ABD’nin proje terör örgütü DEAŞ’ın Kobani’ye yönelik saldırılarını bahane ederek, halkı sokağa döken ve 22’si polis çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine sebep olan Kandil’in içimizdeki uzantıları yine rahat durmuyor. 2014’teki saldırılardan ders almayan DEM ve uzantıları YPG’ye yönelik temizlik operasyonu sonrası harekete geçtiler.
Sınır ötesine yönelik operasyonlar sırasında Türkiye’nin karşısında yer alan Kandil’in Meclis’teki ve sokaktaki uzantıları, şimdi de ABD ve İsrail’in güdümünde Suriye’nin bütünlüğünü hedef alan terör örgütü PYD/YPG’nin safına geçti. Şam’a entegrasyonu amaçlayan 10 Mart mutabakatına riayet etmeyen ve İsrail’in taşeronluğuna soyunan YPG’li teröristlerin Halep’te gerçekleştirdiği hain saldırıların ardından dün başlayan temizlik harekatına tepki gösteren PKK’nın siyasi uzantıları ve güdümlü medyası “Cihatçılar ateşle oynuyor”, “Halep’te saldırı, Türkiye’de barış olmaz” diyerek “Terörsüz Türkiye” sürecini bitirme imasında bulundu.
ABA ALTINDA DEM SOPASI
İstanbul Şişhane’de SDG’ye destek için korsan gösteri düzenlenirken, DEM’li milletvekiliyle Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit ise Halep’in Şeyh Maksud, Eşrefiye ve diğer mahallerde sıkılan her kurşunun kendilerine sıkıldığını belirterek, “Türkiye bugün gerçek anlamda Suriye’de doğru bir şey, iyi bir şey, yapıcı bir şey yapmak istiyorsa ilk elden bu çatışmanın önüne geçmelidir” tehdidinde bulundu.
DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL
Konuya ilişkin Akit’e değerlendirmede bulunan AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş ise, şunları söyledi: “Suriye Ordusu, ülkenin üniter yapısını korumaya çalışıyor. Orada teröristler ülkenin belli bölgelerini işgal etmiş durumda. SDG imzaladığı 10 Mart mutabakatına uyacağına hala ayrı bir devlet kurma hayali kuruyor. Onların bu zihniyetten kurtulmaları gerekiyor. Belli bir yola çıkıldı. Türkiye’de de terörsüz Türkiye süreci adına önemli adımlar atıldı. DEM Parti, Türkiye’nin bir partisi. Suriye’de yaşanan olayları buradaki süreçle ilişkilendirmemeleri gerekirken, maalesef eski psikolojiden kurtulamıyorlar. Burada terörsüz Türkiye sürecine katılıyorsunuz. Haklar konusunda ilerleme kaydedilmesini istiyorsunuz. Ama dışarıdaki bir takım örgütlere yapılan müdahaleleri bahane edip çabucak sözünüzden dönme emareleri gösteriyorsunuz. DEM Parti’nin bu tutumu, kendilerine olan güveni son derece azaltıyor. DEM Partililerin de bu süreçte çok dikkatli olmaları, geri dönüşü olmayan yola girmemeleri lazım. Türkiye bu terörden çok çekti. Bu nedenle duygusal yerine daha hassas davranmaları gerektiğini düşünüyorum.”
HALEP, KANTONU BİTİRİR
Terör Uzmanı Salih Aydemir de şu görüşleri aktardı: “SDG’nin Halep’ten çıkarılması örgütün Kuzey Suriye’deki lojistik sürekliliğini kantonal bütünlük iddiasını ve özellikle kontrol ettiği petrol sahaları üzerinden kurduğu finansal-ekonomik ağı ciddi biçimde zayıflatacaktır. Söz konusu kantonal yapı bir siyasal mühendislik projesidir. SDG/YPG’nin bu enerji kaynaklarını ABD koruması altında kullanması ve İsrail’in bölgesel güvenlik mimarisiyle örtüşen bir vekil yapı olarak konumlanması, örgütün neden Suriye’nin birliği açısından yapısal bir tehdit olarak görüldüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
TERÖRE MESAFE ŞART
Halep’te yürütülen terör temizliği yalnızca sahadaki silahlı unsurları değil, terörle arasına mesafe koymak istemeyen siyasal refleksleri de görünür kılmaktadır. Halep merkezli temizlik harekâtı sadece sahadaki terör varlığını değil dış bağlantılı ekonomik, siyasal ve algısal projeleri de hedef almaktadır. Buna rağmen DEM Parti çevreleri bazı medya organları ve sokak tepkileri üzerinden operasyonların hedef alınması terörle aralarına hâlâ net ve ilkesel bir mesafe koyamadıklarını göstermektedir. Terörsüz Türkiye sürecinin ilerleyebilmesi için PKK/SDG’ye dolaylı meşruiyet kazandıran söylemler yerine örgütün silah bırakmasına yönelik koşulsuz bir tutumun zorunlu olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır.”