• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Bankalar Birliği Başkanı Çakar, Ekonomi ve Finansta Milli Vizyon Zirvesi’nde konuştu: Geleceğin ekonomisini inşa ediyoruz

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et

Akit Medya Grubu’nun organize ettiği ‘Ekonomi ve Finansta Milli Vizyon Zirvesi’ gündeme damgasını vurdu. Zirvede konuşan Ziraat Bankası ve Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar, “Türk bankacılık sektörü ölçek, sermaye, likidite, aktif kalitesi ve risk yönetimi açısından güçlü ve dirençli bir yapı ortaya koymaktadır. Bu güçlü yapıyı yalnızca bugünün ihtiyacını karşılamak için değil, geleceğin ekonomisini inşa etmek üzere de kullanıyoruz” dedi.

Türkiye’nin büyüme performansının, enflasyonla mücadele sürecinin, maliye politikasının ele alındığı ‘Ekonomi ve Finansta Milli Vizyon Zirvesi’ İstanbul Finans Merkezi’nde (İFM) gerçekleşti. Hazine ve Maliye Bakanlığı himayesinde, Akit Medya Grubu öncülüğünde düzenlenen zirvede ekonominin dünü, bugünü konuşulacağı gibi geleceğe yönelik perspektif çiziliyor.

Çakar zirvede yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Sayın bakanım, arkadaşlar kendi bankalarından bahsettiler ama ben Bankalar Birliği şapkamla konuşacağım bugün.

Evet. Küresel ekonomi belirsizliklerin ve risklerin arttığı bir dönemden geçiyor.

Bankacılık sektörü olarak küresel gelişmeleri ve ülkemize olası etkilerini yakından takip ediyor, ekonomi yönetimimizle güçlü bir koordinasyon içerisinde hareket ediyoruz.

Öylesine belirsizliklerin hakim olduğu bir ortamda, makroekonomik istikrarı korumayı ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemeyi temel önceliklerimiz olarak görüyoruz.

Değerli konuklar,

Türk bankacılık sektörü güçlü bilançosu, yüksek sermaye yeterliliği, nitelikli ve değişime açık insan kaynağı, gelişmiş ödeme altyapısı, teknolojiye hızlı adaptasyon kabiliyeti ve güçlü kurumsal yapısıyla ekonomimizin en önemli ve en dirençli sektörlerinden biridir. Bu rakamlar ve bu güçlü yapıyı, bu rakamlar güçlü yapıyı net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Türk bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü 2026 yılı Ağustos ayı itibarıyla 55 trilyon TL'yi aşmış, aktiflerin milli gelire oranı %76'yı bulmuştur. İhtiyatlı bir anlayışla yönetilen bilançolarımız dengeli, sağlam ve dirençli yapısını korumaktadır.

2026 Ağustos itibarıyla yine toplam kredilerimiz yıllık bazda %36 oranında artarak 38,2 trilyon TL'yi bulmuştur. Üstelik kredi portföyümüz geniş bir müşteri ve sektör tabanına dengeli bir şekilde yayılmaktadır. Toplam kredilerin %75'ini oluşturan ticari kredilerde, kurumsal kredilerde en büyük payı imalat sanayii almaktadır; %32'ye tekabül ediyor. Finansman kaynaklarımızı ağırlıklı olarak yatırım, üretim, istihdam ve ihracat başta olmak üzere ekonomimizin katma değer yaratan alanlarına yönlendiriyoruz.

Sektörümüzün gücünün bir diğer önemli göstergesi de fonlama yapımızdır. Aktiflerin finansmanında mevduat ağırlıklı olarak kullanılmaktadır. Mevduatın toplam pasifler içerisindeki oranı %58 seviyesindedir. Mevduat, toplam mevduatın içerisinde TL'nin payı ise %62 seviyesinde olup bu da bizim ekonomimiz ve program açısından da çok değerli bir oranı ifade etmektedir.

Yurt dışından sağlanan fonlamalarla birlikte ve tabii ki mevduat dışı kaynakla birlikte hepsini reel sektörümüzün finansmanında kullanıyoruz. Mevduatın krediye dönüşüm oranı %88 seviyesinde olması ise Türk bankacılık sektörünün tasarrufları ekonominin finansmanına etkin bir şekilde aktardığını göstermektedir.

Kıymetli konuklar,

Küresel ve jeopolitik belirsizliklerin arttığı, ekonomik aktivitede yavaşlanmanın hissedildiği bir dönemde dahi sektörümüzün aktif kalitesini koruması önemli bir dayanıklılık göstergesidir. 2026 Ağustos itibarıyla takside gecikmiş alacak oranımız %3 seviyesinde makul, yönetilebilir bir düzeydedir. Sektörümüz sorunlu kredilere karşı ihtiyatlı bir yaklaşım içerisindedir. Özel karşılık oranımız %76, genel karşılık oranımız ise %14 seviyesindedir. Sermaye yeterlilik oranımız ise %17 ile uluslararası normların üzerindedir.

Dolayısıyla bugün Türk bankacılık sektörü ölçek, sermaye, likidite, aktif kalitesi ve risk yönetimi açısından güçlü ve dirençli bir yapı ortaya koymaktadır. Bu güçlü yapıyı yalnızca bugünün ihtiyacını karşılamak için değil, geleceğin ekonomisini inşa etmek üzere de kullanıyoruz.

Bu noktada teknolojik dönüşüm sektörün en önemli gündemlerinden biridir. Yapay zekanın yaratacağı yeni fırsatların, verimlilik artışının ve müşteri deneyimine sağlayacağı katkıları çok yakından takip ediyoruz. Mobil ve temassız ödemeler ile anlık ödeme sistemleri hızla yaygınlaşırken açık bankacılık uygulamaları ve yazılım entegrasyonları da giderek daha geniş bir kullanım alanı bulmaktadır.

Ancak dijitalleşme bizim için yalnızca hız ve verimlilik anlamına gelmiyor. Müşteri verisinin korunması, siber güvenlik ve güçlü kimlik doğrulama mekanizmaları bu dönüşümün ayrılmaz unsurlarıdır. Bununla birlikte istihdam piyasası, enerji tüketimi ve ekonomik yapı üzerindeki olası etkilerini bütüncül bir anlayışla değerlendiriyoruz.

Değerli konuklar,

Bankacılık sektörünün geleceğine yönelik sorumluluğu yalnızca finansal istikrarla sınırlı değildir. Sürdürülebilir bir ekonomi ve sürdürülebilir bir büyüme modeli için de sektörümüze önemli görevler düşmektedir. Bu alanda düzenleyici kurumlarımız, üyelerimiz, reel sektörümüz ve uluslararası kuruluşlarla yakın iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Yeşil varlık oranı, ulusal taksonomi, sürdürülebilirlik raporlaması, iklim risklerinin ölçülmesi ve sayısallaştırılması gibi alanlarda ülkemizin ihtiyaçlarına uygun çerçevelerin geliştirilmesine katkı sağlıyoruz. Çünkü biliyoruz ki sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir konu değil; finansal istikrarın, rekabet gücünün ve geleceğin ekonomik yapısının temel unsurlarından biridir.

Kıymetli konuklar,

Bankacılık sektörü olarak 2026 yılı Kasım ayında ülkemizde gerçekleştirilecek COP31 Zirvesi'ni büyük bir heyecanla bekliyoruz. Türkiye'nin son dönemde uluslararası alanda ortaya koyduğu güçlü kapasite ve diplomatik birikim sayesinde COP31'in yalnızca ülkemiz açısından değil, küresel iklim gündemi açısından da önemli ve kalıcı sonuçlar doğuracağına inanıyoruz. Türkiye Bankalar Birliği ve Ziraat Bankası olarak COP31'de yer alacağız ve zirvenin çıktılarının hayata geçirilmesinde her türlü çabayı göstereceğiz.

Önümüzdeki dönemde de ülkemizin ekonomik hedeflerine; üretimine, yatırımına, ihracatına, sürdürülebilir kalkınmasına güçlü şekilde Türk bankacılık sektörü olarak destek vermeye devam edeceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle katılımlarınız için teşekkür ediyorum. Sayın Bakanımıza ve bu zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Akit Medya Grubu'nun değerli yöneticilerine ve çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Zirvenin milletimiz, ülkemiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum."

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23