Yalancıların piri, hiç yalan söylememiş!
Kanser tedavisi gördüğü için yazılarına ara vermek zorunda kalan Bekir Coşkun, dün tekrar kalemi eline almış ve gazetesi Sözcü’yü öven bir yazı yazmış.
Coşkun yazısında, şu sıralar gündemde birinci sıradaki yerini koruyan Rahmi Turan’dan da bahsetmiş.
Rahmi Turan ile aralıklarla 35 sene birlikte çalıştığını belirten Coşkun;
“Çoğumuzu o yetiştirdi” demiş…
Daha önce de;
“Geceleri pavyonda kanun çalarken, Zeki Müren’in kendisini kötü yola düşmekten kurtardığını” söylemişti.
Coşkun, Rahmi Turan’ı kast ederek;
“Değil köşesinde, özel sohbetlerde dahi bir tek yalanını duymadım… Bizler için bir tek sözü senet gibidir…” demiş.
Şıracı Rahmi’nin şahidi Bozacı Bekir.
*
Bekir Coşkun nasıl olmuş da aşağı yukarı benim yaşım kadar bir süre birlikte çalıştıkları halde Rahmi Turan’ın tek bir yalana şahit olmamış, doğrusu çok şaşırdım.
Zira!
Rahmi Turan son yalanını daha beş gün önce herkesin gözünün içine baka baka söyledi.
“Benim sicilim çıkardığım gazetelerle ve aldığım sayısız ödülle dolu” dedikten sonra yönettiği gazeteleri başlarına rakam koyarak,
1) Günaydın Gazetesi, 2) Tan Gazetesi, 3) Sabah Gazetesi, 4) Bugün Gazetesi, 5) Hürriyet Gazetesi, 6) Meydan Gazetesi, 7) Gözcü Gazetesi ve SÖZCÜ Gazetesi” diye alt alta sıralayan Turan;
“Yarım asırlık onurlu sicilim” dediği bu listeye bir ara “din tüccarlığı” yapmak için çıkardığı ve satılmadığı için kapatmak zorunda kaldığı “Son Çağrı” gazetesini eklememişti.
Başyazarlığını yaptığı Aydın Doğan’a ait bu gazetenin “gölge yöneticisi” olan ve 31 Aralık 1996 tarihli sayının manşetine, sırf mütedeyyin insanlara şirin görünmek için “Yılbaşınız Batsın” diye başlık atan da Rahmi Turan’ın ta kendisiydi.
Geride bıraktığımız temmuz ayında ebediyete irtihal eden Mehmet Şevket Eygi ve yine bu yıl ağustos ayında elim bir trafik kazasında hayatını kaybeden Kültür Bakanı Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Dursun ile birlikte Aralık 1996- Mayıs 1997 tarihleri arasında çıkardığı bu gazetede, Rahmi Turan;
Refah Partisi ile DYP’nin kurduğu (Refahyol) koalisyon hükümetine “yandaşlık” yapıyordu.
Dahası…
Aynı anda Gözcü gazetesini de yöneten Turan, burada ise tam aksi yönde yaptığı haberlerle hükümete muhalefet ediyor, dünyada bir daha eşine rastlanmayacak bir mürailik örneği sergiliyordu.
*
Rahmi Turan, Aydın Doğan ait Hürriyet Medya Towers’ın 13. katında çıkardığı bu “sağcı-muhafazakâr” gazetede, Avrupa’dan bavullarla getirdiği çıplak fotoğraflara bakarak “yatak öyküleri” yazamıyordu ama…
1997 yılında 83 yaşında aramızdan ayrılan Mahmud Bayram Hocaefendi’nin cenaze namazını haberini;
“Fatih, Çarşamba İsmailağa Camii İmamı Mahmut Ustaosmanoğlu dün toprağa verildi!..” şeklinde yalan-yanlış yazabiliyordu.
Üstelik!
Allah uzun ömürler versin, halen hayatta olan fakat Rahmi Turan’a göre “cenaze namazı kılınan” Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi, Mahmud Bayram Hocaefendi’nin cenaze namazını en ön safta kılmıştı.
*
İlk kez gördüğü çıplak bir kadın fotoğrafına sadece birkaç dakika baktıktan sonra;
“Kâmil’in kara bıyıklarını gören turist Helga kendinden geçti” türü bir başlık atarak asparagas, yani “yalan” haberler yazabilen ve bu üçkağıtçılığın “piri” olarak kabul edilen Rahmi Turan, bir keresinde de Yunan asıllı İstanbul doğumlu yazar yönetmen Elias Kazancıoğlu, namı diğer Elia Kazan'ın resmini, manşetten;
“Karısını üç çocuğunu doğradıktan sonra kendini vurdu!” türünden asparagas bir haberde kullanarak rezil rüsva olmuştu.
*
Bununla da yetinmeyen Rahmi Turan,
Tan Gazetesi'ni yönetirken İmam Şibli'nin "Cinlerin Esrarı" adlı kitabını dizi şeklinde yayınlamış…
Gazete, bu dizi sayesinde tirajını artırınca, 15 günün sonunda biten kitabın devamını yazmak Rahmi Turan ve arkadaşlarına düşmüştü.
*
Satış rekorları kıran gazetelerini adeta bir “genelev bülteni” ya da “fahişe rehberi” gibi çıplak kadın vücutları ile dolduran….
Bu nedenle de Tan gazetesine hiç reklam alamayan Rahmi Turan, her ne kadar geçmişinden;
“Yarım asırlık onurlu sicilim” gibi afili bir cümleyle bahsetse de…
Turan’ın ne kadar makbul bir gazeteci olduğunu, patronu Haldun Simavi’nin şu sözü çok iyi özetliyor:
“Sen kendini ne sanıyorsun?.. Çekerim sifonu, işin biter!”
Evet!
Bekir Coşkun’un;
“Çoğumuzu o yetiştirdi” diyerek kutsadığı Rahmi Turan, patronu Haldun Bey’in gözünde;
Bir sifonla kanalizasyona gönderilen üç harfli bir şey hükmündeydi.
*
Daha düne kadar, sırf ilgi çeksin diye;
“Boyundan büyük sevgilisi olan ünlü şovmen Okan Bayülgen, sevgilisi Cansu’yu öpmek için merdivene çıkıyor!” yollu ucuz ve yalan haberlere imza atan Rahmi Turan,
“Külliye’ye giden CHP’li kim?” haberiyle belki de ahir ömründe ilk kez gerçek manada gazetecilik yapacaktı…
Onda da çok güvendiği 20 yıllık arkadaşı tarafından tufaya getirildi.
Velhasıl…
Her ne kadar Bekir Coşkun;
“Değil köşesinde, özel sohbetlerde dahi bir tek yalanını duymadım” dese de…
Böyle giderse, ömrü yalan haber yazmakla geçen Rahmi Turan, bir kez bile doğru söylemeden gazetecilik hayatını hitama erdireceğe benziyor!..







