--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Zina serbestisi “hata” değil “travma!”

Zekeriya Say
Zekeriya Say
19

 

1995 yılının Temmuz ayında, bir pazar günü, Zeynep Uludağ, annesi Ersin Sakartay, kız kardeşi Sinem ve bir arkadaşı ile birlikte Kumkapı’da, rakı eşliğinde yemek yiyorlardı.

Yan masada ise evli ve iki çocuk babası İsmail Kızılkaya ile Ercan Kavuncu oturuyordu. Zeynep’in annesinin “taciz iddiası” ile ortalık bir anda ana baba gününe döndü. Zeynep, restoranın mutfağına gitti ve elinde bir bıçakla geri geldi. O bıçakla iki çocuk babası İsmail Kızılkaya’yı öldürüp, Ercan Kavuncu’yu ağır yaraladı.

Zeynep’in, kadın kadına özgürce rakı içerlerken, kendilerini taciz eden iki erkeği bıçaklaması ve birini öldürmesi ahalinin çok hoşuna gitti.

Medyanın da ilgisiyle “katil” iken bir anda “kahraman” oldu. Böyle bir ortamda yargılanan Uludağ, 2 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevinde kaldığı süre göz önünde bulundurularak, para cezasıyla tahliye edildi.

Televizyoncular, işlediği cinayetin dizisini çekip, başrolde de bizzat olayın faili Zeynep Uludağ’ı oynattılar.

Yetmedi…

“Boy boy fotoğraflarını ülkenin dört bir yanına astılar. 

Bununla da yetinmeyen Zeynep, o dönemin modasına uyarak bir de kaset çıkardı.

“Sabun köpüğü” gibi gelen bu şöhret çok kısa sürdü.

Toplum, tam “Zeynep Uludağ” ismini unutacaktı ki…

1997’de, gazetelerde, “Çıplaktılar” başlığıyla bir haber çıktı.

Habere göre;

“Namusunu korumak” için iki çocuk babası bir kişiyi öldüren, bir kişiyi de yaralayan Zeynep Uludağ, kız kardeşi Sinem’in eski sözlüsü ve o sırada “Şima Perker” adlı kadının çiçeği burnunda kocası olan Tarkan Perker ile zina halinde yakalanmıştı.

Bu olay elbette Türkiye’deki ilk “zina” vakası değildi fakat bir tartışmanın fitilini ateşlemişti.

O zamanki TCK’ya göre;

Kadının zinası suç sayılırken, erkeğin aynı fiilî işlemesi suç sayılmıyordu.

Uludağ’ın “zina” halinde yakalanmasıyla, bir anda;

“Zina yapan erkeklerin neden cezadan muaf tutulduğu?” tartışmaları başladı.

Dönemin “Meclis Adalet Komisyonu” bu olaydan sonra “zina eden erkek” için de hapis cezası getiren bir tasarıyı tartıştı.

Kimi vekiller; 

“Genelevden çıkan evli erkekleri de cezalandıracak mısınız?” şeklinde sorular sorarken..

Kimileri ise;

“Ben zinayı suç saymıyorum diyen varsa, onun için suç sayılmasın” şeklinde önerilerde bulundu.

En mantıklı teklif, ‘‘Zina yapan idam edilsin’’ çıkışıyla dönemin DSP Tekirdağ Milletvekili Fevzi Aytekin’den geldi fakat o da iki güne kalmadan kıvırdı.

Anayasa Mahkemesi, mezkûr maddeyi iptal edince de “zina tartışması” 2004’e kadar kapanmış oldu.

2004 yılında, “AB uyum yasaları” için TCK’da değişiklikler yapan yasa tasarısı gündeme geldiğinde ise CHP’liler ve laikçi azgın koro;

“TCK bir şeriat kanunu haline gelir” diyerek ortalığı ayağa kaldırdı.

Bugün 80 yaşını deviren “eski Türkiye artığı” bir yazar, gazetedeki köşesinden, hiç utanmadan; “Hayvanlar gibi sevişme özgürlüğü” istedi.

O dönem “iktidar olup henüz muktedir olamayan” Ak Parti ise, gelen tepkileri göğüsleyemeyince, zinaya “ceza” getirmeyi amaçlayan teklifini geri çekti.

Artık zina yalnızca basit bir “boşanma sebebi” sayılıyordu.

Ne olduysa ondan sonra oldu.

Bırakın bekârları, evliler arasında bile zina patlaması oldu.

Eşinin eve yabancı birini aldığını duyan bir koca, içerideki zinacıyı çıkarabilmek için polise “hırsız” ihbarında bulundu.

Hiç unutmuyorum, Prof. Gaye Erbatur, yurt dışından gelecek hayat kadınlarından hastalık kapmasınlar diye kapalı toplantılarda CHP’lilere “güvenli zina brifingleri” bile verdi.

Hâsılı, zina serbestinin bedeli çok ağır oldu.

Son olarak;

Karısı ‘abim’ dediği, kendisinden 28 yaş büyük komşuları ile kaçan zavallı kocanın, kameralar karşısında “Allah’ım n’olur çocuk benden olsun” diye dua ederken…

DNA testinin sonucunu ağzı kulaklarında karşılayan ve çocuğu komşusundan peydahladığı ortaya çıkan  “zinacı kadın”ın şımarıklığı da bu serbestinin sonucuydu.

Tabii bu şeni tabloya “evlilik dışı doğum”ları ve Ahmet Davutoğlu’nun imzaladığı “İstanbul Sözleşmesi”ndeki; “törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması” maddesini de eklediğimizde, artık uçurumun kenarında olduğumuzu anlamak zor olmasa gerek.

Tamam…

Tam 14 yıl sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan; “zina konusunda yanlış yaptık” diyerek tarihi bir itirafta bulundu.

Biz bu itirafın, hayırlara vesile olmasını beklerken…

Mezkûr itiraftan iki yıl sonra, hem de “zina”nın yeniden suç kapsamına alınmasına neden olacak yukarıda gibi rezilce bir vakayı eleştirdi diye GATA’nın Başhekim Yardımcısı Dr. Ali Edizer’in görevden alınması, beni resmen sükut-u hayale uğrattı.

Bu saatten sonra  “zina serbestisi” artık bir “hata” değil, toplumun ahlakını yavaş yavaş ölüme götüren ağır bir “travma” halini almıştır.

Yorumlar

(19)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Meyyid

11 Mart 2021 22:50

Ne hikmetse chp ye yakışan uç noktadaki tüm kanunları hep akp çıkardı. Nasıl iş bende anlamadım.

mizan

9 Ekim 2020 00:54

Biri hariç buradaki her cümlenizi tasdik ederim; Hariç olanı ise şu: Ahmet Davutoğlu İstanbul Sözleşmesini kendi başına mı imzaladı yoksa birileriyle istişare neticesi olarak tavsiye/talimat olarak mı imzaladı? Malum o vakitte siyaseten en yetkili isim değil, belki ikinci adamdı. Amma diğer dediklerinizde haklısınız..

6284 Mağduru

8 Ekim 2020 23:14

Düzen bozuk maalesef. Gün geçtikçe daha da bozuluyor. Çok uç, akla ve mantığa sığmaz ibretlik olaylar yaşanıyor. Mesela zina eden kadınlar mevcut düzende zina ettikleri sevgilileriyle evlerinde güvendeler, rahatlar, hatta yasayı haksız kullanarak devletin korumasındalar. Kocalar bu kadınların yalanlarıyla, iftiralarıyla, mücerret ithamlarıyla alınan mahkeme kararlarıyla sokaktalar. O kocalar kovuldukları evin giderlerini de karşılamak zorundalar, kendilerini evden attırıp o eve sevgililerini alan kadınlara nafakalarını da ödemek zorundalar. Bu 6284 yapılırken bunu suiistimal edecek kadınların olabileceği hiç mi düşünülmedi sizce?  

Rıfat

8 Ekim 2020 17:53

Sokaklar anadan doğma kıyafetlerle dolaşan sapık kadın/kızlardan geçilmiyor, bu ülkede ahlak polisi şart oldu artık!..

Şahika

8 Ekim 2020 17:44

Bize de bu saatten sonra Ashab-ı Kehf gibi bir mağaraya çekilmek düşüyor...

Bekir

8 Ekim 2020 17:11

AKP-MHP isteseler zina meselesi tekrar mevzuata alınır. Fakat bu sorun onları hiç ilgilendirmiyor gibi!  

Hüseyin

8 Ekim 2020 17:11

Sayın yazara göre ak Parti'nin hiç bir suçu yok

Zina zina zina

8 Ekim 2020 14:09

Zina ne zaman tck kapsamında suç olmaktan çıkarıldı. Oturduğu yerden herşeyle ilgili yasa çıkaran insan neden buna el atmıyor. Hiçbir lafla söylem tutmaz mı?

Emekli48

8 Ekim 2020 13:24

En büyük suçlardan birini artık normal görmeye başladıysak; Allah bizim dualarımızı kabul eder mi ki?

Hüseyin

8 Ekim 2020 13:18

Demek İ.sòzleşmesini Ahmet Davutoğlu imzalamış yada getirmiş diyorsunuz öylemi 

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle