Şii ve Suud savaşlarının yeni kurbanları: Türkmenler ve Kürtler

17 Ekim 2017 Salı

Savaş alanları için yeni oyuncaklarını test eden emperyalist güçler hız kesmeden amaçları doğrultusunda kendilerini kanla doyurmaya devam ediyor. Buna karşın emperyalist güçlerin savaş esiri olan mazlum devletleri ve halkları birer maşa gibi kullanıldıklarını görmemek çok acıdır.

Terörle mücadele ile geçirdiğimiz son 40 yılın ve komşu ülkelerde gerçekleşen 27 yıllık sonu gelmeyen savaşların acımasızlığını çok net görmeye başladık. Bunca acıya rağmen kör ve sağır olan ırk-mezhep hastaları her geçen gün içimizi daha da fazla yakmaya devam ediyor. 

İran Şiilerinin kendilerini mezhepsel olarak üstün görmesi ve yayılmacı bir politikada yol almaya çalışması, var olan kardeşlik hukukunu hiçe sayarak bölgemizde etnik sınıflar üzerinde asimile hareketler sergilemesi, Şia dünyasına öncülük yapması sorunları devamlı büyütmektedir.

Bunun yanında Suud dünyası selefiliğini ve Arap İslam anlayışı için nefsi çatışmalarını da beraberinde getiriyor. Suud devlet yönetiminin küresel sermayenin işgali altında olduğunu da iyi görmemiz gerekir. Devlet yönetiminin neredeyse tamamı ABD ve İngiliz sermayesi tarafından ablukaya alınmış durumda. Bu sorunun Suudları bir çıkmaza soktuğunu ve küresel güçler tarafından iradelerinin ipotek altında olduğunu iyi analiz etmemiz gerekir. 

İran’ın Şii dünyası tarafından kuşatılması, Arap Sünni bloğun kendi derdine düşmesi, yayılmacı Suud dünyasının nefsi davranması Müslümanları bölmektedir. Batının petrol yataklarını bir an evvel ele geçirmek için bölgeyi daha karmaşık bir duruma sokarak, istediğini elde etmek adına yangını körüklediğini unutmayalım. 

Yeni Ortadoğu’nun haylaz ve yaramaz çocuğunu şekillendirmeye çalışan ABD’nin, son zamanlarda Kürtleri yeni savaş oyuncakları ile donatarak, süsleyerek kullanmaya başladığını görüyoruz. Kürtlerin bölgede cirit atan küresel sermayenin iki lafına müptela olduğunu, hayallerini süslediğini unutmayalım. Neydi bu iki laf; bağımsız devlet ve zenginlik. Kürtler tarihten bir ders almalı; haçlı ve Tapınak Şövalyelerinin çocuklarının atalarınızın düşmanı olduğunu çok iyi bilmelisiniz. ‘’Gelin, vaat edilmiş topraklar içinde bir hayal dünyasına kapılmayın’’ demek ve bunun üzerine argüman üretmek gerekmez mi?

Burada kısaca anlatmaya çalıştığımız İRAN ve SUUD çatışmasıdır ancak bölgeyi devamlı kurcalamaya çalışan emperyalist güçler ve küresel sermaye bölgeyi iyi kullanıyor, sinir uçlarını kaşıyarak hareket alanı oluşturuyor ve subliminal savaşı devreye alarak Müslüman coğrafyasını kuşatıyor.

Bu noktada Türkiye’nin denge politikası yürütmesi, Müslüman ülkeler arasından fitnenin temizlenmesi adına önemli birtakım hamlelerde bulunması ve bölgesinde küresel aktör olarak rol alması başta ABD olmak üzere Batıyı rahatsız etmektedir. Kürtleri Türkiye karşıtı bir cepheye toplamaya çalışması bu durumun açık kanıtıdır. Kuzey Irak referandumu da bunun kaynağıdır. 

Tartışmalı alanların varlığını güç kullanarak elde etmeye çalışan yeni defakto oluşumların gücün hâkimiyetini sınadıklarını görmekteyiz. Yerel savaş unsurlarında somut sonuç olarak Kürtler üzerinden oluşum yapıldığını ve Kuzey Irak, Suriye, Rojova’da örnek olarak kullanıldığını görmekteyiz. Maalesef ki bu savaşlardan da en büyük zararı savaşan taraflar değil tartışmalı alanlarda yaşayan halk görür.

Tartışmalı alanlardan biri olan Kerkük 2000’li yıllarda Irak işgalinden sonra planlı bir şekilde bu bölge kapsamının içine alındı. 2005’te yapılan anayasaya göre ise Kerkük tartışmalı bölgeler kapsamına alındı. Bu statüsü de halen bu şekilde devam ediyor.

Yani hepimizin anlayacağı dilde “Kimseye ait olmayan bir Irak toprağı” var. Bu tartışmalara yol açan süreç de yaklaşık 14 yıldan beri devam ediyor. 2003’te başlayan kavga bugün ise çatışmanın yeni alanı oldu. Günlük 450 bin varil petrolün çıktığı bu bölge kavganın da kaynağı. Bu 450 bin varil petrol yalnızca beş kuyudan çıkıyor. İlave petrol kuyuları ile bu sayı bir milyonun üzerine çıkabilir.

Dünyanın en ucuz petrol çıkarma maliyetinin olduğu yerlerden birisidir Irak. Varil başına bu maliyet iki doları geçmez. Petrol şirketlerinin de iştahı Irak’tan bu yüzden eksik olmaz. Bugün itibari ile Irak anayasasında belirtilen tartışmalı alanların tamamına yakını Türkmenlerin yaşadığı alandır. Zaten sorun da burada başlıyor. Siz hakkınızı savunacak kadar silah ve güce sahip olmayınca önce topraklarınız tartışmaya açılıyor daha sonra da gelip üzerine oturuyorlar. Bugün Kerkük’ü konuşuyor ve tartışıyoruz. Ama tartışmalı alan olan Diyala’yı ve Musul’u unutuyoruz.

Bu sabah belki de Kerkük dışından Irak ordusu IKBY güçlerini vurmaya başlayacak. Diğerleri de onları vurmak yerine önce Türkmen mahallerine saldıracak. Daha önce defalarca olduğu gibi aynı sahneler birebir yaşanacak. Burada Türkiye’nin küresel aktör olarak gerçekleştirmesi gereken stratejik hamleler olacak ve olmalıdır. Bölgenin bütün umudunun Türkiye olduğunu unutmayalım.

Ülkemin aziz milletine selâm olsun, dua ile kalın.

 

  • HasanHasan1 ay önce
    Herkesi yazmışsınız bir bizi yazmamışsınız iki tane antlaşmamız var ırakla neden bu hakkımızı kullanmıyoruz ırak bütün sorunlarını irana vekalet etmiş alenen mezhepçilik yapıyorlar türkmenler anlaşılan onlarda iranı kendilerine daha yakın görüyorlar.