeki 175 yıllık homokiralite bilmecesine önemli bir açıklama getirdi. Öztürk, doğal manyetik minerallerin moleküler simetrinin kırılmasında rol oynayabileceğini deneylerle gösterdiklerini belirterek, “Surda bir gedik açtık, devamının da geleceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Türk bilim insanı Furkan Öztürk’ün Harvard Üniversitesi’ndeki doktora çalışmaları sırasında gerçekleştirdiği araştırma, bilim dünyasının yaklaşık 175 yıldır üzerinde çalıştığı temel sorulardan birine yeni bir açıklama getirdi.

Fransız kimyager Louis Pasteur’ün 1848’de dikkat çektiği problem, yaşamı oluşturan moleküllerin “kiralite” adı verilen özelliğiyle ilgili. Moleküller, tıpkı insanın sağ ve sol elleri gibi birbirinin ayna görüntüsü olan iki farklı biçimde bulunabiliyor. Buna karşın canlı sistemlerde amino asitler ağırlıklı olarak “sol elli”, şekerler ve nükleik asitler ise “sağ elli” yapıda bulunuyor. Bu tek yönlülük “homokiralite” olarak adlandırılıyor.

Bilim insanlarının cevap aradığı soru ise şuydu: Dünya'daki yaşam neden iki ihtimalden yalnızca birini seçti?


Furkan Öztürk: Manyetik mineraller devreye girmiş olabilir

Öztürk, çalışmalarının merkezindeki problemi anlatırken yaşamın başlangıcında kiral simetriyi, yani ayna simetrisini kırabilecek fiziksel mekanizmanın peşine düştüklerini ifade etti.

Yaptıkları deneylerde doğada yaygın biçimde bulunan ve doğal mıknatıs özelliği gösterebilen manyetik mineraller üzerinde yoğunlaştıklarını belirten Öztürk, sonuçların manyetik yüzeylerin kiral moleküllerle güçlü biçimde etkileşebildiğini gösterdiğini söyledi.

Öztürk, çalışmanın önemini şu sözlerle anlattı:

“Yaşamın kökeni problemi adeta bir bulmaca gibi. Elde ettiğimiz sonuçlar bu büyük bulmacanın önemli bir kısmının çözümüne yönelik ciddi bir adım. Surda bir gedik açtık, devamının da geleceğine inanıyorum.”

Araştırmada RNA’nın öncülü olan moleküllerin manyetik yüzeylerde kristalleşmesi incelendi ve bu mekanizmanın biyolojik homokiralitenin ortaya çıkışına katkı sağlamış olabileceği gösterildi.


“Yaşam nasıl ortaya çıktı?”

Öztürk’ün çalışmalarının çıkış noktasında insanlığın en eski sorularından biri bulunuyor: Dünya’da yaşam nasıl başladı?

Öztürk, Dünya'nın oluşumundan yüz milyonlarca yıl sonra yaşamın ilk izlerinin görülmeye başladığını hatırlatarak doktora araştırmasında, yaşamı başlatmış olabilecek kimyasal ve fiziksel süreçlere ışık tutabilecek deneyler gerçekleştirdiğini anlattı.

Araştırma, yalnızca Dünya’daki yaşamın başlangıcına ilişkin tartışmalar açısından değil, yaşamın başka gezegenlerde hangi koşullarda ortaya çıkabileceğinin anlaşılması bakımından da önem taşıyor.


Deneylerde kritik sonuç

Öztürk’ün daha sonra anlattığına göre araştırmanın yolu da kolay olmadı. Problemi önce teorik olarak ele aldı ve teorinin sınanması için deney önerdi. Farklı ülkelerde gerçekleştirdiği ilk deneylerden istediği sonucu alamadı.

Ancak çalışmalar sürdürüldüğünde uygun deney koşulları bulundu. Öztürk, Harvard’da RNA öncülü molekülleri manyetik yüzeylerde kristalleştirirken magnetit üzerine yerleştirilen moleküllerin kristal yapısındaki değişimi gördükleri anı araştırma hayatındaki unutamadığı anlardan biri olarak aktardı.


Nobel ödüllü bilim insanından “çığır açıcı” değerlendirmesi

Öztürk ve çalışma arkadaşlarının araştırması Science Advances dergisinde yayımlandı. Harvard’ın Origins of Life Initiative birimi de çalışmayı, yaşam moleküllerinin neden sağ veya sol yönlü olduğunu açıklamaya yönelik önemli bir gelişme olarak duyurdu.

Nobel ödüllü bilim insanı Jack Szostak'ın da çalışmayı “çığır açıcı” olarak değerlendirdiği aktarıldı. Öztürk ise keşfin büyüklüğüne ilişkin daha ihtiyatlı konuşarak, bunun yaşamın başlangıcı araştırmalarındaki en büyük problemlerden biri olduğunu ancak keşfin bilim tarihindeki yerini bilim insanlarının ve zamanın belirleyeceğini söyledi.


Artık Harvard’da doktora öğrencisi değil

Videonun dayandığı anlatımdaki önemli bir ayrıntıyı güncellemek gerekiyor. Furkan Öztürk bugün 26 yaşında bir Harvard doktora öğrencisi değil. Bu bilgiler 2023 dönemine ait. Öztürk Harvard’daki doktorasını 2024’te tamamladı; 2026 itibarıyla California Institute of Technology’de (Caltech) yardımcı doçent olarak yaşamın kökeni ve moleküler simetri üzerine araştırmalarını sürdürüyor.

Dolayısıyla haberi güncel yayımlayacaksak manşette “Harvard’da doktora öğrencisi” yerine “Harvard’daki çalışmasıyla 175 yıllık gizeme ışık tutan Türk fizikçi” dememiz daha doğru olur.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vay vay

Yaşamın başlangıcı bu çalışmada din ile çelismiyor mu...

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Türk Bilim İnsanı Furkan Öztürk’ün Tarihi Başarısı: Bilimin 175 Yıllık Düğümünü Çözen Genç Zeka ve Geleceğe Işık Tutan Tavsiyeler! Bilim tarihi, asırlar boyunca çözülemeyen büyük gizemlerin, sarsılmaz bir merak ve adanmışlıkla hareket eden genç zihinler tarafından aydınlatıldığı dönüm noktalarıyla doludur. Bu gurur verici dönüm noktalarından birini bugün, Harvard Üniversitesi’nde doktora çalışmalarını sürdüren genç Türk fizikçi Furkan Öztürk sayesinde yaşıyoruz. Öztürk, modern bilimin ve kimyanın en büyük bilmecelerinden biri olan, yaşamın temel moleküllerinin neden yalnızca tek bir "el yönünü" tercih ettiğini açıklayan 175 yıllık homokiralite problemine getirdiği dahiyane çözümle dünya bilim arenasının merkezine yerleşti. Doğal manyetik minerallerin, evrendeki bu asimetrik simetri kırılmasında kilit bir rol oynayabileceğini laboratuvar deneyleriyle kanıtlayan genç bilim insanımız, sadece bir teoriyi doğrulamakla kalmadı, aynı zamanda yaşamın kökenine dair karanlıkta kalmış devasa bir koridoru aydınlattı. Kiralite, yani moleküllerin sağ veya sol elli olması durumu, yaşamın yapı taşları olan amino asitler ve şekerler için hayati bir önem taşır. Doğada bu moleküllerin teorik olarak eşit oranda bulunması gerekirken, yeryüzündeki tüm canlılık mucizevi bir şekilde sadece tek bir yönü seçmiştir. İşte Furkan Öztürk’ün dehası, tam da bu noktada doğanın milyarlarca yıl önce sakladığı sırrı, manyetizma ve yüzey kimyası arasındaki o ince ilişkide bulmasında yatıyor. Kendi ifadesiyle "surda bir gedik açan" Öztürk, bu büyük başarısıyla bilimin dogmalarına meydan okunabileceğini ve insanlığın ortak bilgi birikimine yön verilebileceğini tüm dünyaya gösterdi. Onun bu keşfi, sadece akademik dergilerin sayfalarında kalacak bir makale değil, aynı zamanda sınırları, coğrafyaları ve imkansızlıkları aşan bir azmin, entelektüel cesaretin en somut anıtıdır. Furkan Öztürk’ün bu evrensel başarısı, onun arkasından gelen, laboratuvarlarda, kütüphanelerde ya da bilgisayar başında geleceği inşa etmek isteyen tüm genç nesillerimiz için muazzam bir ilham kaynağı ve rehber niteliğindedir. Bu topraklardan çıkan bir gencin, dünyanın en saygın bilim kurumlarında asırlık bilmeceleri alt edebilmesi, Türk gençliğinin potansiyelinin sınır tanımadığının en açık kanıtıdır. Gençlerimize verilecek en büyük tavsiye, Furkan’ın açtığı o gedikten bakarak kendi yollarını çizmeleridir. Bilim ve keşif yolculuğu, her şeyden önce popüler olanın peşinden gitmeyi değil, kimsenin sormaya cesaret edemediği soruları sormayı gerektirir. Sizi heyecanlandıran, geceleri uykunuzu kaçıran o büyük soruyu bulmalı ve karşınıza çıkan ilk başarısızlıkta vazgeçmek yerine, o sorunun üzerine kararlılıkla gitmelisiniz. Gerçek bir başarıya ulaşmanın yolu, sadece çok çalışmaktan değil, disiplini entelektüel bir özgürlükle birleştirmekten geçer. Ezberlenmiş bilgilerin, sınırları çizilmiş kalıpların dışına çıkmaktan korkmamalısınız. Dünyanın en büyük otoritelerinin bile "çözülemez" dediği problemlerin üzerine giderken ihtiyacınız olan şey, Furkan’da da gördüğümüz o sarsılmaz merak duygusudur. Eğitim hayatınızda veya araştırmalarınızda önünüze setler çekilebilir, imkanlar yetersiz görünebilir; ancak zihnin sınırları kırılamadığı sürece hiçbir fiziksel engel kalıcı olamaz. Furkan Öztürk’ün bilime açtığı o büyük gedik, şimdi arkasından gelecek olan Türk gençlerinin yeni keşiflerle o suru tamamen yıkması için bir davettir. Kendinize inanın, merakınızı asla kaybetmeyin ve insanlığın bilgi mirasına bir tuğla da siz koymak için durmaksızın yürümeye devam edin.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23