İslâm İşbirliği Teşkilâtı Kararları ve Kudüs Merkezli Bağımsız Filistin

19 Aralık 2017 Salı

13 Aralık 2017 tarihinde, 16’sı lider düzeyinde olmak üzere 48 İslâm ülkesinin temsilcilerinin katılımıyla İstanbul’da toplanan İslâm İşbirliği Teşkilatı, ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan eden skandal kararını reddederek, Kudüs ve Filistin’in geleceğine dair çok önemli kararlar almak suretiyle Amerika ve İsrail’e adeta meydan okudu.

BM’den sonra uluslararası temsil gücü en yüksek organizasyon olan 57 üyeli İslâm İşbirliği Teşkilatı; 21 Ağustos 1969’da Mescid-i Aksâ’nın bir Siyonist tarafından yakılması üzerine, 22–25 Eylül 1969 tarihlerinde Rabat’ta ilk kez düzenlenen İslam Zirve Konferansı’nda alınan kararla “İslam Konferansı Örgütü” adıyla kurulmuş, Haziran 2011 Astana toplantısında ise, ismi “İslam İşbirliği Teşkilatı” olarak değiştirilmişti. 

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, zirve öncesinde “Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıyalım. Başkenti Kudüs olan, egemen ve bağımsız Filistin devleti talebinden asla vazgeçmeyelim” diyerek zirve kararlarını yönlendirmiş oldu. 

Teşkilatın 13 Aralık 2017 İstanbul zirvesi sonuç bildirgesinin önemli kararları özetle şunlardır:

- ABD Başkanı’nın Kudüs’ü “İşgalci Güç” İsrail’in sözde başkenti olarak tanıyan tek taraflı kararı en güçlü şekilde reddedilmiş ve kınanmıştır. Kudüs-ü Şerif’in yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan sözkonusu tehlikeli beyan hükümsüz ve meşruiyetten uzak olup Filistin halkının tarihi, hukuki, doğal ve milli haklarına bir saldırı, bütün barış girişimlerine yönelik kasti bir baltalama, aşırılık ve terörizme ivme kazandıracak bir tahrik unsuru ve uluslararası barış ve güvenliği hedef alan bir tehdittir.

- ABD Yönetimi bu yasadışı beyanın geri çekilmemesinden doğacak tüm sonuçlardan bütünüyle sorumlu olacaktır. Bu beyan, ABD Yönetimi’nin barış destekçisi rolünden çekilmesi olarak değerlendirilmiş olup tüm paydaşlar tarafından da böyle anlaşılmıştır. 

- Ayrıca, bu beyanın ilanı, işgalci güç İsrail’in 1967’de işgal ettiği, merkezinde Kudüs-ü Şerif bulunan Filistin topraklarında sürdürdüğü sömürgecilik, yerleştirme, apartheid ve etnik temizlik siyasetinin teşvik edilmesidir.

- İki devletli çözüm temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’ne dayanan, uluslararası tanınmış referans hükümlerle uyumlu adil ve kapsamlı bir barışa bağlılık teyit edilmiştir.

- Doğu Kudüs, Filistin Devleti’nin başkenti olarak ilan edilmiş ve bütün devletler Filistin Devleti’ni ve Doğu Kudüs’ün onun işgal altındaki başkenti olduğunu tanımaya davet olunmuştur.

- Bütün devletlere BMGK’nın 1980 tarihli ve 478 sayılı kararını tam olarak uygulama çağrısında bulunulmuş, bu doğrultuda bütün devletler;

a) ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in sözde başkenti olarak tanıyan kararını desteklemekten imtina etmeye,

b) Diplomatik misyonlarını Kudüs-ü Şerif’e taşımamaya davet edilmiştir.

- Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne çağrıda bulunularak, derhal sorumluluklarını üstlenmesi, Kudüs-ü Şerif şehrinin yasal statüsünü teyit etmesi, Filistin Devleti topraklarındaki İsrail işgaline son vermesi, Filistin halkının uluslararası korunma altına alınmasını sağlaması, Filistin Davası’na ilişkin aldığı tüm kararları uygulaması ve bu kararlara uyması istenmiştir.

- BM Güvenlik Konseyi’nin harekete geçememesi halinde İİT üyesi ülkeler, bu ağır ihlali BM Genel Kurulu 377-A sayılı “Barış için Birleşme” kararı çerçevesinde BM Genel Kurulu’na götüreceklerdir.

- İslam Kalkınma Bankası’ndan Filistin projelerine öncelik vererek “Kalkınma için İslami Dayanışma Fonu” aracılığıyla Kudüs’ü Şerif ve diğer işgal altındaki topraklarda ekonomik ve sosyal kalkınma çabalarına destek olması talep edilmiştir.

- Katılımcılar, İslam Ümmeti için bu denli önemli bir konuda liderliği üstlenmesi ve zirveye ev sahipliği yapması nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a minnetlerini ifade etmişlerdir.”

İlk kez İslâm ülkelerinin çoğunluğu tarafından imzalanan bu tarihi kararlar, Filistin Devleti ve Kudüs’e dair nihai beklentilerimizi tümüyle karşılamasa da çok önemli bir adım olup bu kararların ardında durmalı; İslâm ülkelerinin başkenti Kudüs olan, egemen ve bağımsız Filistin devleti talebinden asla vazgeçmemesi, dünyanın da bu devleti tanıması için hep birlikte çalışmalıyız.

 

YORUM YAZ