Çetin Doğan’ın yalanı belgelendi
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat sürecinde başörtüsü sebebiyle mağdur olan 520 kadın, üyesi oldukları 28 Şubat Öğrenci Derneği aracılığıyla haklarını ararken; dönemin Harekat Başkanı Çetin Doğan’ın yalanı belgelendi.
GÖKSEL ÇAĞLAV/ANKARA - Tarihe “Post modern darbe” olarak geçen 28 Şubat sürecinde Ankara’nın Sincan İlçesi’nden yürütülen tanklar, hafızalardaki yerini koruyor. 28 Şubat darbesine ilişkin dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir ve emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın da aralarında bulunduğu 103 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.
YALANLAR ORTAYA ÇIKIYOR
Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçen 28 Şubat sürecine ilişkin Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada sona yaklaşılırken, sanıkların yalanları da bir bir ortaya çıkıyor. Tüm sanıkların tutuksuz yargılandığı davada, duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıklayarak, aralarında dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir, emekli Org. Çetin Doğan’ın da bulunduğu 60 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti. 28 Şubat davası sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan, 28 Şubat davasının FETÖ’nün “kumpası” olduğunu savunarak, Batı Çalışma Grubu’nun başörtüsü ile ilgili tek bir evrakının olmadığını iddia etmişti. Genelkurmay Başkanlığından mahkemeye gönderilerek 5. Klasöre yerleştirilen bir sayfalık evrak, Çetin Doğan’ın iddialarını çürütüyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) mahkemeye gönderdiği evrakın tarihi 13 Haziran 1997. Yani darbeden yaklaşık 4 ay sonra Çetin Doğan imzası ile çağdışı kıyafet olarak adlandırılan başörtüsü sorgulanıyor.
“Gizli” ibareli, “Askeri Lojman Bölgelerine girişi ile ilgili düzenleme” konulu belgede, “Askeri Birlik ve sosyal tesislere girişte çağdışı kıyafetler giyilmesini önlemek maksadıyla tedbirler alınmasına rağmen” diyerek bu tedbirlere uyulmamasından endişe duyulduğu iddia ediliyor.
Belgenin yayınlandığı tarihe kadar orduevlerine, sosyal tesislere ve askeri lojman bölgelerine giriş ile ilgili ortak bir düzenleme getirilmediğinin altı çiziliyor.
Ortak bir düzenleme yapılması için tüm birliklere gönderildiği belirtilen belgede, “a-)Çağdışı kıyafet giyilmesi ile ilgili olarak bugüne kadar çıkarılmış olan tüm emirlerin birer suretinin gönderilmesini, kuvvet komutanlıklarından ve Jandarma Genel Komutanlığından…”. Bilgi isteniyor. Ayrıca, tesettür ve simgesel kıyafetlerin belirlenmesi için de “b)tesettür ve simgesel kıyafet ile halk tipi giyim ve başörtüsü arasındaki farkı belirlemek maksadıyla görüş bildirilmesini, Genelkurmay Personel Başkanlığı’ndan…” istenmesi yer alıyor. Genelkurmay Adli Müşavirliği’nden de “Çevresi tecrit edilmiş nizamiyesi olan lojmanlara, şehir içinde halka açık bölgede yer alan lojmanlarla ve birlik dışında ancak çeşitli seviyedeki askeri yasak bölgeler içinde bulunan lojmanlara giriş çıkışta giyilecek veya giyilmeyecek kıyafetlerle ilgili kısıtlamalar yapılıp yapılmayacağı konusunda detaylı görüş bildirilmesi” isteniyor.
TANKLAR ÇEKİCİLERLE TAŞINABİLİRDİ
Davanın başında mahkeme tarafından 28 Şubat’ta tankların paletler üzerinde değil de çekicilerle taşınıp taşınamayacağı sorulmuş, Genelkurmay’dan gönderilen belgede o tarihte yeterli çekici aracın bulunduğu belirtilerek taşınabileceği görüşü iletilmişti. Genelkurmay’ın gönderdiği ceride ve inceleme raporunda, mahkemenin, tankların Sincan’dan yürütülmesine ilişkin sorularına da cevap verildi. “Tanklar taşıyıcılarla götürülemez miydi?” sorusuna verilen cevapta, “1996-1997 yıllarının envanterinde bulunan tank taşıyıcıların sayısına göre, tankların taşıyıcılarla götürülmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir” denilmişti.