Diyanet’in FETÖ raporu üzerine

29 Temmuz 2017 Cumartesi

Diyanet İşleri Başkanlığı, doğrudan Gülen’in kendi ifadelerini esas alan bir raporla, onun dini nasıl istismar ettiğini ve bu uğurda nasıl bir hezeyandan bir başka hezeyana sürüklendiğini, akli ve nakli delilleriyle ispat ederek önemli bir hizmete imza atmış oldu.

Gülen, bir Diyanet çalışanıydı; bu bağlamda onun sapkın düşüncelerinin önü bizzat bu kurum tarafından önceden kesilmeliydi. Fakat önce resmi vaizliğine, sonra da fahri olarak İzmir, İstanbul ve Ankara’nın en büyük camilerinde vaazlar vermesine izin verildi; bir bakıma düşüncelerini yaymasının önü açıldı. 15 Temmuz’a kadar da maalesef bu kurumdan FETÖ ile ilgili hiçbir önemli ve anlamlı açıklama yapılmadı. Olan oldu, meselenin bu tarafını şimdilik biz de açmayalım.

140 sayfadan oluşan rapor, dini istismar noktasında, bir dini topluluğun, nasıl yavaş yavaş kendi öz değerlerinden uzaklaşıp istikamet kırılmalarına uğrayarak sapkınlığa düşebileceğinin de panoramasını veriyor. Bu haliyle de, sadece belirli bir topluluğun sapkınlığını anlatmış olmuyor, belki gelecekte kendilerini aynı akıbet bekleyen diğer dini cemaat ve topluluklara da bir yol göstericilik vazifesi ifa etmiş bulunuyor.

Raporda, Gülen’in sapkınlığını ispat eden onlarca delile yer verilmiş. Ben sadece önemli gördüğüm üçünü aktarmakla yetineceğim. 

Mesih’in Merkebi:

“Bu vaazında dikkat çeken bir diğer husus da Gülen’in kendisini, “mesihin merkebi” olarak tavsif etmesidir. (Hutbeler 1 06.10.1978 / Namaz 8, dk. 16 vd.) Bu ifadesiyle o, aslında orada hazır bulunan cemaatin dışında başka mahfillere seslenmektedir. Kitab-ı Mukaddes’te geçen bir tabir olarak “Mesih’in merkebi” (Kitab-ı Mukaddes, Zekeriya 9/9.) , Yahudi dinî literatüründe önemli bir semboldür. Bu sembol, kendilerini ahir zamanda gören radikal Yahudilerin, Mesih’in geleceğini beklediklerini ve bu gelişe dışarıdan hizmet edenlerin Mesih’in merkebi hükmünde olduklarını ifade etmektedir. Konuşmasında bu sembolü özellikle kullanan Gülen, görünen o ki hizmetine soyunduğu odaklara, kendisinin ve örgütünün ne derece “kullanışlı” olduğu mesajını vermek istemektedir.”

Vaftiz suyunu ab-ı hayat gibi içeceğiz:

“…Bu uğurda belki bin defa aldanacak, bin defa ateş böceklerine koşmalar dizecek, yüz bin defa zangoçlara yahşi çekecek ve vaftiz suyunu âb-ı hayat diye içeceğiz…” (Gülen, Çağ ve Nesil 1, s. 26).

Gülen’in, örgütün hedeflerine ulaşabilmesi sürecinde bağlılarının izlemesini tavsiye ettiği stratejiyle ilgili olarak kullandığı bu ifadeler, İslam itikadı açısından tasvip edilemeyecek söylemlerdir. Can tehlikesi haricinde Hz. Peygamber’in (s.a.s.) ve Sahabe-i Kiram’ın İslam’ı tebliğ süreçlerinde Müslüman kimliklerini gizleyerek bir yol izlediklerine asla şahid olunmamıştır. Habeşistan’a göç etmek zorunda kalan sahabe ölümü göze alarak inançlarından taviz vermemiş, doğru bildiklerini haykırmaktan da geri durmamıştır. Tam aksine İslam’ı kendi hayatlarında en güzel bir şekilde yaşamak suretiyle onun güzelliklerini fiilen ortaya koymuşlardır. Diğer taraftan Hıristiyanlığın en önemli simgelerinden biri olan ve Hıristiyanlığa girişi temsil eden “vaftiz suyu”nu, “âb-ı hayat” diye içmekten, Hıristiyanlıkta kiliseye çağrının simgesi olan çan çalma görevini yapan zangoçlara yahşi çekmekten söz etmek ne maksatla olursa olsun İslamî açıdan kabul edilebilir bir söylem değildir.

Paranoya ve Şizofreni:

“Bana öyle geliyor ki, tasavvuf başta olmak üzere, dinin diğer alanlarında az dahi olsa insanlara bir şeyler anlatan, onlara önderlik yapan kişiler paranoya ve şizofreni tehlikesine açık tiplerdir. Bu insanlar nazari bilgilerle değil entüisyonist bir mülahaza ile doğrudan Allah ile münasebet içinde
olabilirler…” (Gülen, Sohbet-i Canan, s. 154).

Gülen’in bu iddiaları, insanlara dini tebliğ etmekle görevli peygamberlere yöneltilen “mecnun”, “büyülenmiş”, “kâhin”, “sihirbaz” gibi ithamlarla (İsrâ, 17/47; Şuarâ 26/153, 185; Sâd 38/4-5; Müddessir 74/21-25) paralellik arz etmekte ve peygamberler dışındaki âlimlere de ağır bir hakaret içermektedir. Aslında bu iddialar, elinizdeki kitapta alıntılanan birçok ifadesinden de anlaşılacağı üzere Gülen’in kendisinin bu tür illetlere sahip olduğunun bir itirafı mahiyetinde görülebilir. Öyle anlaşılıyor ki böyle bir ifadeyle o, aslında kendi saçmalıklarına ve aykırılıklarına cemaati nezdinde bir gerekçe hazırlamak peşindedir. Kendisindeki bu durumu başkalarına yansıtması ise psikoloji ve psikiyatri uzmanları tarafından değerlendirilmelidir. “Entüisyonist (sezgicilik) bir mülahaza ile doğrudan Allah ile münasebet içinde olabilmekten” bahsediyor olması da dinî açıdan kabulü imkânsız bir başka itikadi sapkınlık örneğidir. Zira birçok defa dile getirildiği üzere ancak peygamberler Yüce Allah ile doğrudan bir iletişim hâlinde, daha doğru ifadesiyle vahiy irtibatı hâlinde olabilirler. 

 

  • ZgrZgr3 ay önce
    Sen niye karşı gelmedin veya yanında kalıp uzaklık  yaptın
  • OSMAN AKAROSMAN AKAR3 ay önce
    Bediüzzaman hz.lerinin "Bir rafizi bir hadise yanlış mana verse veya yanlış amel etse; acaba hadisi inkar etmek mi lazımdır, yoksa o rafiziyi tahtie edip namus-u hadisi muhafazaetmek mi lazım?beyanı muvacehesinde, suistimal ediliyor diye birçok hakikatı ortadan kaldırmak mıyoksa Risale-Nur da 12. Söz 4. Esas, 17.Lem'a 13. Nota 3.Mesele, 29.Mektub 9.Kısım 4.Telvih ve 8.Telvih 4. ve 6. Varta larda olduğu gibi meselelere açıklık getirip insanları usulü şeriata ve sünneti seniyeye şuurlandırmak mı lazım? Kolaycılıüa kaçmadan bunlar da vuzuha kavuşturulmalı vesselam...
  • Emine AlkayaEmine Alkaya3 ay önce
    Herşeyi açık seçik ortaya koyup analiz ettiniz. Allah razı olsun sizden.Fetö terör örgütü liderinin,Diyanetin içirsindee bu kadar konuşlanmış olası,önde olan kişileri kıskacına alması ... Müftüler valizler kuran kursu hocaları ve diğer kişiler...Bu duruma göz yamuldu, hiç engel olunmadı...peki! Şimdi durum nasıl?20 -30 yıl sonra, diğer cemaat diye geçinen ve önderlik yapan kişilerinhakkında rapor hazırlayıp; Sapkındı, şöyleydi böyleydi. . İş işten geçtikten sonra neye yarar!Buradan sesimi gerekli mercilere duyurmak istiyorum..Şimdi Türkiye'de var olan bazı cemaatlerin Fetö cemaatinden hiçbir farkı yok.Peygamberimizi tapulamışlarher sohbetlerinde o ortamda bulunduğunu iddia etmekteler.. Hata O'nu birebir gördüklerini söylemekteler..Devlete karşı antipatik kişiler yetiştirmekten, Kendilerinden ve liderlerinden daha iyi hiç kimse olmadığını iddia etmekteler. Cennetin tapusu onların elinde. Derhal, acilen bir önlem alınmazsa 20-30 yıl sonra çocuklarımız ve torunlarımız aynı felaket vr darbeyle karşı karşıya kalabilir.. Acilen önlem alınmalı gereği yapılmalı.
  • Emine AlkayaEmine Alkaya3 ay önce
    Herşeyi açık seçik ortaya koyup analiz ettiniz. Allah razı olsun sizden.Fetö terör örgütü liderinin,Diyanetin içirsindee bu kadar konuşlanmış olası,önde olan kişileri kıskacına alması ... Müftüler valizler kuran kursu hocaları ve diğer kişiler...Bu duruma göz yamuldu, hiç engel olunmadı...peki! Şimdi durum nasıl?20 -30 yıl sonra, diğer cemaat diye geçinen ve önderlik yapan kişilerinhakkında rapor hazırlayıp; Sapkındı, şöyleydi böyleydi. . İş işten geçtikten sonra neye yarar!Buradan sesimi gerekli mercilere duyurmak istiyorum..Şimdi Türkiye'de var olan bazı cemaatlerin Fetö cemaatinden hiçbir farkı yok.Peygamberimizi tapulamışlarher sohbetlerinde o ortamda bulunduğunu iddia etmekteler.. Hata O'nu birebir gördüklerini söylemekteler..Devlete karşı antipatik kişiler yetiştirmekten, Kendilerinden ve liderlerinden daha iyi hiç kimse olmadığını iddia etmekteler. Cennetin tapusu onların elinde. Derhal, acilen bir önlem alınmazsa 20-30 yıl sonra çocuklarımız ve torunlarımız aynı felaket vr darbeyle karşı karşıya kalabilir.. Acilen önlem alınmalı gereği yapılmalı.
  • KulKul3 ay önce
    Yaşar nuriye bile tek laf etmeyen diyanet sağır sultan misali
  • Bekir özlü Bekir özlü 3 ay önce
    sayın latif beyHüseyin Gülercenurttin veren ve benzer çevredindeki Müslümanların yazarlar dan bahsediyirumbu gün kadar nerdeyidinizhele diyanetin ki hiç afedilir tarafı yokeyyyy diyanet siz bunun için para aliyorsunuzorası yangelip yatma yeri deyil
  • Bilgi sahibi olmayanlaraBilgi sahibi olmayanlara3 ay önce
    Mehmet okuyan bana gel demiyor kurana gel diyor sen anlaşılan bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuşsun biraz kuran oku
  • Ahmet KuruAhmet Kuru3 ay önce
    En alttaki temel ne? Hakikat ne? Din maddi manevi kullanışlı bir aygıt, kullanın, kullanın da başkalarına zarar vermemeye de özen gösterin.. Sonunda hepimiz aynı türdeniz..
  • SerdarSerdar3 ay önce
    Iyi de bahsi gecen kitapları siz de okumuş ve herkese tavsiye etmistiniz bir zamanlar.ne değişti!
  • ŞahinŞahin3 ay önce
    Bazıları sapıklarfırsat bu fırsat vur abalıya bu kadar sahte ilahlarve putlar var diye yegane gerçek ilahımız Rabbımıza olan inanç ve anlayışımızı haşa yok mu edeceğiz? her asl ın bir yada bir çok sahtesi var diye asl ı inkarmı edeceğiz Devleti temsilen hilafet yıkılinca sağda solda öbek öbek küme küme toplanıp dine sahip çıkan dini ve kur anı bize taşıyan dipcik yiyen çileçeken bu müslumanlara sapık fetö muamalesimi yapacağız elbette eksikleri vardır ama bunu fırsat bilip saldıranlar asıl tehlike bu saldırganlar bu yüce dine hangi hizmeti yapmışlar bunu laik kemalistler yapıyorda islamoğlu gibi sapıklarda yapıyor şartlar ne olursa olsun biz kılı kırk yaran hassasiye veadaletle yaklaşacağız düşmanımıza bile sizi bir kavme olan düşmanlığınız adaletten ayırmasın buyuruyor Rabbimiz.
Daha fazla yorum göster (1/10)