AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, terörsüz Türkiye sürecini Akit’e değerlendirdi: Örgüt lağvedilince siyonistler üzüldü
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
TBMM Genel Kurulu’na sevkedilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanun Teklifi’nin Türkiye’yi güçlendireceğini vurgulayan Burhan Kayatürk, “Örgüt lağvedilince Müslüman Kürtlerin siyonistlerle birlikteliği önlendi. Bu adım, siyonistler başta olmak üzere herkesi şaşırttı” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin terör belasından kalıcı olarak kurtulması için yürütülen Terörsüz Türkiye süreci, bölgesel dengelerden ekonomiye, güvenlikten Türkiye’nin uluslararası etkinliğine kadar birçok başlıkta yeni bir dönemin kapısını aralıyor. TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı ve AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, Akit’e yaptığı açıklamalarda terör örgütünün lağvedilmesinin Türkiye ve bölge açısından tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Kayatürk, örgütün feshedilmesiyle Müslüman Kürtlerin Siyonistlerle birlikteliğinin önlendiğini savunurken, Terörsüz Türkiye’nin hayata geçmesiyle Türkiye’nin ekonomik ve stratejik gücünün daha da artacağını söyledi. Sürece karşı çıkan siyasi çevrelerin “basit oy hesapları” yaptığını ifade eden Kayatürk, Türkiye’nin Irak, Suriye, Azerbaycan ve diğer bölge ülkeleriyle ilişkilerinin de yeni bir ivme kazanacağını vurguladı. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan savunma iş birliğini de değerlendiren Kayatürk, “Mekke ittifakı”nın bölgesel barış ve istikrara önemli katkılar sunacağını dile getirdi.
ÖRGÜT LAĞVEDİLİNCE MÜSLÜMAN KÜRTLERİN SİYONİSTLERLE BİRLİKTELİĞİ ÖNLENDİ
Komisyondan geçerek Genel Kurul’a sevk edilen Terörsüz Türkiye Çerçeve Yasası hakkında ne söylersiniz?
367 milletvekilinin imzasıyla Adalet Komisyonu’na sevk edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanun Teklifi” komisyondan geçti. TBMM Genel Kurulu’nda oylanarak yürürlüğe girecek. Bu kanunun ülkemiz açısından iki tane önemli anlamı var. Birincisi, senelerdir elinde silah olan ve her türlü terör eylemini yapmış bir örgütün feshedilmesi, elindeki silahların alınmasıdır. İkincisi, terörsüz Türkiye süreci sonucunda kabul edilen bu kanunla Kürtlerle Siyonistlerin bir arada olmalarının engellenmesidir. Terör örgütlerinin Siyonistler tarafından, emperyalistler tarafında nasıl desteklendiğini biz çok iyi biliyoruz, görüyoruz. Dolayısıyla biz sadece ülkemizde değil, aynı zamanda bölgede çok ciddi bir huzur meydana getiriyoruz. Bunun birinci adımı bir örgütün tamamen feshedilmesi elinden silahların alınması, lağvedilmesi ve terörsüz Türkiye hedefine ulaşılmasıdır. İkincisi Müslüman Kürtlerle Siyonistlerin bir araya gelmesinin engellenmesidir. Çünkü onlar maalesef “Siz mücadele edin, biz buradayız” gibi çok ciddi destekler verdiler. Bu ikisi çok önemlidir. Tabii en önemlisi, bizim topraklarımızda artık terör eylemleri olmayacak. Kan olmayacak, gözyaşı olmayacak. Zaten süreç başladığından bugüne kadar da bunların olmaması bundan sonra da inşallah olmayacağının çok güçlü bir işaretidir.
TERÖR ÖRGÜTÜNÜN LAĞVEDİLMESİ BAŞTA SİYONİSTLER OLMAK ÜZERE HERKESİ ŞAŞIRTTI
İsrail’in Gazze soykırımına en büyük tepkiyi gösteren Türkiye’yi karıştırmak isteyeceği bir dönemde terörsüz Türkiye sürecinin başarıyla yönetilmesi de çok önemli değil mi?
İsrail zaten her dönem Türkiye’den çok büyük bir endişe duymuştur. İsrail’deki Siyonistler Türkiye’yi düşman olarak bilir. Çünkü kendisi Türkiye’ye düşmanlık eden bir anlayıştır Siyonizm. Dolayısıyla Türkiye’nin de bu dönemde Gazze’deki soykırımını bütün dünyaya anlattığı bir dönemde o zaman bu Siyonistler daha çok Türkiye’ye saldırmak istediler. Tam bu dönemde Cumhurbaşkanımızın önce Ahlat’ta bir işaret vermesi “Biz birlikteliğimizi güçlendirelim” demesi. Ondan sonra Sayın Devlet Bahçeli’nin gelip mecliste DEM Partililerle tokalaşması. Sonra peşinden Sayın Bahçeli’nin örgütün terörsüz Türkiye sürecini başlatan açıklamayı yapması, örgütün kendisini feshetmesi çağrısı, Öcalan’ın “Evet ben bu işi yaparım” demesi örgütün de “Biz Öcalan’ı dinleriz” açıklaması, aslında başta siyonistler olmak üzere herkesi şaşırttı. Öyle bir aşamadan hamdolsun buralara kadar gelindi. Ardından örgüt kendisini lağvettiğini açıkladı ve silahları yakarak gereğini de yaptı. Bu nedenle bu çok önemlidir.
SELAHATTİN’İN TORUNLARININ İSRAİL’İN YANINDA SAVAŞA GİRMESİ ÖNLENDİ
Tabii süreci istemeyen kesimlerin kışkırtmaları da vardı.
Bu süreçte onları özellikle birileri Türkiye’de çeşitli kesimleri ciddi manada kışkırtmaya çalıştı. Hala da buna çalışanlar var. Burada kışkırtmaları tutmayınca bu sefer Suriye’de kışkırtmaya çalıştılar. En son İran’dakileri kışkırttılar. “Bari İran’da ayaklanın” dediler. Ama hamdolsun sağduyu hakim geldi. ABD/İsrail’in savaş açtığı İran’da bile kışkırtmaya gelmemeleri Türkiye’nin başlattığı süreç sayesinde olmuştur. Cumhurbaşkanımız bunu istemedi. Selahattin’in torunları İsrail’in yanında İran’a karşı savaşa mı girecekler? Hamdolsun bunlar engellendi.
ÖRGÜTTEKİLERİN BİR KISMI İSRAİL’LE BİRLİKTELİK İSTEDİ
Örgütün içinde de dış güçlerin etkisiyle süreci baltalamak isteyenler vardı sanırım.
Terörsüz Türkiye sürecinde örgütün içindekilerin bir kısmı da “Türkiye senelerdir Amerika’yla iş birliği yapıyor. İsrail’i tanıyan ilk ülkelerden biri. Biz işbirliği yapsak ne olacak? Biz de İsrail’le birliktelik yapalım” dediler. Ülkenin içinde de bu manada rezil adamlar vardı. Ama Türkiye’nin tavrını net gördüler. Türkiye’nin bunu kabul etmeyeceğini gördüler. Bir de Öcalan, benim görebildiğim kadarıyla geçmişte nasıl yüzüstü bırakıldıklarını da göz önünde bulundurdu. Öcalan da bu meseleleri bilen biridir zaten.
BUNDAN SONRA TÜRKİYE’Yİ KİMSE DURDURAMAZ
Çerçeve yasanın çıkması ve terörün tamamen bitmesiyle birlikte Türkiye’nin gerçek manada şahlanış dönemi başlayacaktır diyebilir miyiz?
Allah’ın izniyle bundan sonra Türkiye’yi, birlikte yol yürüdüğü Irak’ta, Suriye’de, tüm bölgede artık kimse durduramaz. Bakın Irak neredeyse Türkiye’nin petrol ihtiyacının neredeyse tamamını karşılayacak anlaşmayı imzaladı. Bununla beraber Irak’tan gelip Avrupa’ya gidecek olan Kalkınma Yolu Projesi de bitmek üzere. Öbür taraftan Azerbaycan’dan Zengezur Koridoru açılıyor. Bu bağlamda Doğu ve Güneydoğu’daki birçok şehir turizm merkezleri olacak. Van mesela Diyarbakır, Urfa, Mardin. Hepsi cennet gibi. Küresel ısınmanın bu kadar arttığı bir dönemde Van’da bin 700 metre yükseklikte bir deniz var. Tabii Van Gölü’nün yüksekliği bin 652 metredir. Düşünebiliyor musunuz? Van’dan çıkıp Şırnak’a girdiğinizde Orta Doğu’ya gidiyorsunuz. Van’dan çıkıp Iğdır’a gittiğinizde Orta Asya’ya giriyorsunuz. Van Orta Asya’yla Orta Doğu’nun birleştiği yerdir. Bir tarafında Mezopotamya var. Van’dan arabanıza bindiğinizde hele bu Şırnak-Van yolu da yapıldıktan sonra, şu anda ihalesi yapıldı, siz Süriye’ye dört saatte gideceksiniz. Irak’a iki buçuk saatte gideceksiniz. Ondan sonra Ermenistan’a iki buçuk saatte gideceksiniz. Gürcistan’da üç saatte gideceksiniz. Azerbaycan’a üç saatte gideceksiniz. Ve İran’a bir saatte gideceksiniz. Altı ülkeye dört saat içerisinde ulaşıyorsunuz. Bu kadar önemli bir konumda.
TERÖR YÜZÜNDEN KAYBETTİĞİMİZ 2.5 TRİLYON DOLARLA 25 BİN FABRİKA YAPILIRDI
Terör yüzünden kaybettiğimiz 2.5 trilyon dolarla neler yapılabilirdi?
Biz bugüne kadar terör yüzünden 2.5 trilyon dolar kaybımız oldu. Bu parayla tanesi 100 milyon dolardan 25 bin orta ölçekli fabrika yapılabilirdi. Yüzlerce boğaz köprüsü, Orhan Gazi köprüsü, onlarca nükleer santral, milyonlarca konut, alt yapı hizmetleri yapılırdı. Doğu ve Güneydoğu’nun ülke kalkınmasına katılmasıyla birlikte belki üç-dört Türkiye kadar büyüyeceğiz. Mesela Van’da bir zamanlar 6.5-7 milyon küçük baş hayvan vardı. Ama terörden dolayı bir ara 1.5 milyona kadar indi. Şimdi Allah’a hamdolsun tekrar 3 milyonun üzerine çıktı. Bizim hedefimiz bunu 10 milyona çıkarmaktır. Van’da çok ciddi yatırımlarımız var. Mesela stadyum projesini imzaladık. Raylı sistemi imzaladık. Bununla beraber Emlak Konut, Van’da çok ciddi bir yaşam alanı meydana getirecek. Tabi turistler artık geldikleri zaman bölgede büyük hava limanları olacak, uluslararası hava limanları olacak. Doğu ve Güneydoğu’da senelerdir doğru dürüst maden ve petrol araştırmaları yapılamadı. Artık Allah’a hamdolsun Diyarbakır’da petrol çıktı. Gabar’da Türkiye’nin en büyük petrol rezervi çıktı. Belki inşallah Çatak’ta, Muradiye’de şimdi çalışmalar yapılıyor. Rezerv tespiti için çalışmalar başladı. Sizin komşunuz İran’da petrol var. Öbür komşunuz Irak’ta petrol var. Suriye’de var, Azerbaycan’da var. Şimdi neden kendi ülkemizde olmasın? İnsanlar o bölgelerde tarım yapacak. Hayvancılık yapacak. Sanayi üretimi artacak. İnsanlarımız daha çok kazanacak.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE İLE BİRLİKTE EKONOMİMİZ ŞAHLANACAK
Terörsüz Türkiye ile birlikte Türkiye’nin ihracatı da katlanacak değil mi?
Biz iktidara geldiğimiz dönemde Türkiye’nin ihracatı 36 milyar dolardı. Şimdi 276 milyar liralık bir ihracatımız var. Turizmi de üstüne koyduğumuz zaman elhamdülillah ilk defa 401 milyar dolara ulaştı. Bununla beraber biz iktidara geldiğimizde kişi başına düşen milli gelir 3 bin 500 dolardı. Allah’a hamdolsun şu anda 18 bin doları geçti. Terörsüz Türkiye ile birlikte ekonomimiz şahlanacak ve ihracatımız kat be kat artacaktır inşallah.
Mekke ittifakı çok doğru ve manidar bir adım
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın imzaladığı “Ortak Savunma Anlaşması”nı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan savunma iş birliği anlaşması bölgesel güvenliğin güçlendirilmesi, savunma sanayi alanındaki ortaklığın geliştirilmesi ve ülkeler arasındaki stratejik ilişkilerin daha da ileriye taşınması açısından önemli bir adımdır. Mekke ittifakı çok hassas bir dönemde yapılmış çok doğru ve manidar bir savunma anlaşmasıdır. Farklı özellikler taşıyan bu üç önemli gücün bir araya gelmesi, büyüyecek bir savunma ittifakı doğuyor demektir. Karşılıklı güven ve ortak çıkarlar temelinde atılan bu adımın, dost ve kardeş ülkeler arasındaki dayanışmayı pekiştirerek bölgesel barış ve istikrara katkı sağlamasını temenni ediyoruz.
Avrupa’da ve Amerika’da “keşke başımızda Erdoğan gibi bir lider olsaydı” diyorlar
Türkiye’nin yükselen prestiji ile ilgili dünyadaki gözlemleriniz neler?
Ben hamdolsun çok uzun süre yurt dışında bulundum. Pakistan, Afganistan... Her tarafa gidip geliyorum. Ben yurt dışında öğrencilik yaptım. Dünya’nın en gelişmiş ülkelerinde, Avrupa’da bulundum, Amerika’da bulundum. Pakistan, Hindistan, Nepal, Sri Lanka, hatta Afganistan gibi bölgelerde mühendis olarak çalıştım. Dünya’nın her tarafında Türkiye yıldızının parladığı net bir şekilde görülüyor. Türkiye’ye karşı bakışlar ikiye ayrılmıştır. Mesela Pakistan gibi dost ve kardeş ülkelerde, Arap ülkelerinde, Balkan Müslümanlarında “Biz Tayyip Erdoğan’ı destekliyoruz” diyorlar. “Biz Türkiye’nin gelişiminden gurur duyuyoruz” diyorlar, dua ediyorlar. Avrupa ve Amerika gibi ülkelerde neler oluyor? Hem Avrupa kıtasında hem Amerika kıtasında “Keşke bizim de başımızda Tayyip Erdoğan gibi bir lider olsaydı” diyorlar.
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNDE DÜNYANIN HER YERİNDE BİZİM İÇİN DUA EDİLDİ
15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası uluslararası alanda yaşadıklarınızı paylaşır mısınız?
Özellikle 15 Temmuz, FETÖ hain darbe girişiminde ben dünyanın her tarafından telefon aldım. İslamabad’dan, Lahor’dan, Mekke’den, Medine’den, dünya’nın her tarafından Müslümanlar aradı bizim için dua etti. Belki de o dualarla ve insanımızın büyük mücadelesiyle biz o hain darbe girişimini atlattık. Aynı zamanda biz 2016’da FETÖ’yü terör örgütü ilan etmek istedik Kamboçya’da düzenlenen Asya Parlamenter Asamblesi’nde. Pakistanlı meşhur siyasetçi Müşahit Hüseyin, “Burhan ve arkadaşlarının getirdiği bu teklife bizim destek vermemiz lazım” dedi. “FETÖ’nün Asya’da terör örgütü ilan edilmesi lazım” dedi. “Eğer biz buna destek vermezsek biz darbenin yanında demokrasinin karşısında yer almış oluruz” dedi. “Türkler o gün öyle bir şey yaptı ki bir darbenin nasıl durdurulacağını bütün dünya öğretti. Bir lider çıktı bir çağrı yaptı, halk o çağrıya destek verdi. Ve sabaha kadar o lider, o halk direnerek darbeyi durdurdu. Bizim de tabii dualarımız onlarla beraberdi” diye konuştu. Hatta bir de espri yaptı; “Asya’nın kaplanları var ama aslanı yok. Asya’nın artık bir aslanı vardır. O da sabaha kadar halkıyla direnip darbeyi durduran Recep Tayyip Erdoğan’dır” ifadelerini kullandı. Ve oy birliğiyle FETÖ 2016 Aralık ayında uluslararası bir kararla terör örgütü ilan edildi.