• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Başörtülü avukatın konuşmasında İstanbul Barosu karıştı! Genel kurulda yumruklu kavga

Yeniakit Publisher
Yücel Kaya Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Başörtülü avukatın konuşmasında İstanbul Barosu karıştı! Genel kurulda yumruklu kavga

İstanbul Barosu’nun 128. Olağan Genel Kurulu’nda Bağımsız Avukatlar Grubu Başkan Adayı Av. Arife Gökkaya Dinç’in konuşmasının ardından tansiyon yükseldi. LGBT bayrağı açılması ve karşılıklı sloganlarla başlayan gerginlik avukatlar arasında arbedeye dönüşürken, genel kurula 15 dakika ara verildi. HÜDA PAR yaşananlara sert tepki gösterdi.

İstanbul Barosu’nun Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen 128. Olağan Genel Kurulu’nda başkanlık seçimi öncesinde gergin anlar yaşandı.

Yeter sayısının sağlanmasının ardından başlayan genel kurulda Başkanlık Divanı seçildi. İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu daha sonra toplantının yönetimini divana devretti.


BAŞÖRTÜLÜ ADAY KÜRSÜYE ÇIKTI, SALON GERİLDİ

Bağımsız Avukatlar Grubu Başkan Adayı Av. Arife Gökkaya Dinç, konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıktı.

Dinç’in konuşmasının ardından salondaki bir grup LGBT bayrağı açarak sloganlar atmaya başladı. Yaşananlara tepki gösteren başka bir grup ise “Kahrolsun PKK” sloganlarıyla karşılık verdi.

Karşılıklı sloganlarla salondaki tansiyon kısa sürede yükseldi.


AVUKATLAR ARASINDA YUMRUKLU KAVGA

Sözlü tartışmaların büyümesi üzerine avukat grupları arasında arbede çıktı. Bazı katılımcıların birbirlerine fiziki müdahalede bulunmasıyla genel kurul salonu karıştı.

Yaşanan kavga nedeniyle İstanbul Barosu Genel Kurulu’na 15 dakika ara verilmek zorunda kalındı.

Aranın ardından genel kurul çalışmalarına ve başkan adaylarının konuşmalarına devam edildi.

HÜDA PAR'DAN SERT TEPKİ

Olayların ardından HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Şahin de yazılı açıklama yayımladı.

Şahin, LGBT bayrağı açan grubun Dinç’in kürsüden ayrılmasını engellemeye çalıştığını belirterek yaşananları “provokasyon” olarak nitelendirdi.

Şahin açıklamasında, “Bir kadın hukukçunun söz hakkını ve hareket özgürlüğünü hedef alan bu tutum, zorbalığın ve tahakkümün dikâlâsıdır” ifadelerini kullandı.

Baroların genel kurullarının herhangi bir grubun baskı veya provokasyon alanına dönüştürülemeyeceğini belirten Şahin, hukuk camiasına yaşananlara karşı tavır alma çağrısında bulundu.

9 ADAY BAŞKANLIK İÇİN YARIŞIYOR

Gerginliğin ardından devam eden genel kurulda İstanbul Barosu’nun yeni başkanı ve yönetiminin belirlenmesi için seçim süreci devam ediyor.

Başkanlık koltuğu için 9 adayın yarıştığı genel kurulda yaşanan kavga ise seçimlerin önüne geçen görüntülerden biri oldu.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Deniz

Bunlar nasıl hukukçu . Rezalet tam anlamıyla rezalet ! Ahir zamanda Malesef avukatlık mesleği de itibarını kaybetmiş

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

KÜP İÇİNDE NE VARSA DIŞARIYA ONU SIZDIRIR! İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu'nda yaşananları okuyunca doğrusu hiç şaşırmadım. Başörtülü avukat Arife Gökkaya Dinç'in konuşmasının ardından LGBT bayrağı açılması, sloganların yükselmesi ve olayların yumruklu kavgaya dönüşmesi bana eski bir atasözümüzü hatırlattı: “Küp içindekini sızdırır.” Ne kadar doğru söylemiş atalarımız! İnsan neye gönül vermişse, neyi kendisine dava edinmişse, fırsatını bulduğunda onu ortaya koyar. Kimisi adaleti, kimisi ahlâkı, kimisi de ideolojisini ön plana çıkarır. İstanbul Barosu'ndaki genel kurulda LGBT bayrağı açmayı tercih eden avukatlar da hangi düşünceyi öne çıkarmak istediklerini göstermiş oldular. Ben buna şaşırmadım. Asıl şaşırdığım, hukukçuların bir meslek toplantısında böylesine bir gösteriyi neden gerekli gördükleridir. Burası bir hukuk kurumunun genel kurulu değil mi? Bu ülkede adalet bekleyen binlerce insan yok mu? Mahkeme kapılarında yıllarını tüketen vatandaşlarımızın sorunları bitmiş mi? Genç avukatların geçim sıkıntıları çözülmüş mü? Demek ki bazılarına göre bütün bu meselelerden daha önemli olan, genel kurul salonunda LGBT bayrağı açmakmış! İnsan ister istemez soruyor: Sizler hukukun meselelerini çözmeye mi geldiniz, yoksa kendi ideolojik anlayışınızı sergilemeye mi? Benim bu konudaki düşüncem son derece açıktır. Ben Müslümanım. Kadın ile erkeğin birbirini tamamlamak üzere yaratıldığına, ailenin kadın ve erkeğin nikâhlı birlikteliği üzerine kurulması gerektiğine inanıyorum. Benim ahlâk anlayışımın temelinde insanların ortaya attığı geçici fikirler değil, Yüce Allah'ın emirleri vardır. Kur'an-ı Kerim'de Hz. Lût'un kavmi üzerinden verilen ahlâkî uyarıları yok sayamam. İnancımın uygun görmediği cinsel ilişkileri, adına çağdaşlık denildi diye doğru kabul edemem. Bugün bazı çevreler, dinimizin günah saydığı davranışları normalleştirmek için türlü kavramlar kullanabilir. Fakat bir davranışın ismini değiştirmek, benim gözümde onun dinî hükmünü değiştirmez. Benim için ölçü, insanların alkışı değil, Allah'ın rızasıdır. Kimse benden inancımla çelişen bir anlayışı benimsememi beklemesin. Ben kendi değerlerimi savunurken başkalarının şahsına saldırmayı da doğru bulmam. Çünkü bizim dinimiz hem kötülük olarak gördüğümüz davranışlardan sakınmayı hem de insanlara adaletle muamele etmeyi emreder. Fakat burada üzerinde durulması gereken başka bir mesele daha var. Bir avukatın elinde LGBT bayrağı taşıması, onun nasıl bir toplumsal anlayışı savunduğuna ilişkin fikir verebilir. Ancak bu bayrağı taşıyan herkesin özel hayatı hakkında hüküm vermek doğru olmaz. Benim eleştirim, o bayrağın bir hukuk toplantısında ideolojik gösterinin aracı hâline getirilmesinedir. Üstelik başörtülü bir avukatın konuşmasının ardından böyle bir gerilimin yaşanması ayrıca düşündürücüdür. Şayet birileri başörtülü bir kadının düşüncelerinden rahatsız olduğu için böyle bir gösteriye başvurmuşsa, ortada ciddi bir tutarsızlık vardır. Kendi düşüncelerine saygı isteyenlerin başkalarının inancına da saygı göstermesi gerekmez mi? Hani hoşgörü? Hani farklı fikirlere tahammül? Hani herkesin düşüncesini serbestçe ifade edebilmesi? Yoksa bütün bu güzel sözler yalnızca kendi düşüncenizi paylaşan insanlar için mi geçerli? Benim anlayışıma göre gerçek medeniyet, insanın her duyduğunu kabul etmesi değildir. Gerçek medeniyet, yanlış gördüğü bir düşünceye karşı çıkarken bile edebini ve vakarını koruyabilmesidir. Bir hukukçu, karşısındaki insanın düşüncesini beğenmiyorsa sözle cevap verir, delille karşı çıkar, hukuk içerisinde mücadele eder. Yumrukların konuştuğu yerde hukukun itibarı zedelenir. İşin bir de aile ve gençlik boyutu vardır. Ben yıllardır güzel ahlâkın, sağlam aile yapısının, anne ve babanın çocuklarına örnek olmasının önemine inanırım. Çünkü bir millet yalnızca ekonomik gücüyle değil, sahip çıktığı manevî değerleriyle de ayakta durur. Aileyi korumak, çocuklara edep ve haya duygusunu kazandırmak, kadın ile erkeğin birbirine karşı sorumluluklarını öğretmek benim için vazgeçilmezdir. Bu değerleri savunduğum için bana eski kafalı diyenler olabilir. Varsın desinler! Ben Allah'ın emirlerine bağlı kalmayı utanılacak bir durum değil, şeref sayarım. Ancak şunu da unutmayalım: Ahlâk yalnızca başkalarının davranışlarını eleştirmek değildir. Ahlâk, kendi öfkemize hâkim olmak, kimseye haksızlık etmemek ve düşüncemizi savunurken doğruluktan ayrılmamaktır. İşte İstanbul Barosu'ndaki olaylar bu açıdan da ibretliktir. Hukuku temsil eden insanlar, düşüncelerini anlatmak için bayraklara ve sloganlara başvurabilirler. Buna karşı çıkmak da mümkündür. Fakat bir meslek kuruluşunun genel kurulunun kavgayla anılması, orada bulunan hiç kimseye yakışmaz. Son sözüm özellikle LGBT bayrağı açmayı tercih eden hukukçularadır: Sizler kendi düşüncelerinizi savunabilirsiniz. Ben de Müslüman bir insan olarak kendi inancımı ve ahlâk anlayışımı sonuna kadar savunurum. Sizden benim gibi düşünmenizi beklemiyorum. Fakat siz de benden inancımın yanlış gördüğü davranışları onaylamamı beklemeyiniz. Bir hukukçunun asıl büyüklüğü, elinde taşıdığı bayrakla değil, savunduğu adaletle ölçülmelidir. Unutmayınız, küp içindekini sızdırır! Kiminin içinden merhamet, kiminin içinden adalet, kiminin içinden de ideolojik taassup taşar. İnsanın gerçek değerini ise yalnızca söyledikleri değil, davranışları belirler. Ve benim için değişmeyecek hakikat şudur: Her yeni düşünce doğru, her yaygınlaşan davranış ahlâklı, her çağdaşlık iddiası da insanlık adına ilerleme değildir. Çünkü çağ değişebilir, anlayışlar değişebilir, insanlar değişebilir. Fakat benim iman ettiğim Allah'ın hükümlerini insanların modasına göre değiştirmeye ne yetkim vardır ne de niyetim!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23