AK Parti'li Bostancı'dan CHP'ye tavsiye: Demokrasiye sahip çıkın
AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, Meclis Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, "FETÖ'yle mücadele, demokrasiye sahip çıkma, Türkiye'nin temel meselelerine ilişkin konularda CHP'nin biraz muhakeme yapması lazım." ifadesini kullandı.
AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, TBMM Genel Kurulunda 2019 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde AK Parti Grubu adına söz alarak, bütçe görüşmeleri sürecinde milletvekillerinin yaptığı değerlendirmelerin son derece önemli olduğunu belirtti.
Verimli bir bütçe görüşmesi gerçekleştirildiğini dile getiren Bostancı, bütçenin çok anlamlı, halka katkı yapan, Türkiye'nin gelişmesine destek veren bir bağlamının olduğunu söyledi.
Bütçe görüşmeleri süresince asgari ücret konusunda eleştirilerin olduğunu anımsatan Bostancı, "Asgari ücret 16 yılda 184 liradan 1603 liraya çıkmış. Dolar olarak da bugünün paritesine göre 161 dolardan 300 doların biraz üzerine çıkmış. Sonuçta asgari ücret daha yukarıdaymış da biz aşağı indirmemişiz, alttaymış yukarıya çıkartmışız. Hepimiz istemez miyiz asgari ücret 1000-2000 bin dolar olsun. Ama aynı zamanda bunun imkanlara ilişkin bir mesele olduğunu hepimiz biliriz." şeklinde konuştu.
Eleştirilerde atıf yapılan konulara da değinen Bostancı, 2002'de yüzde 80 olan kadın okuryazarlığını 94'e yükselttiklerini, ortaöğretim kademesinde kızlarda okullaşma oranını yüzde 45'ten 83'ün üstüne çıkarttıklarını belirtti. Bostancı, "Bu iyi değil mi? Başarı mı bu? Yükseköğrenimi 13,5'tan 47,3'e yükseltmişiz. Son 10 yılda kadın istihdamını 3,4 milyon artırmışız. Daha çok kadın çalışma hayatına girmiş. Bu da modernleşen Türkiye'nin profilinde yeni bir kadın var demektir." ifadelerini kullandı.
Bostancı, engelli memur sayısının 16 yılda 5 bin 777'den 53 bin 964'e yükseldiğine işaret ederek, "Bu iktidar, engellilere çok destek verdi. Yaşadıkları şehirleri sadece pencerelerden seyreden insanlar vardı. Bunlar dışarıya çıktı. Başarı değil mi?" dedi.
Patent, marka ve tasarımların ticarileştirilmesine yönelik çalışmalar neticesinde 16 yılda yerli patent başvuru sayısının 21 kat, yerli patent tescilinin 27 kat, marka başvurularının da 3,5 kat arttığına dikkati çeken Bostancı, bunun da bir başarı olduğunu vurguladı.
'Bu bütçenin arkasında halk var'
Bu bütçenin, ahlakın bütçesi olduğunu, "ahlak" kelimesinin de "halk"tan geldiğini anımsatan Bostancı, "Bir bütçenin arkasında halk varsa o, ahlakın bütçesidir, düzgün bir şekilde pay edilen bütçedir." değerlendirmesini yaptı.
İktidarların seçimle gelip seçimle gittiğini dile getiren Bostancı, CHP sıralarına dönerek, "Öyle değil mi? Bir ülkede iktidarlar seçimle gelip seçimle gidiyorsa buna siz de katılıyorsunuz. Niyetiniz bizi seçimle götürmek değil mi? Başka fikriniz mi var?" diye sordu.
Bostancı, halkın, bütçeyi yapanların ne yapıp ettiğini gayet iyi bildiğini ve oyunu da ona göre kullandığını söyleyerek, "Bu bütçenin arkasında halk var. Bu bütçeyi yapan halktır. Halk, herkesten çok dikkatli. Bin yıl önce de böyleydi bin yıl sonra da böyle olacak. O yüzden kimse halkın aklıyla, dikkatiyle, ihtimamıyla, kararıyla alay etmesin. Bütün iktidarlar halktan toplarlar, sonra da halka dağıtırlar. Bütçe dediğiniz budur. Eğer bir iktidar halktan toplarken ve geri dağıtırken haksız ve adaletsizse o iktidarın canına bu halk okur. O yüzden bu iktidar bu bütçeyi yapıyorsa, bunun arkasında halk vardır." diye konuştu.
'İddiamız Türkiye Cumhuriyeti'ni Osmanlı'dan daha muhteşem yapmaktır'
Cumhuriyete en çok AK Parti'nin sahip çıktığını söyleyen Bostancı, şöyle devam etti:
"Osmanlı İmparatorluğuna ilişkin birçok değerlendirme yapıyoruz. Osmanlı İmparatorluğu'nun 600 yıllık ihtişamlı tarihinden dolayı gurur duyuyoruz. Tarih, şüphesiz sadece gurur duyulacak sahifelerden ibaret değildir. Mağlubiyetler, acılar, dramlar, gözyaşları vardır. Cumhuriyet kurulurken arkasındaki acıları da biliyoruz. Cumhuriyet kurulduğundan bu yana bütün hükümetler bu ülkenin kalkınması ve gelişmesi için gayret gösterdiler. Hepsine minnettarız. Cumhuriyeti bütün hikayesiyle birlikte görmek önemli. Cumhuriyetin 95 yılına bakarken gözleri yaşaranların, o gelişmeyi görenlerin, şu 16 yıl içinde yapılanlara ilişkin de kalplerinde bir çarpıntı olmalı. Ahlak ve vicdan bunu gerektirir. Osmanlı İmparatorluğuna tabii ki büyük saygı duyuyoruz, tabii ki Osmanlı İmparatorluğu muhteşem bir imparatorluk ama bizim iddiamız Türkiye Cumhuriyeti'ni Osmanlı'dan daha muhteşem yapmaktır. Sizin de iddianız olsun. Bu ülke hepsine layık. Osmanlı'ya duyduğumuz hayranlık kuru bir hayranlık değil. Onların yapabildiğini görmekten gelen bir inançtır, o inançla biz geleceğe bakıyoruz, öyle ilerleyeceğiz."
CHP'nin FETÖ konusundaki tutumunu eleştiren Bostancı, şunları söyledi:
"CHP geleceğe yönelik, bu FETÖ'yle mücadele konusunda nerede duruyor? FETÖ'yle yürütülen mücadeleyi eleştirebilirsiniz. 'İnsan hakları ihlalleri var.' diyebilirsiniz. Bunlar muhalefetin görevi. Bunlara ilişkin konuşun. Bunları dinleriz. Ama temel bir mesele var; FETÖ'yle mücadeleye ilişkin siz ne diyorsunuz? Ne yapalım, nasıl mücadele edelim? Demokrasilerin kendilerini koruma yöntemlerinden birisi OHAL'dir. 20 Temmuz'da biz Anayasa'da var olan, demokrasilerin kendilerini bu tür tehditlere karşı koruması gereken bir kuralı parlamento olarak yürürlüğe aldık. Ne dediniz? 'Bu, 15 Temmuz darbesinden daha ağır. Asıl darbe bu.' dediniz. Allah aşkına, böyle bir dilin FETÖ'yle mücadele konusunda nasıl bir yeri olabilir? Bence bu FETÖ'yle mücadele, demokrasiye sahip çıkma, Türkiye'nin temel meselelerine ilişkin konularda CHP'nin biraz muhakeme yapması lazım."
'Siyasetin ortak bir dil geliştirmesi mümkün değil mi?'
CHP'nin, "Dış düşmanlar, dış düşmanlar diyerek, bizi kandırıyorsunuz." şeklinde AK Parti'yi eleştirdiğini anlatan Bostancı, bazı ülkelerin isimlerini sayarak buralarda da dış güçlerin ellerinin olduğunu ifade etti.
Bostancı, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin kaderine ilişkin üstten böyle karar almaya çalışanlara karşı acaba siyasetin ortak bir dil geliştirmesi mümkün değil mi? Emin olun, bence burada şöyle bir zaaf söz konusu; 'Rakibimin düşmanı benim dostumdur.' diye siyasetin acımasız bir kuralı var ya, o kural biraz sizde işliyor. Bu FETÖ meselesinde de aynı acımasız kural işledi. 17-25 Aralık'ta aynısı işledi, 20 Temmuz'dan sonra aynısı işledi. Bu ülke ortak kader ve geleceği istikametinde hepimizin çabalarıyla ileriye gidecek. Bu ülkenin her tarafından, toprağından, böceğinden, otundan, ağacından, insanından hepimiz sorumluyuz. Bizimle mücadele edin, bizi yenmek için çaba gösterin ama bütün bu siyasal dilinizin içinde, bu memleketin ortaklığına, genel yönelimine, bu mücadeleleri paranteze alabilecek bir üst bakışa, bir dile lütfen yer verin, buna Türkiye'nin ihtiyacı vardır."