• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Alçakların ateşkes falan dinlediği yok! Siyonistler okulu havaya uçurdu

Yeniakit Publisher
AA Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et

İşgalci İsrail ordusu, ateşkesin sürdüğü Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarına devam ediyor. Siyonist alçaklar Sur'a bağlı Mansuri beldesindeki devlet okulunun büyük bölümünü patlayıcılarla havaya uçururken, aynı bölgeye hava saldırısı da düzenledi. Biraşit beldesindeki bir tepe ile Hucayir Vadisi de bombalandı.

İsrail ordusu, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki saldırılarını sürdürürken, bir okulu patlayıcı kullanarak yerle bir etti, çeşitli bölgeleri hedef aldı.

Lübnan resmi ajansı NNA'da yer alan habere göre İsrail askerleri, Sur'a bağlı Mansuri beldesindeki devlet okulunun büyük kısmını havaya uçurdu. Mansuri beldesine patlamayla eş zamanlı hava saldırısı düzenlendi. İsrail ordusu Bint Cubeyl ilçesindeki Biraşit beldesinde bir tepeyi patlattı, Hucayir Vadisi'ne ise bombalı saldırı düzenledi

İsrail, Ekim 2023'te Lübnan'a saldırı başlatmış, Eylül 2024'te bu saldırı geniş çaplı savaşa dönüşmüştü. Savaşta 4 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 17 bin kişi yaralanmıştı. İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyindeki birçok beldeyi işgal etmişti.

Lübnan hükümeti, bu süreçte ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı. Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkes daha sonra birkaç kez uzatılmıştı. Ancak İsrail ordusu, ateşkese rağmen çeşitli gerekçelerle ülkeye yönelik saldırılarını sürdürüyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Yıkılan Yarınlar: Ateşkesin Gölgesinde Yok Edilen Umutlar ve Silahlarla Acımasızca Susturulan Çocuk Sesleri! Savaşın da bir hukuku, çatışmanın da bir sınırı olması gerektiğine dair insanlığın yüzyıllardır büyük bedeller ödeyerek inşa ettiği tüm evrensel değerler, Lübnan’ın güneyinden yükselen feryatlarla bir kez daha yerle yeksan oluyor. Mansuri beldesindeki devlet okulunun patlayıcılarla havaya uçurulması ve sivil yaşam alanlarının hedef alınması, sadece taş binaların değil, bir halkın geleceğinin ve çocukların yarınlarının da acımasızca hedef alındığını gösteriyor. Ateşkes kelimesinin kağıt üzerinde "silahların susması" ve namluların soğuması anlamına geldiği modern dünyada, bombaların ve patlayıcıların yarattığı bu amansız gürültü, uluslararası hukukun ne kadar çaresiz kaldığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Okullar ve hastaneler gibi insanlığın ortak sığınağı olması gereken alanların korunamadığı bu coğrafyada, yıkım askeri sınırları çoktan aşmış, doğrudan toplumun hafızasını ve yaşama sevincini yok etmeye yönelmiştir. Tarih boyunca barış umutlarının en çok yeşermesi beklenen, insanların derin bir nefes almayı umut ettiği ateşkes dönemleri, ne yazık ki bu topraklarda güvenliğin değil, savunmasızlığın en doruğa çıktığı aldatıcı anlara dönüşüyor. Çocuk seslerinin, neşeli koşuşturmaların, tebeşir kokusunun ve geleceğe dair taze hayallerin merkezi olan bir eğitim yuvasının dakikalar içinde bir enkaz yığınına çevrilmesi, savaşın insani maliyetinin en somut, en trajik kanıtıdır. Bir zamanlar tahtalarında umudun yazılı olduğu o sınıfların şimdi beton bloklar ve demir yığınları altında kalması, sadece bugünü değil, yarınları da karanlığa mahkum etme arzusunun bir yansımasıdır. Silahların gölgesinde, her an ölümle burun buruna yaşam mücadelesi veren sivil halk için bu saldırılar, sadece evlerin ya da okulların yıkılması anlamına gelmiyor; bu yıkım, adalete, vicdana ve insanlığın ortak geleceğine olan inancın da derinden sarsılmasına yol açıyor. Dünyanın sağır edici bir sessizlikle izlediği bu trajediler karşısında insanlık, geride kalan dumanı tüten enkazları seyrederken çok acı bir gerçekle yüzleşmek zorundadır: Bombalanan sadece taş duvarlar değil, insanlığın ortak vicdanıdır. Kalem tutması gereken ellerin sığınaklarda titrediği, en güvenli liman olması gereken hastane koridorlarının ve okul bahçelerinin birer hedef tahtasına dönüştürüldüğü bir dünyada, kalıcı bir barıştan bahsetmek her geçen gün daha da zorlaşıyor. Mansuri'deki okulun yıkıntıları arasından yükselen toz bulutu, sadece bir binanın çöküşünü değil, insanlık onurunun da o enkazın altında can çekiştiğini tüm dünyaya ilan ediyor.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23