Namus dersi “genelev patroniçesi”nden!..
Ev kadını bir anne ile şoför bir babanın, sokak aralarında yaramazlık yapan, arkadaşlarının parmaklarını kıran “haylaz oğlu”ydu…
Kendi ifadesiyle; “Allah’ın cezası bir çocuk”tu.
Dinç Bilgin ailesi Çeşme’de tatil yaptığında, Bilgin ailesinin “makam şoförlüğü”nü yapan babası da Çeşme’de ev kiralar, o da zengin ailelerin bahçesinden sörflerini çalarak, motorlarını araklayarak, tatil yapardı.
17 yaşına geldiğinde, puanı oraya yettiği için Basın-Yayın’a kaydoldu…
Gündüz okula, gece de Yeni Asır’a giderek “ofis boy” olarak çalışmaya başlayan o çocuk büyüdü, şu sıralar Bodrum’daki “villa”sıyla Türkiye’nin gündemine oturdu.
•
Gazetecilik mesleğine başladığında tüm beklentisi; “sigortalı olmak, bir de asgari ücret almayı ummak” olan bu çocuğun, çalışarak Bodrum’da “villa” alması elbette bir “başarı hikâyesi”dir.
Hele bir de emlakçıların “6.5 milyon lira” gibi devasa bir fiyat biçtiği o villayı, “namusumla çalışarak aldım” diyorsa..
Zaten tartışma da villayı nasıl aldığından ziyade…
Tıpkı o çocuğun zamanla büyüyerek göbek yapması gibi…
Satın aldığında 142.5 metrekare olan villanın, zamanla büyüyerek; bodrum kat ve balkon gibi imara aykırı ilavelerle 310 metrekareye çıkması üzerinde dönüyor.
•
Tabii…
O çocuğa yakın şartlarda dünyaya gelen ve aynı mesleği, kalemine leke sürdürmeden icra eden rahmetli Hasan Karakaya ağabeyin, “kırk yıllık gazetecilik” hayatında;
Eve getirdiği ilk akşam, hırsızlara kaptırdığı otomobili ile, sık sık asansörü bozulduğu için bazı geceler gazetedeki odasında bulunan kanepede uyumak zorunda kaldığı evini, ancak alabildiğini…
Hakeza!
Bunca yıldır gazetecilik mesleğinin içinde olan, yazılarıyla, kitaplarıyla ve hemen hemen ülkenin her köşesinde verdiği konferanslarla Türkiye’de herkesin yakından tanıdığı Abdurrahman Dilipak’ın da; 30-35 yıllık birikimi ile ancak bir ev ve otomobil sahibi olabildiğini…
O, bir tane evinin de; eski bir darbecinin ölümünün ardından akit’te yayınlanan “hakkımı helal etmiyorum” manşeti nedeniyle, Kadıköy 4. İcra Müdürlüğü tarafından haraç mezat satılarak, adeta yargı eliyle gasp edildiğini bildiğimden, doğrusu biraz kafam karıştı.
Zira!
Benim tanıdığım ve mesleğini namusuyla icra eden gazetecilerin ekseriyeti bir, bilemedin iki ev almış.
Peki, “Allah’ın cezası” o çocuk, n’apmış?
Genç yaşında, ev ve araba işlerini hallettikten sonra, kendi ifadesiyle bir de Bodrum’dan “iki odalı saray” almış.
•
Yazılarında mütemadiyen “namus”tan bahseden…
Namuslu gazetecileri, tüylerindeki siyah ve beyaz keskin çizgilerden dolayı “zebra”ya benzeten bu çocuğun;
“Nasıl bir “namus” anlayışı var?” diye kafa yorarken, aklıma mezkûr zatın 2015 yılında yazdığı ve muhtemelen parasıyla da tartışmalı yazlığını aldığı “Kadın” kitabındaki şu cümle geldi:
“Ahlak dersi almamız gereken erotik film yıldızı var. Namus dersi almamız gereken genelev patroniçesi var.”
İşte asıl detay, bu!..
Zira erotik filmden “ahlak dersi…”
“Emlak Kraliçesi” olarak tanınan kerhane işletmecisi Matild Manukyan’dan da “namus dersi” alınmasını tembihleyen biri, 6.5 milyonluk villayı namusuyla almayacak da…
“Ahlak”ı ve “namus”u, Kur’an ve Sünnet’ten öğrenmeyi tavsiye eden, mütedeyyin gazeteciler mi alacak?!…
•
Madem bu konulara daldık…
Yıllarca Aydın Doğan gibi “muzır neşriyat”tan sabıkalı ve Cem Uzan gibi “hortumcu” patronların yanında çalışan, bu “ahlak” ve “namus” timsali çocuk ile ilgili şu kısacık hikâyeyi de anlatalım:
Tarih, 26 Ağustos 2003…
Savcılık, polis ve MASAK, Uzan’lara ait tespit ettiği 180 şirkete daha tedbir koydurtur.
Böylece, Uzan’lara ait tedbir kararı alınan şirket sayısı 260’a çıkar.
İşte o gün, “İmarbank soruşturması”nda köşeye sıkışan Cem Uzan, kapalı devre konferans sistemi ile gazetesi Star’ın çalışanlarına bir konuşma yapar ve “Hesaplarımıza el konuldu. Maddi olarak hepimiz sıkıntı çekeceğiz” şeklinde bir açıklamada bulunur..
Bu açıklama üzerine ne olsa beğenirsiniz?!..
Star gazetesi kurulduğu günden bu yana “Genel Yayın Yönetmenliği” ve “yazı işleri müdürlüğü” görevini yürüten kadro, apar topar topluca istifa ederler..
İstifa eden “yazı işleri müdürleri” arasında, mesleğe başladığında “asgari ücrete” razı olan o “Allah’ın cezası çocuk” da vardır.
•
Demem o ki;
Villanın parasını kesinlikle, “namusu”yla kazandığı ve tüyü bitmemiş yetimin hakkının olmadığı parayla ödemiştir.
Bu yüzden,
83 milyonluk Türkiye’ye 1000 odalı sarayı çok gören bu çocuğa, siz “iki odalık sarayı”nı
Çok görmeyin!







