Barışa giden yol Türkiye’den geçer
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Zillet’in bileşenleri Türkiye’yi Rusya-Ukrayna savaşının tarafı yapmak için çırpınırken, Başkan Erdoğan’ın barış ve uzlaşma odaklı üçüncü yol politikası dünyanın takdirini topluyor. İsrail basını, ‘Savaşın şu ana kadarki kazananı krizi doğru yöneten Erdoğan” diye yazarken, Akit’e konuşan stratejistler, “Bölgede barışa giden yolun Türkiye’den geçtiğini” ifade ettiler.
YAVUZ SELİM İSTANBUL
Siyonist İsrail’in Haaretz gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üçüncü yol diplomasisine vurgu yaptığı analizinde Türkiye’nin izleyeceği politikaya göre bu krizin en büyük kazananı olabileceğine işaret ediyor. Savaşın başlamasıyla birlikte AB ve NATO ülkelerinin Rusya’ya peşi sıra ekonomik yaptırımlar uygulayarak hava sahasını Rus uçaklarına kapattıklarının hatırlatıldığı analizde, Türkiye’nin ise hem Rusya’nın Kırım ilhakını ve Ukrayna’ya açtığı savaşı kınadığını, hem de Rusya’ya yaptırım uygulamadığı belirtildi. Haaretz’deki makaleye göre, “Erdoğan ilginç üçüncü bir yol izledi” ve Türkiye’nin ne Ukrayna ne de Rusya ile bağlarını koparamayacağını söyleyen Erdoğan, iki ülke arasında yürütmesi çok zor bir denge politikası kurdu.
Belirleyici ülke
Uzmanlar ise, Batı’nın Ukrayna yönetimini yıllardır Rusya’ya karşı körükleyip, Putin’in saldırı emri sonrasında Zelenskiy’i yüzüstü bırakmasıyla Batı blokunun nasıl güvenilmez olduğunu ortaya koyduğunu, Türkiye’nin ise her iki tarafla hem ahlaki, hem hukuki, hem siyasi olarak yürüttüğü denge politikasıyla savaşta belirleyici ülke pozisyonunu elde ettiğini söylüyor. Akit’e konuşan Erzurum Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Özdemir, şu değerlendirmede bulundu:
Yeni küresel güç doğuyor
“Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye’nin denge politikası takdire şayandır. Diğer ülkelere nazaran Türkiye’nin bu savaştaki konumu çok kritik. Çatışma konularında son derece itidalli politika üretirken, haksızlığa karşı gerekli duruşu da sergilemeyi başarıyor. Zelenskiy, ‘Batı bizim yanımızda durmadı’ derken, Türkiye için Erdoğan’ın dik ve güçlü bir lider olduğunu söylüyor. Herkes bunu anlıyor. İsrail ve Avrupa gazetelerinin de fark ettiği gibi, bu savaşın sonrasında orta vadede kazançlı çıkan Türkiye olaraktır. Bu tür krizlerde Türkiye hep ivme kazanıp bölgesel güç olmuştu. Şimdi Batı Rusya’yı, Rusya Batı’yı yıpratırken Türkiye gücünü perçinleyecek ve inşallah küresel güç seviyesine yükselecektir. Burada muhalefetin maksadı ise ülkenin geleceği değil, Tayyip Erdoğan’ın ülkeyi ilerletmesini durdurmak ve mevki makam sahibi olmak için kamuoyunda algı operasyonu yapmak. Zelenskiy ise kendilerine gaz verip Rusya’ya karşı körükleyen Batı’nın savaş halinde ona yardım etmeyeceğini hesaba katamadı. Yüz üstü kalan Zelenskiy Batı blokunun nasıl güvenilmez olduğunu gördü. Özellikle ABD’nin 1918 tarihli Wilson Prensipleri’nden bugüne kadar yaptığı en büyük politika; ülkeleri birbirlerine karşı karıştırıp, seyirci kalıp yıpratmak ve nihayetinde arabuluculuk için patronluk yapıp iki tarafı barıştırma davranışı sergilemektir. Bunu Zelenskiy anlamadı ama Türkiye çok iyi biliyor. Bu denge politikası stratejisi bizi hem ABD, hem Avrupa, hem Rusya karşısında güçlendirecektir.”
Kazanan Türkiye
USTAD Başkanı Ahmet Akgül de, şunları dile getirdi: “Batı, Doğu coğrafyasıyla kurmuş olduğu ilişkisini mutlak surette menfaat üzerine kurar. Kendi dininden olsun veya olmasın. Türkiye; Suriye, Libya, Karabağ meselesinde olduğu gibi, Rusya-Ukrayna krizine de dindaşları olmamasına rağmen ancak insani yönüyle yaklaşıyor. Bu tür durumlar şovla değil diplomasiyle yönetilir. İki ülkeyle olan komşuluk ve ikili ilişki söz konusu iken, taraf olmayıp iki ülkeyle de dengeli politika yürüterek Batı’nın da görebildiği kadarıyla bu savaşın kazananı ekonomik manada olmasa da devletler arası itibar açısından Türkiye olmuştur. Bu tavır aynen sürdürülmelidir.”
SİHA’lar için tecrübe
Türkiye’deki muhalefetin bu tür meseleleri iç siyaset malzemesi yapmaması gerektiğini belirten Akgül, şöyle devam etti: “Bu savaşta Ukrayna tarafının kullandığı Bayraktar SİHA’larımız ilk kez taarruz değil müdafaa sahasındadır. Türkiye’nin yeni askeri teknolojisindeki manevra gücünü görebilmek için bu savaş önemli bir yer tutmaktadır. SİHA’ların başarısı harika derecededir. Tabii SİHA’ların fazlaca ön plana çıkarılmasına da dikkat edilmeli. Malum, dünyanın dört bir yanındaki savaşlarda kan ve gözyaşları Batı’nın yoğunlukla ürettiği silahlarla yapılırken hiç silahların menşei öne çıkarılmıyor. SİHA’ların başarılı manevralarını takip edeceğiz ancak Türkiye’yi savaşta pozisyon almaya zorlayan söylemlere de dikkat edeceğiz.”