• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Çocuklar tatilde yaşıtları ile vakit geçirmeli! Beden ve ruh sağlığı ilişkisi

Psikolog Hazal Huntürk Yıldırım, “Pandemi Çocukları”nın bu dönemi atlatmasının ardından yaz tatili boyunca sosyalleşmeye ağırlık vermesi gerektiğinin altını çizdi.

Yeniakit Publisher
2022-06-23 12:37:00 - 2022-06-23 12:48:06
Çocuklar tatilde yaşıtları ile vakit geçirmeli! Beden ve ruh sağlığı ilişkisi

Dünyayı etkisi altına alan pandemi sürecinde, ebeveynlerin yaşadığı kaygılardan en önemlisinin çocuklarının psikolojisi olduğuna dikkat çeken Psikolog Hazal Huntürk Yıldırım, “Pandemi Çocukları”nın bu dönemi atlatmasının ardından yaz tatili boyunca sosyalleşmeye ağırlık vermesi gerektiğinin altını çizdi.

Pandemi sürecinde sosyalleşemeyen çocukların yaz tatilini iyi değerlenmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar ebeveynlere seslendi. Pandemi döneminde günlük hayatlarının değişmesi ile etkinlik ve aktiviteleri kısıtlanan çocukların yaz tatilini eğitim, kurs ve derslerle boğmadan bol bol oyun, eğlence ile geçirmelerine, yaşıtlarıyla keşfetmelerine olanak tanımak gerektiğini ifade eden Psikolog Yıldırım, kendilerine en çok sorulan soruların başında “Pandemi çocukları sosyal hayata nasıl adapte edilir” olduğunu söyledi.

Pandemi etkilerinin çocukların üzerinde daha çok olduğunu söyleyen Psikolog Hazal Huntürk Yıldırım, “Tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgınını son günlerde geride bıraktık gibi gözüküyor. Fakat etkilerini birçok alanda hissetmeye devam ediyoruz. En büyük etkilerinden birisi ise çocuklar üzerinde oldu. Pandemi sürecinde çocuklar ve özellikle de dünyaya bu dönemde gelenler halk arasında ‘pandemi çocukları’ olarak anılmaya başlandı. Böyle denmesi boşuna değil elbette. Birleşmiş Milletler raporuna göre Kovid-19, çocukları daha önce benzeri görülmemiş düzeyde etkiledi. Hatta UNICEF’in 75 yıllık tarihinde çocukları etkileyen en büyük kriz olma niteliğini taşıyor” diye konuştu.

Pandemi çocuklarının en çok zorlandığı konunun, tıpkı ebeveynler gibi rutinlerinin bozulması ve günlük hayatlarının değişmesi olduğunu belirten Psikolog Yıldırım “Etkinlik ve aktiviteleri kısıtlandı. En çok ihtiyaç duydukları ve onları psikolojik anlamda iyileştirici olan oyun ortamından uzak kaldılar. Okula gidemediler. Artık oyunlarını yalnız oynamaya ve ya ebeveynleriyle oynamaya başladılar. Oysa ihtiyaçları olan yaşıtlarıyla vakit geçirmek ve böylece öğrenip gelişebilmekti. Bazı çocuklar ebeveynleri dışındaki aile üyeleriyle görüşemedi. Bazıları ise ebeveynleriyle değil aile büyükleriyle birlikte kaldılar ve sevdiklerinden ayrı olmak üzüntü, kaygı duymalarına sebep oldu. Üzüntü ve korkular daha çok öfke duymalarına yol açtı. Sonuç olaraksa pandemi sonrası sosyal hayata adapte olmakta zorlandılar” dedi.

Çocukların pandeminin etkilerini üzerinden atabilmeleri için bu konuda anne babalara çok iş düştüğünün altını çizen Psikolog Yıldırım, “Pandemi sonrası özellikle uzun bir aradan sonra okula dönmüş ve ya bu şartlarda okula başlamış çocuklar yeni bir düzen oturtmak zorunda kaldı. Pandemi de oluşan düzenleri sil baştan değişti. Bunun için bu yaz tatilinde eğitim, kurs ve dersler ile boğmadan yerine bol bol oyun, eğlence ve çocukların hep birlikte olabildiği yerler onlar için en sağlıklısı olacaktır. Gelişimlerini desteklemek için onlara bir şeyleri öğretmekten çok yaşıtlarıyla keşfetmelerine olanak tanımak gerekiyor. Bunun için organize edilen ve uzmanların denetimindeki oyun grupları güzel bir seçenek olabilir. Böylece kırılan duyguları tamir olmaya, özgüvenleri gelişmeye ve gelişim süreçleri ilerlemeye başlayacaktır. En önemlisi de sosyal hayata dönüş hızlanacaktır” diye konuştu.

Yetişkinler için ise;

İşte Ruh Sağlığımızı Olumsuz Yönde Etkileyen Günlük 5 Alışkanlık

INSTAGRAM AKIŞINDA KAYBOLMAK
Toplu taşımada, öğle yemeğinin kısa bir arasında, hatta çoğunlukla uyandığımız ilk anda gitgide daha çok Instagram hesabımızı günceller, hikayelerde kaybolur olduk. Bedenimiz artık bu davranışı otomatik olarak algılıyor ve reflekslerle hareket ediyor. Bu durum belki masum bir alışkanlık gibi görünse de uzmanlar depresyon ve beyin sisi oluşumuna katkı sağlayan bir faktör olabileceğini söylüyor. Hayatınızı başkalarının yaşamıyla, vücudunuzu bir fenomen modelle karşılaştırma riskiniz her geçen gün artıyor.

Bugün, Sosyal Medya Depresyonunun fark edilenden çok daha yaygın olduğu tartışılıyor.

ŞİKAYET ETMEK

Sinirli ve üzgün hissettiğiniz anlarda kendinizi ifade edebilmeniz sağlıklı bir durum fakat olumsuz düşünce kalıpları aynı zamanda yıkıcı olabilir. Olumsuz düşünceler daha fazla olumsuz düşünce doğuruyor ve bu durum size melankoli olarak geri dönüyor. Başkalarına da ne sıklıkla şikayetlerde bulunduğumuz son derece önemli. Şikayet etmek bırakılması oldukça zor bir alışkanlık. Hayatınızda sahip olduğunuz tüm değerlere ve güzelliklere karşı minnettar olmak ve teşekkür etmek, çok klasik ve etkisiz gibi görünse de ruh sağlığınız için son derece önemli bir mesajdır.

GÜNE KİLO KONTROLÜ İLE BAŞLAMAK

Sağlıklı bir kiloya ve bedene sahip olmak her zaman ideal bir hedef olmuştur. Ancak kilo kontrolü ile baskül üzerindeki rakamlara takıntılı yaşamak arasında çok ince bir çizgi var ve bazılarımız bu çizgiyi yakalayamıyoruz. Kendimizi günlük olarak tartmak, genellikle kilo dalgalanmaları hakkında takıntılı düşüncelere yol açıyor, vücut imajımız hakkında saplantılı bir duruma gelebiliyoruz.

Ağırlığınız günlük olarak gıda alımına, su ağırlığına, hormon değişimlerine ve hatta günün saatine göre değişebilir, bu yüzden kendinizi biraz gevşetin ve tartıdan yavaşça inin!

UYKUDAN ÖNCE TELEFON KULLANMAK

Eğer telefon uyandığınızda eline aldığınız ilk ve yastığa başınızı koymadan önce ilgilendiğiniz son şey ise, kendinizi uykusuzluk ve huzursuzlukla mücadele ederken bulma olasılığınız çok yüksek! Bunun nedeni, telefonların beyninizi harekete geçirmesi, zihninizi aktif tutması ve en son kullandığınız zamandan iki saate kadar zihninizin alarm vermesidir.

Uykuya dalmadan en az bir saat önce telefonunuzu kullanmayı bırakarak huzursuzluk ve aşırı uyarılmayı engelleyebilirsiniz. Kitap okuyarak (tablette değil), bir boyama kitabını renklendirerek, meditasyon yaparak veya yazı yazarak harcanan bu zamanı değiştirin!

KAHVENİZİ NASIL ALIRSINIZ?

Sabah trafiğinin ya da toplu taşımadaki yoğunluğun sinir durumunuzu ve anksiyetenizi arttırdığını düşünüyor musunuz? Aslında bu durumun suçlusu bir fincan kahve olabilir. Kafein uyanıklığı ve odaklanmayı artırırken, kalp çarpıntısı, yüksek sıcaklık, huzursuzluk ve nefes darlığı gibi anksiyete belirtilerini de uyarabiliyor. Sabah saatlerindeki içecek alışkanlığınızı, kahve yerine bitkisel çay veya limonlu ılık su gibi sakinleştirici etkisi olan içeceklerle değiştirebilirsiniz.

Ruh sağlığınızı etkileyebilecek alışkanlıklarınızı kırmak zor olsa da günlük rutininizi yeniden düzenlemenin en iyi yolu farkındalık sağlamak! Daha az uyarıcı, dikkat dağıtıcı ve daha az stres üreten etkenler ile sağlıklı bir rutine, dengeli ve kaotik olmayan bir yaşam tarzına ulaşmak mümkün!

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23