RÖPORTAJ - "Bir Zümrüdüanka gibi yenilenme yaşadım"
Oyuncu İpek Tuzcuoğlu: - "İyi bir hikaye, senaryo ve yönetmenlik oyuncuyu her zaman parlatan bir şeydir" - "Tamam, bedenin sağlıklı olsun, korona kapma, koronayla mücadelede bütün hijyen kurallarına uy. Ama zihnini ve ruhunu da koruman gerekiyor" - "Ölümden çok yaşama odaklanmalıyız. O kadar çok ölüm, ölüm, ölüm. Zaten ölümlüsün. Hepimizin bilinçaltında ölüm korkusunu tetikleyen bir dolu olay var aslında. Dolayısıyla bunları seyrederek sürekli ortaya çıkartıyorsun. Sağlıklı bir ruh hali içinde olman mümkün değil. Yani anksiyete oluyorlar" - "Farah Zeynep Abdullah’ı, Serenay Sarıkaya’yı ve bir de Bergüzar Korel’i çok beğenirim. Bergüzar da benden çok küçük zaten. Bunlar benim üçlüm. Meslekleri, duruşları ve samimiyetleriyle bu üç ismi de çok beğeniyorum ve takip ediyorum. Bu arada kendi jenerasyonum için de söyleyeyim sevdiklerimi. Nazan Kesal'a, Vahide Perçin'e bayılırım. İpek Bilgin, Bennu Yıldırımlar, benim çok beğendiğim oyuncular" - "Yeşilçam’ı yakalayan nadir oyunculardan biriyim. Yeşilçam’daki ustalarla çalışma imkanım oldu. Çalıştığım bütün yönetmenler vefat etti. İşte Memduh Ün’den Osman Seden’e kadar, Orhan Elmas, Ayhan Önal gibi o kadar kıymetli insanlarla çalıştım ki, bu işin aslında tam ‘A’sını öğrendim. Sette çay da dağıttım, şaryo da kurdum, makyaj malzemelerini de temizledim. Bildiğin okul gibiydi benim için. Usta-çırak ilişkisindeki o ahlak, o edep, o saygı çok içimize sindi bizim" - "Hep inandım kendime, iyi bir yere gelebileceğime. Tökezledim, ayağım takıldı, düştüm, kendi merhemimi kendim sürmeye çalıştım. Gayret ettim, her şeyi kendim öğrendim aslında. Belki de benim en büyük eksiklerimden bir tanesi yanımda çok doğru insanların olmamasıydı kariyer noktasında. Çünkü bu 33 senede her şeyi kendim öğrendim diyebilirim"