“Yeryüzünde fesat çıkarmaları”, bozgunculuk yapmaları. Tarih boyunca yeryüzünde, maddî ve mânevî olarak düzeni bozan, çevreyi kirleten, huzursuzluk, acı ve felâketlere sebep olanlar genellikle inkârcılar, ahlâksızlar, zalimler ve günahkârlar olmuştur. Her günah (Allah'ın yapılmasını yasakladığı, yapanları cezalandıracağını bildirdiği her şey) aynı zamanda yeryüzünde bir kötülüktür, fesattır, dengeyi ve düzeni bozmaktır. Amaçları ne olursa olsun sonunda günahkârların, Allah'ı bırakıp nefis ve şeytana kul olanların zararlı çıkacaklarında şüphe yoktur; çünkü bunlar, ömür sermayesiyle fâni dünyayı satın almışlar, kendilerine verilen kabiliyetleri kötüye kullanmışlar, insanları mutlu ve müreffeh kılmaktan değil, mutsuz, mazlum ve acı çeker olmalarını sağlamaktan zevk almış veya menfaatleri için bunlara göz yummuşlar, ama sonunda ebedî saadetten mahrum kalmışlardır.
Buraya kadar mealini verdiğim ve kısaca açıklamaya çalıştığım ayetlerin son günlerdeki uygulaması bazı karanlık ruhlu, kara kalpli insanların ve grupların ümmetin ayrılmaz parçalarını birbirinden ayırmaya ve müminleri birbirine kırdırmaya yönelmiş olmalarıdır. Müslümanları birleştiren en güçlü, en baskın ve hakim bağ “iman bağı”dır. Müminler arasındaki ilişki ancak kardeşlik ilişkisi olabilir. Bu kardeşlik kan, soy, ırk, etnik aidiyet, renk, dil, bölge vb. ne değil, aynı dine iman etmeye bağlıdır. Bu ülkede aynı dine iman etmiş ve kardeş olmuş Türklerle Kürtleri birbirine düşürmeye, güzel ülkemizde iç savaş çıkarmaya, düşmanın ekmeğine yağ sürmeye, bütün ümmetin gözbebeği Türkiyemizi -tıpkı Osmanlı topraklarını yaptıkları gibi- parçalamaya uğraşanlar insan şeytanlarıdır. Bunlara karşı müminlerin yapacakları şey vebadan kaçar gibi onlardan uzak durmak, iğva ve ifsadlarına prim vermemektir.
Bir de şunu hatırdan çıkarmayalım: Her Kürt PKK'lı değildir.