Mustafa Kemal'in kız kardeşi Boğaz'da nasıl lüks yalı sahibi oldu?
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekleştirilen mülk tasfiyeleri, bazı uygulamalar üzerinden yeniden tartışmaya açılıyor. Mustafa Kemal’in kız kardeşi Makbule Atadan’ın, Selanik’teki aile mülkleri karşılığında İstanbul Boğazı’nda bir yalı ve Galata’da iki dükkân sahibi olması, dönemin mülkiyet politikalarına ilişkin soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekleştirilen mülk tasfiyeleri, bazı uygulamalar üzerinden yeniden tartışmaya açılıyor. Mustafa Kemal’in kız kardeşi Makbule Atadan’ın, Selanik’teki aile mülkleri karşılığında İstanbul Boğazı’nda bir yalı ve Galata’da iki dükkân sahibi olması, dönemin mülkiyet politikalarına ilişkin soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde, Kuruçeşme ile Arnavutköy arasındaki sahil hattında bulunan Makbule Atadan Yalısı, mimarisi ve konumuyla Boğaz’ın dikkat çeken tarihî yapıları arasında yer alıyor. 20. yüzyılın başlarında inşa edildiği belirtilen dört katlı yapı, ilk dönemlerinde Sarrafburnu Yalısı olarak biliniyordu.
Selanik’teki mülkler karşılığında tahsis edildi
Zübeyde Hanım’ın 1923’teki vefatının ardından Makbule Hanım’ın, Selanik’te kalan aile mülklerinin tasfiyesi için Mübadele Komisyonu’na başvurduğu belirtiliyor. 1924 yılında sonuçlanan işlem kapsamında kendisine Kuruçeşme-Arnavutköy kıyısındaki yalı ile Galata’da iki dükkân tahsis edildiği aktarılıyor.
Yunanistan’ın el koyduğu aile mülklerinin karşılığında yapılan bu takas, taşınmazların değerlerinin nasıl hesaplandığı ve tahsis kararının hangi ölçütlere göre verildiği sorularını gündeme getiriyor. Özellikle Boğaz kıyısındaki değerli bir yalı ile ticari taşınmazların aynı işlem kapsamında verilmesi, dönemin mülkiyet uygulamalarının daha ayrıntılı incelenmesini gerektiriyor.
Mustafa Kemal’in kız kardeşi olması dikkat çekiyor
Makbule Atadan’ın Mustafa Kemal’in kız kardeşi olması, söz konusu tahsisin kamuoyunda ayrı bir başlık altında değerlendirilmesine neden oluyor. İşlemin yalnızca aile mülklerinin karşılığı olarak mı şekillendiği, yoksa dönemin siyasi ve bürokratik ilişkilerinin karar üzerinde herhangi bir etkisinin bulunup bulunmadığı ise arşiv belgeleriyle açıklığa kavuşturulması gereken bir konu olarak öne çıkıyor.
Yalıyı 1944’te sattı
Makbule Atadan’ın yalıda ikamet ettiği, Mustafa Kemal’in de zaman zaman burada dinlendiği aktarılıyor. Mustafa Kemal’in kardeşinden yalısını satmamasını istediğine ilişkin rivayetler de bulunuyor. Buna rağmen Atadan, yalıyı 1944 yılında Nedret Kalaycıoğlu’na sattı. Tarihî yapı, 1971 yılında koruma altına alındı.
Söz konusu yalıya ilişkin ayrıntılar, Yeni Akit’in haberinde de gündeme getirildi. Ancak tartışmanın asıl boyutunu yapının mimarisi veya sonraki sahipleri değil, Cumhuriyet’in ilk yıllarında mülklerin nasıl tasfiye edildiği ve hak sahiplerine hangi ölçütlerle karşılık verildiği oluşturuyor.
Mübadele dönemindeki taşınmaz takaslarının adil olup olmadığını ortaya koymak için aile mülklerinin gerçek değeriyle tahsis edilen taşınmazların o dönemdeki değerinin karşılaştırılması önem taşıyor. Bu karşılaştırma, benzer haklara sahip diğer vatandaşlara yapılan uygulamalarla birlikte değerlendirildiğinde, dönemin mülkiyet politikalarına ilişkin daha somut bir tablo ortaya koyabilir.