• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Asr-ı Saadet’ten günümüze uzanan bir teslimiyet hikâyesi: “Asr-ı Saadet’ten Teslimiyet Tabloları”

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Asr-ı Saadet’ten günümüze uzanan bir teslimiyet hikâyesi: "Asr-ı Saadet’ten Teslimiyet Tabloları"

Bir insan, inandığı uğurda ne kadar ileri gidebilir? Sevdiği için canını ortaya koyabilir mi? Peki ya karşılığında hiçbir şey beklemeden, sadece teslim olarak yaşamak mümkün mü?

Seyda Feyzullah Konyevi’nin kaleme aldığı “Asr-ı Saadet’ten Teslimiyet Tabloları” bu soruların cevabını Asr-ı Saadet’in hafızalara kazınan hadiseleri üzerinden arıyor.

Reyhanî Yayınları tarafından yayınlanan eser, sahabe-i kiramın hayatından seçilen dikkat çekici hadiseleri yalnızca tarihî birer olay olarak aktarmıyor. Kitabın asıl meselesi, o hadiselerin arkasındaki itaat, teslimiyet, sadakat, muhabbet, edep ve fedakârlık ruhunu bugünün insanına yeniden hatırlatmak...

Yapı olarak küçük bir kitap olmasına rağmen Sahabelerin en belirgin özelliklerini anlatması hasebiyle, Asr-ı Saadet’i hayatına taşımak isteyen herkesin okuması gereken bu kitabı farklı kılan bir diğer özelliği de yazarı. İlmi derinliğinin yanı sıra tasavvufi yaşantısı ve sohbetleri ile binlerce insanın hayatında sahabe esintisi oluşturan Seyda Feyzullah Konyevi, mü’minlerin gönüllerine dokunmaya bu kitabın satırlarından da devam ediyor. Sadırdan satırlara; satırdan yine sadırlara işleyen bu eser, sahabelerin neden gökteki yıldızlar gibi olduğunu bizlere gösteriyor.


 

Bir Antlaşma…

İlk bakışta mağlubiyet gibi görünen bir zafer… Hudeybiye, kitabın dikkat çekici bölümlerinden biri. Müslümanlar yaklaşık bin dört yüz sahabeyle savaşmak için değil, umre yapmak için yola çıkıyor. Ancak Kureyş Mekke’ye girişlerine izin vermiyor ve Hudeybiye’de bir antlaşma yapılıyor. Antlaşmanın bazı maddeleri sahabeye ağır geliyor: Bu yıl umre yapılmadan dönülecek, bazı şartlar Müslümanların aleyhine olacak ve on yıl savaş yapılmayacak. Fakat Kur’an-ı Kerîm, henüz Mekke’ye girilmemiş ve umre yapılamamışken bu olayı “apaçık bir fetih” olarak nitelendiriyor. Kitap burada önemli bir soruya dikkat çekiyor: İnsan, anlamakta zorlandığı bir durumda sevdiği ve güvendiği kişinin emrine teslim olabilir mi? Hz. Ömer’in tereddüdü ve Hz. Ebû Bekir’in teslimiyeti bu noktada yan yana getiriliyor. Hz. Ebû Bekir’in sözü ise hadisenin özünü ortaya koyuyor: “Sen, onun emrine itaat et.”


 

Bir Ağacın Altında Verilen Söz

Hudeybiye’nin unutulmaz sahnelerinden biri de Bey‘atü’r-Rıdvân. Hz. Osman’ın öldürüldüğü haberi üzerine sahabeler, Resûlullah’ın yanında toplanarak ölüm pahasına savaşmaktan geri durmayacaklarına dair bey’at ediyorlar. Ardından Allah’ın onların bu bey’atından razı olduğunu bildiren ayet nazil oluyor.

Darağacının Altında Bile Değişmeyen Sadakat

Hübeyb bin Adî’nin yaşadıkları ise teslimiyetin en çarpıcı örneklerinden biri. İslam’dan dönmesi karşılığında hayatı bağışlanabileceği söylenmesine rağmen Hübeyb, dininden taviz vermiyor. Darağacına götürülmeden önce iki rekât namaz kılıyor ve son ana kadar teslimiyetini koruyor.

“Sokağın Ortasında Oturdu”

Abdullah bin Revâha ile ilgili hadise ise teslimiyetin en sade örneklerinden biri. Resûlullah hutbe sırasında “Oturun” buyurduğunda, henüz mescide ulaşmamış olan Abdullah bin Revâha bu emri dışarıda işitiyor ve bulunduğu yerde, sokağın ortasında oturuyor. Kitap bunu yalnızca itaat değil, muhabbetin itaate dönüşmesi olarak değerlendiriyor.


 

Kitabın Bugüne Bakan Tarafı

“Asr-ı Saadet’ten Teslimiyet Tabloları” yalnızca geçmişi anlatan bir siyer kitabı değil. Eser, sahabenin hayatını bugünün insanı için bir “teslimiyet aynası” olarak sunuyor. Modern insanın nefsinin, alışkanlıklarının ve “herkes böyle yapıyor” anlayışının peşinden sürüklenmesine dikkat çekilirken asıl soru ortaya konuyor: Biz bugün neye teslim oluyoruz? Nefsimizin isteklerine mi, insanların yönlendirmelerine mi; yoksa Allah ve Resûlü’nün gösterdiği istikamete mi? Kitabın farklı bölümlerinde tesettür emrini karşılayan hanım sahabilerden Üsâme bin Zeyd’in genç yaşta aldığı göreve kadar pek çok örnekle aynı hakikat işleniyor. Çünkü asıl mesele sadece geçmişi bilmek değil, o teslimiyetten bugün kendimize bir pay çıkarabilmek.

Asr-ı Saadet yalnızca geçmişte yaşanmış bir zaman dilimi değildir; bir ruh ve hâl olarak yeniden yaşanabilir. Eserde, sahabenin teslimiyetinin yalnızca tarihe ait olmadığı; muhabbet, sadakat, ihlâs, edep ve sünnete bağlılık yaşandığı müddetçe bu ruhun devam edeceği ifade ediliyor. Belki de kitabın en güçlü tarafı burada ortaya çıkıyor. Okuyucu, sayfaları çevirdikçe sadece “Onlar ne yaptı?” sorusuyla karşılaşmıyor. Bir süre sonra soru değişiyor: “Ben olsaydım ne yapardım?”
Hudeybiye’de geri dönmek zorunda kalan sahabenin teslimiyeti… Rıdvan Ağacı’nın altında verilen söz… Darağacının altında bile değişmeyen Hübeyb’in sadakati… Bir emri işittiği anda sokağın ortasında oturan Abdullah bin Revâha…


 

Bütün bu tabloların ortak noktası aynı: Teslimiyet, sözle anlatılan bir iddia değil; hayatın içinde ortaya çıkan bir hâl. Seyda Feyzullah Konyevi’nin “Asr-ı Saadet’ten Teslimiyet Tabloları” kitabı, işte bu hâli farklı sahneler üzerinden okuyucunun gönlüne taşımayı amaçlıyor.

Eser yalnızca geçmişi anlatmıyor. Okuyucuyu doğrudan kendisiyle yüzleştiriyor: “Biz bugün neye teslim oluyoruz?” Modern hayatın “özgürlük”, “herkes böyle yapıyor” ve “nefsimin istediği” anlayışlarına karşı sahabenin teslimiyetini bir ölçü olarak ortaya koyan kitap, itaatin ve sadakatin insanı nasıl bir bütünlüğe taşıdığını anlatıyor.

Kitabın okuyucuya bıraktığı en önemli soru belki de şu: Asr-ı Saadet’i sadece okumakla mı yetineceğiz, yoksa o teslimiyet ruhundan kendi hayatımıza da bir pay çıkarabilecek miyiz? Bu kitap, cevabı okuyucuya bırakıyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23