Mukaddesat törpüleri işbaşında!
Tüm dünya “Küresel ısınma ile nasıl mücadele ederiz?” diye kafa yorarken, Putin, Sibirya’nın ısınmasıyla enerji tüketiminin azalacağını ve tarıma elverişli alanların daha da genişleyeceğini hesap ediyordu.
Tabii böyle bir durumda Rusya’nın sular altında kalacağını ve iklim değişikliğinin zararının, kârından daha fazla olacağını ise kestiremiyordu.
•
Putin şimdi de Suriye’de, benzer bir hesap içerisinde…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Eğer siz üs kuracaksanız, üssü yine kurun ama bizim önümüzden çekilin, bizi rejimle baş başa bırakın” çağrısına rağmen, sırf Suriye’nin Doğu Akdeniz’deki Lazkiye ve Tartus limanları ile Hmeymim hava üssüne sahip olmak için Esad gibi eli kanlı bir katile yardım ediyor.
Bu uğurda, yılda 20- 25 milyar dolarlık ticaret hacmi olan Türkiye gibi bir ülkeyi de kaybetmeyi göze alıyor.
Tabii bu arada, askerlerimiz tarafından İdlib’te birer birer imha edilen milyonluk silah sistemleri nedeniyle, Rus Savunma Sanayii’nin de “prestij” kaybetmesine de neden oluyor.
Dediğim gibi, Putin’in fayda-maliyet hesabı biraz farklı. Bunu Cumhurbaşkanımız da “Menfaatleri nedir inanın bunu çözebilmiş değiliz” sözleriyle teyit etti.
Umarım bugün Moskova’da gerçekleşecek görüşmede, Putin yaptığı telafisi imkansız hesap hatalarını fark eder de “Bahar Kalkanı Harekâtı” salimen hitama erer.
•
Tabii harici düşmanlar birliğimizi ve bağımsızlığımızı tehdit ederlerken, dâhili bedhahlar da boş durmuyorlar. Onlar da tüm güçleriyle içeriden maneviyatımızı ve mukaddesatımızı tehdit etmeye devam ediyorlar.
Bu bedhahların önde gelen isimlerinden biri de hiç kuşkusuz, Susurluk skandalından sonra zuhur eden “sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemlerinin mucidi ve aynı zamanda isim babası olan ünlü ceza hukukçusu(!) Avukat Ergin Cinmen’in gazeteci(!) kızı Işıl Cinmen.
Bayan Cinmen, Swinger (eş değiştirme) partisi yüzünden Haber Türk’ten kovulduktan sonra bir daha gazetecilik(!) yapmaması gerekirken, Doğan Medya Grubu gazetelerinden Posta’nın hafta sonu eklerinin “Yayın Yönetmenliği”ne getirilmişti.
Göreve gelir gelmez bir gazeteciden ziyade “ahlak törpüsü” gibi çalışmaya başlayan Cinmen, başta “Her biriyle 4’er dakika olmak üzere 1 saatte 15 kişiyle flört ettiği” Speed Dating (Hızlı Flört) akşamları adlı rezalet olmak üzere, haber kılıfı altında bir sürü skandala imza atmıştı.
“Doğan Medya” el değiştirip, “Demirören Medya” olduktan sonra eskisi gibi aykırı haberler yapmaktan kaçınan Işıl Hanım, bir anlamda sessizliğe bürünürken, belli ki “ifsad” vazifesini de mesai arkadaşlarına havale etmiş.
Zira geride bıraktığımız pazar günü, Demirören Medya’ya ait pazar ilaveleri, maneviyatımızı ve mukaddesatımızı tehdit eden haberlerle doluydu.
Bunların başını ise Işıl Cinmen’in yönettiği “Pazar Postası” çekiyordu.
Cinmen Hanım’ın Pazar Postası, “psikonevroz” ve “anksiyete” teşhisi konmuş ve Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde tedavi görmüş Arda Kural adlı oyuncuyu ile yaptığı mülakatı manşete çekmiş.
Peki başlık ne olsa beğenirsiniz?
“Artık namaza ara verdim evrensel enerjiye inanıyorum.”
Mülakatın tamamını okuduğunuzda, Kural’ın “Sette namaz kılıyordum, yoga yapıyordum” şeklindeki tenakuzlarına şahitlik ettiğinizde, Arda Kural adlı oyuncunun henüz tam manada iyileşmediği kolaylıkla anlaşılıyor.
Akli melekeleri yerinde olmayan kişiler namazdan muaf olduklarına göre, Işıl Cinmen’in bu ifadeyi bilerek manşetten vermesi, bu haberin bir “zihinleri iğfal operasyonu” olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
•
Aynı gün Pazar Postası’nı bir kenara bırakıp, müftü oğlu Ahmet Hakan’ın yönettiği Hürriyet’in Pazar ilavesine bakıyorsunuz…
Orada da Yılmaz Erdoğan’ın eski eşi oyuncu Belçin Bilgin adlı hanımefendinin;
“İmdadıma Meditasyon Yetişiyor” ifadesi sürmanşete çekilmiş…
•
Tam “La Havle ve La Kuvvete” çekip, Milliyet gazetesinin Pazar ekine bakacak oluyorum…
Onda da daha önce canlandırdığı bir role porno film izleyerek hazırlandığını açıklayan Nurgül Yeşilçay adlı ahlak fukarası kadının; “Kibele’nin, Afrodit’in torunlarıyız” şeklinde, manşete çekilmiş ifadesiyle karşılaşıyorum.
Kibele kim peki?
Frigya mitolojisindeki Ana Tanrıça(!)…
Ya Afrodit?
O da Yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası(!)…
•
Evet!..
Maalesef halkının yüzde doksanından fazlasının Müslüman olduğu iddia edilen Türkiye’de, matbuatın hafta sonu ilavelerinin hali pür melali böyleydi ve kimse de bu durumdan şikayetçi değildi.
Zira bir kişi de ortaya çıkıp:
“Nedir bu manşetlerden yaptığınız paganizm güzellemeleri?” demedi.
Tamam!
Savaş durumundayız ve bu haberler insanların dikkatini çekmemiş olabilir.
Fakat, nasıl ki “Bahar Kalkanı Harekâtı” ile Mehmetçiklerimiz “vatan toprağının ve bütünlüğünün korunması vazifesini” layıkıyla yerine getiriyorlarsa…
Düşünce insanlarımızın da bu tür planlı ve programlı “ifsad hareketlerine” kalkışan “ahlak törpüleri”ne karşı amansız bir fikri mücadele vermesinin zamanı geldi de geçiyor!