Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Ailemizi hem dijital dünyanın tehditlerinden hem dizilerin tahribatından korumak öncelikli görevimiz. Çocuklarımızı korumaya yönelik bir düzenlemeyi yakın zamanda hayata geçireceğiz” dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, gazetemiz Akit’e verdiği kapsamlı röportajda aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik yürütülen çalışmalar ile yeni dönemin hedeflerini anlattı. 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesinin arka planını değerlendiren Göktaş, düşen doğurganlık hızının Türkiye için stratejik bir mesele olduğuna dikkat çekti. Aile ve Gençlik Fonu’ndan doğum yardımlarına, çalışma hayatındaki yeni düzenlemelerden dijital tehditlerle mücadeleye kadar pek çok başlıkta hayata geçirilen adımları paylaşan Göktaş, 2026-2035 döneminin “Aile ve Nüfus On Yılı” olarak ilan edildiğini açıkladı. Güçlü aile yapısının toplumsal savrulmalara karşı en önemli güvence olduğunu vurgulayan Göktaş, bu süreçte tüm kurumlarla seferberlik ruhu içinde çalışılacağını ifade etti. Aileyi ve çocukları hem dijital dünyanın risklerinden hem de kültürel tahribattan korumanın öncelikli hedefleri arasında yer aldığını belirtti.
NÜFUS ARTIŞI İÇİN ETKİN ADIMLAR ATMAYA BAŞLADIK
2025 yılı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleri ile Aile Yılı olarak ilan edilmişti. Aileyi bu kadar merkeze alma ihtiyacı nasıl ortaya çıktı?
Bilindiği üzere aile ve nüfus yapısında, küresel ölçekte önemli değişimler yaşanıyor. Evlilik oranlarındaki düşüş, doğurganlık hızının azalması ve yaşlı nüfusun hızlı artışı gibi değişimler birçok ülkede aile ve nüfus politikalarının tekrar gündeme gelmesine neden oldu. Avrupa ülkelerinin yanı sıra Rusya, Güney Kore, Japonya gibi ülkelerde doğurganlık oranlarındaki düşüş, nüfusun yaşlanması gibi problemler üzerine yıllardır çalışmalar yapılıyor, politikalar üretiliyor. Dünyanın en kalabalık ülkesi olarak Çin Halk Cumhuriyeti bile 40 yıl boyunca uyguladığı zorunlu tek çocuk politikasını terk ederek 2016 yılından bu yana çok çocuklu aile yapısı için programlar uygulamaya başladı. Türkiye’de de küresel eğilimlere uygun şekilde doğurganlık hızının düşmesi sürecini yaşıyoruz fakat biz bu noktaya çok daha hızlı bir şekilde geldik. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, doğurganlık hızında son yıllarda meydana gelen belirgin düşüşü “varoluşsal bir tehdit” ve “felaket” olarak değerlendirdi ve güçlü aile ve dinamik nüfus yapısına sahip olunması için kararlı politikaların hayata geçirileceğini ifade etti. Biz de bu doğrultuda etkin adımlar atmaya başladık. Türkiye’de ulusal düzeyde nüfus politikalarının geliştirilmesi ve etkin şekilde uygulanması için 2024 yılında Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında “Nüfus Politikaları Kurulu” kuruldu. Bu kurul, ülkemizde nüfus artışını hızlandırmayı odağına alan ilk ve en üst düzeydeki kurumsal yapılanma özelliğini taşıyor. Kurul, nüfus politikalarının düzenli olarak gözden geçirilmesi ve kalıcı adımların atılması noktasında önemli işlevler yerine getiriyor. Bu amaçla, aile ve nüfus yapısının güçlendirilmesi 2025 yılı “Aile Yılı” ilan edildi.
SOSYAL SAVRULMALARLA MÜCADELE NOKTASINDA AİLE HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA ÖNE ÇIKIYOR
Aile Yılı sadece nüfus ve doğurganlık konusundaki bu alarm durumu dolayısıyla mı ilan edildi?
Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki göreve geldiğimizden bu yana aileye yönelik çalışmalar öncelikli gündem maddelerimiz arasında yer aldı. Güçlü aile yapısının bir toplumun en kıymetli hazinesi olduğu bilinciyle çalışmalar yürüttük. 8. Aile Şurası’nı Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde 2023 yılında gerçekleştirdik. Aileyi odağına alması bağlamında bir ilk olan “Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımızı” 2024 yılında hayata geçirdik. Bugün tüm insanlık olarak maruz kaldığımız problemleri ailenin gücünü merkeze alarak çözebileceğimize inanıyoruz. Dijitalleşme ile yaşanan dönüşüm değerler sistemini alt üst ederken, bireyselleşme, benmerkezcilik, hazcılık ivme kazanırken, sosyal savrulmalarla mücadele noktamız olarak aile her zamankinden daha fazla öne çıkıyor. Tüm bunların yanı sıra sosyal hizmet modellerinde aile merkezli bir anlayışı benimsiyoruz. Çocukları, yaşlıları, engellileri aile içinde destekleyen modeller geliştiriyoruz. Dolayısıyla ailenin güçlendirilmesi sosyal hizmet politikalarımız açısından da önem arz ediyor. Her bir ferdinin içinde güven duygusuyla yaşadığı sağlıklı, güçlü aileler kurmak ve onları desteklemek öncelikli görevlerimiz arasında yer alıyor. Aileyi korumayı ve güçlendirmeyi, bir sosyal politika olmanın ötesinde, tarihimize, kültürümüze ve geleceğimize karşı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu sorumluluk, Anayasamızın 41. maddesinde de açıkça ifade ediliyor. Tüm bunlardan hareketle “Ailemiz geleceğimiz” diyerek 2025 yılını Aile Yılı ilan ettik.
Aile ve Gençlik Fonu’ndan 136 bin 276 gencimize 8 milyar 59 milyon lira ödeme gerçekleştirdik
Aile Yılı’nda neler hedeflendi, ne tür çalışmalar gerçekleştirildi?
Öncelikle şunu söylemek isterim ki Aile Yılı toplumun tüm kesimlerinde düşündüğümüzün ötesinde bir teveccühle karşılandı. Bizim kurumsal olarak yaptığımız çalışmaların dışında diğer kamu kurumları, akademi, sivil toplum kuruluşları ve medyada yüzlerce etkinlik ve organizasyon ile adeta bir aile seferberliği oluştu. Bu tablo Aile yılı ilanının ne kadar isabetli ve yerinde olduğunu göstermesi bakımından önemliydi. Toplumun aile konusundaki hassasiyetimizi böyle bir teveccühle sahiplenmesi bizi daha fazla motive etti. Bu motivasyon ile 2025 yılı boyunca önemli çalışmalar gerçekleştirdik. “Aile Dostu Ekosistem” anlayışıyla, aileyi koruyan, değerlerini yaşatan, kuşaklar arası dayanışmayı güçlendiren ve güçlü bir toplumun temelini ailede gören bir vizyonla çalışmalarımıza hız verdik. Aile Enstitümüz, aile yapısındaki dönüşümü ve toplumsal eğilimleri analiz eden ve politika üreten çalışmalarına bu yıl başladı. Deprem bölgesinden başlattığımız “Aile ve Gençlik Fonu”nu 81 ilimizde yaygınlaştırdık. Bugüne kadar 136 bin 276 gencimiz projeden yararlanmaya hak kazandı. Bugüne kadar 8 milyar 59 milyon lira ödeme gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra, pek çok sektörde yaptığımız 2.024 indirim anlaşmasıyla, çiftlerimizin evlilik hazırlıklarını kolaylaştırdık. Projeden daha fazla gencimizin yararlanması için gelir şartını güncelledik. 48 ay içinde çocuk sahibi olan çiftlerimizin geri ödemelerine, her çocuk için 12 ay erteleme imkânı getirdik. Kredi miktarını; 18-25 yaş aralığında olan gençlerimiz için 250 bin liraya, 26 ila 29 yaşlarındaki gençlerimiz için 200 bin liraya yükselttik. Bu yıl doğum yardımı sisteminde de önemli bir reform yaptık. İlk çocuk için verdiğimiz tek seferlik doğum yardımını 5.000 liraya çıkardık. 2’nci çocuk için her ay 1.500 lira; 3’üncü ve sonraki çocuklar için ise her ay 5.000 lira veriyoruz. Doğrudan annelerin hesabına yatırdığımız destekleri, çocuklar 5 yaşını doldurana kadar sürdüreceğiz. Mayıs ayından bugüne kadar, 721 bin çocuk için 8,7 milyar lira ödeme gerçekleştirdik. Hayata geçirilen bir diğer önemli düzenleme ise, memurlara yarım zamanlı çalışma hakkının sağlanması oldu. Böylece hem kadın hem erkek memurlar, çocukları ilköğretim çağına gelene kadar bu haktan yararlanabilecek. Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşlarında, kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için yapılacak yatırımları tasarruf tedbirleri kapsamından çıkardık. İnanıyoruz ki; bu köklü politikalar sayesinde, 2025 Aile Yılı, aile kurumunu güçlendiren, aile değerlerini ve dayanışmayı yeniden canlandıran bir dönüm noktası oldu. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu 2026-2035 “Aile ve Nüfus 10 Yılı” vizyonuyla elde ettiğimiz tüm kazanımları daha da kalıcı hale getireceğiz.
Gençliği Hedef Alan Tehditlere Karşı Sürekli Mücadele Başlıyor
Aile ve Nüfus On Yılında hangi çalışmalar hayata geçirilecek?
Önümüzdeki on yıl boyunca, 2025 Aile Yılı’nda gerçekleştirdiğimiz aile ve nüfusun güçlendirilmesine yönelik çalışmaları daha da geliştirerek devam ettireceğiz. Pek tabii, bu yönde kalıcı politikalar geliştirilmesi ve uygulanması kamu kurumlarımız başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin ortak ve kararlı mücadelesini gerekli kılıyor. Bu çerçevede Aile ve Nüfus On Yılı politikalarının en üst düzeyde himayesinin bir göstergesi olarak Bakanlığımız koordinesinde ilgili tüm kamu kurumlarının katkılarıyla “Aile ve Nüfus On Yılına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesinin” hazırlıklarına devam ettiğimizi ifade etmek istiyorum. Genelge kısa sürede tamamlanıp Sayın Cumhurbaşkanımızın imzasıyla yürürlüğe girecek. Bu dönemde aileyi, toplumsal yapıyı, evlilik kurumunu ve geleceğimizin teminatı çocuklarımızı olumsuz etkileyen kötü alışkanlıklarla, bağımlılıklarla, cinsiyetsizleştirme akımlarıyla mücadeleye yönelik bütüncül, yaygın ve devamlılık arz eden çalışmalar yürüteceğiz.
GÜÇLÜ ADIMLAR YENİ DüZENLEMELER YOLDA
Dijital mecralar ve medya içerikleri üzerinden aileye yönelen risk ve tehditler konusunda neler yapıyorsunuz?
Başta çocuklarımız olmak üzere ailemizi hem dijital dünyanın oluşturduğu risk ve tehditlerden hem de toplumsal sorumluluk duygusunu reyting yarışına kurban eden dizilerin tahribatından korumak öncelikli görevlerimiz arasında yer alıyor. Özellikle dijital dünyanın oluşturduğu riskler tüm dünyada endişe ile izleniyor. Pek çok ülke arka arkaya aldığı kararlarla bu alana düzenleme getirmeye başladı. Biz de bilhassa çocuklarımızı korumaya yönelik bir düzenlemeyi yakın zamanda hayata geçireceğiz. Bu konudaki hazırlıklarımız son aşamaya geldi. Bakanlık olarak, çocuklarımızı koruyan, ailelerimizi güçlendiren ve sağlıklı bir dijital kültür inşa eden politikaları kararlılıkla hayata geçirmeye devam ediyoruz. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımız, bu alanda somut adımları şekillendiren bir yol haritası niteliğinde. “Dijitalleşme Sürecinde Ailenin Desteklenmesi” hedefimiz doğrultusunda; aile bireylerinin dijital araçları doğru ve bilinçli kullanmalarına yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Bunun yanında bu dönemde dizi yapımcıları ve oyuncularıyla da bir araya geldik. Ailemizi, değerlerimizi korumaya yönelik hassasiyetlerimizi kendileriyle paylaştık. Bazı yapımlar Aile Yılı dolayısıyla faaliyetlerimize destek veren katkılar sundular. Bu konudaki gayretleri teşvik mekanizmalarını oluşturmak üzere ilgili tüm kurumlarla koordineli olarak çalışmalarımız devam ediyor.