Bitişe, tükenişe yürüyüş

01 Temmuz 2017 Cumartesi

Hep umutlarını seraptan deryalara yelken açmaya bağladılar. Ellerine hiçten başka bir şey geçmedi. Fakat her defasında yeniden kendilerini kandırma kısır döngüsüne dönmekten de bir türlü geri durmadılar.

Şimdi de bütün ümitlerini Kılıçdaroğlu’nun Ankara- İstanbul yürüyüşüne bağladılar. Bu sebeple de bu günlerde bütün FETÖ’cü hainler burunlarından kıl aldırmaz şecaate büründüler. Yakında, bu yürüyüşün de diğer atraksiyonları gibi hiçe varıp dayandığını görünce, yine utanmaz, yine arsız, yine kimliksiz suratlarıyla bukalemun taktikleri sergileyeceklerinde kuşku yok.

Hatta, Kılıçdaroğlu’nu yerden yere vuran ifadeler kullanırlarsa da hiç şaşırmayın. Yürüdü ise o yürüdü, bunun bizimle ne alakası var, gibilerinden masumiyet savunmalarına gireceklerini de şimdiden kestirmek hiç de zor değil. Endaze, ölçü, kriter, usul, disiplin, moral değer kalmayınca böylesi toplumdan her türlü ve her yöne savrulmayı beklemek gerekir; biz de öyle yapıyoruz, yani bekliyoruz ve bunların koca bir hiçe toslayacaklarını şimdiden söylüyoruz..

Kılıçdaroğlu, yürümüyor, gerçeklerle yüzleşmekten kaçıyor; İstanbul’a değil, bitişe, tükenişe doğru hızla mesafe kat ediyor. FETÖ, nasıl kontrol altına aldıysa, yat diyor yatırıyor, kalk diyor kaldırıyor, saldır diyor saldırtıyor. Bunu sadece kaset marifetli koltuk kapma olayıyla irtibatlandırmak artık yetersiz kalıyor. Böylesi teslimiyet, başkasını bilmem ama bana, daha sorunlu, daha vahim gerekçeler olmalı, diye düşündürüyor.

Kılıçdaroğlu, siyaseten bir bitişe ve bir tükenişe koşuyor. Onu bu konuda destekleyenlerin bir kısmı belki de bu finalin gerçekleşmesi için ona arka çıkıyor. Parti içi rekabet, hatta rekabeti de aşan hırs ve ihtiras sarmallı çekişmeler söz konusu kesim için bu yanlışı körüklemede motivasyon işlevi görüyor. Yani, onların desteği, Kılıçdaroğlu’nu dönüşü olmayan bir yolculuğa uğurlama anlamını taşıyor.

 Kılıçdaroğlu ne istiyor? Kendi söylemine bakılırsa adalet istiyor. Kim için adalet istiyor? Vatana ihanet suçuyla yargılanmış ve ceza almış birisi için istiyor. Başka? Darbeye kalkışmış, bu arada iki yüz elli vatan evladını şehit etmiş, iki binden fazla vatan evladını yaralamış, insanların üzerine tank sürmüş, korumasız insanların üzerine havadan ve karadan kurşun yağdırmış ve böylece vatan hainlikleri tescillenmiş bir terör örgütü için istiyor? Kimlerle birlikte istiyor? Dışta ve içte ne kadar vatan haini terörist varsa onlarla birlikte istiyor. Elbette, siyasi ve insani yanları böylesi yerlerde sürünen bir eylemin sahibi olarak Kılıçdaroğlu da bir bedel ödeyecektir. Bu bedeli de yine adil Türk yargıçları belirleyecek; ve Kılıçdaroğlu aradığı sözde adaleti değil hak ettiği gerçek adaleti yakında bulmuş olacaktır.

Kılıçdaroğlu, benim nezdimde hakkında iyi-kötü hiçbir değerlendirme yapmayı hak etmeyecek kadar renksiz bir figür. Fakat, refik kalemlerden dahi onun bu yürüyüşüne önem atfeden ifadeleri okuyunca, bu kadarcık da olsa bir değerlendirme yapmayı zaruri gördüm. Fazlası fazla olur diye, eleştirilerimi de kısa tuttum. Hatta, yazdığım bazı paragrafları bu düşünce ile tayyettim. Bu kadarı bile fazla olduysa, okurlarımdan özür dilerim. Çünkü, bunlara atfedilen her değer, değeri değersizleştirmek hesabına geçer..

Ayet bize, size siz lazımsınız, siz hidayette olduğunuz sürece başkasının sapıklığı size zarar vermez, öğretisinde bulunur. Her konunun hidayeti, doğruluğu kendi kriterleriyle tartılır. Şimdiki konu bize ait yönüyle bir beka mücadelesi olduğuna göre, biz mücadelemizde doğru, isabetli ve istikametli yolda olduğumuz sürece, hasımlarımızın veya rakiplerimizin yanlışı, yoldan çıkmışlığı, sapıklık ve dalaleti bizi etkileyemez, yapmak zorunda olduğumuz doğru hamleleri bize erteletemez. Öyle de olmalı. Öyle de oluyor..