--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Maharet Ayasofya’yı açmakta değil, camii olarak muhafaza etmekte!

Zekeriya Say
Zekeriya Say
15

Ne diyor Üstad Necip Fazıl Kısakürek;

“Yalnız mânayı anlasak, yalnız onu yerine getirebilsek, Ayasofya’nın kapıları sabır taşı gibi çatlar, kendi kendisine açılır. İsterse açılmasın; ondan sonra her şey, küçük bir tatbikat işinden ibaret kalır.”

Demek ki neymiş?

Kapılarını ibadete açmadan önce Ayasofya’nın bizim için ne mana ifade ettiğini net bir şekilde anlamalıyız!.

Ali Babacan gibi, Ayasofya’yı bir “iç siyaset malzemesi” olarak görenlerle.. 

Ahmet Davutoğlu gibi, Ayasofya’ya “sıkıştığında kullanılacak bir kart” muamelesi yapanlarla.

Veya!

İsmail Saymaz gibi, “Ayasofya, 2019’da en çok ziyaret edilen müzemiz oldu. Toplam 3.727.361 kişi tarafından ziyaret edildi. Giriş ücreti 100 TL olduğu düşünülürse ciddi gelir sağlıyor” şeklinde tweetler atarak “mana”yı bir kenara atıp, “para” hesabı yapanlarla bu kapılar açılmaz..

Sahi siz söyleyin…

Ayasofya’ya böyle “manalar” yükleyen bir “muhalefet”in veya sözde “aydın(!)”ların olduğu bir ülkede, “hilâl” ile “haç”ın mücadelesinin sembolü olan bir “camii”yi ibadete açmak kolay mı?

Fatih Sultan Mehmed,

İstanbul düşse bile Ayasofya’nın ele geçirilemeyeceğine ve gökyüzünden ellerinde kılıçlarla indirilecek meleklerin, İstanbul’u fetheden Müslümanları şehirden kovacaklarına inanan Bizanslılara aldırmadan, atını doğruca Ayasofya’ya sürerek ve oracıkta şükür secdesine kapanarak, bu kutlu mekânı “katedral”den “cami”ye çevirmekten tereddüt bile etmezken…

Maalesef bizler de böyle basit çıkar hesapları yapan bu tür kifayetsiz muhterisler yüzünden, yaklaşık 500 yıl cami olarak kullandığımız Ayasofya’da, bugün namaz kılmaya dahi cesaret edemiyoruz…

Tabii genelleme yaparak, geçmişte;

“Gençler! Bugün mü, yarın mı, bilemem!

Fakat Ayasofya açılacak!..” diyerek, beklenen günün muştusunu veren Necip Fazıl’ları…

“Ayasofya! 

Ey! Muhterem mabet! 

Gel etme, 

Bizi terk etme 

Bizler, Fatih’in torunları, yakında putları devirip, 

Yine seni camiye çevireceğiz. 

Dindaşlarımızla 

Kanlı gözyaşlarımızla. 

Abdest alacak, secdeye kapanacağız 

Tekbir ve tehlil sadaları boş kubbelerini yeniden dolduracak 

İkinci bir fetih olacak 

Ayasofya, ikinci bir fetih...” şeklinde şiirler yazdığı için “idam”la yargılanan Serdengeçti’leri…

• 

“Eğer bir hafta daha Milli Birlik Komitesi’nde kalsaydık, gerekçeye gerek kalmadan, “Ayasofya Camii ibadete açılmıştır” kararnamesiyle “bu iş halledilecekti” diyen Dündar Taşer’leri…

Kendi “korkaklığımıza” dahil etmekten haya duyduğumu da belirtmek istiyorum..

Yukarıda da ifade ettiğim gibi, Ayasofya “hilal” ile haç”ın mücadelesinin simgesidir.

Bu mücadele, Tanzimat Fermanı hakkında ülkesine rapor gönderen o zamanki Fransa’nın İstanbul sefirinin kaleminden;

“Ekselanslarının çok iyi bildiği gibi, bizim bu reformlardan maksadımız, Osmanlı Devleti’ni kalkındırmak değil, Ayasofya üzerinde parlamakta olan hilâli indirip yerine tekrar Hıristiyan haçını koymaktır” sözleriyle de kâğıda aktarılmıştır.

Bugün, Ayasofya için;

“Fetih değil dünya mirası” diyenler…

“1934’te Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesini, kardeşlikten yana bir tavır” olarak nitelendirenler..

“Bizans’la barış olmadıkça, bu kavga da devam edecektir” diyerek, bize “pes” etmemizi tavsiye edenler…

Bizimle aynı “Hilâl”in gölgesinde yaşasalar da, olsa olsa ancak “Haçlı” artığı zavallılardır.

Bunlar içimizde var olmaya devam ettiği müddetçe, Ayasofya ibadete açılsa dahi ileride yeniden kapatılacaktır.

İşte bu gerçekler doğrultusunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mart 2019’da söylediği;

“Önce Sultanahmet’i doldurun sonra bakarız” sözlerindeki “mana”yı yeniden tefekkür etmemiz gerekiyor.

Evet!..

Fatih, Ayasofya’yı fethedip camiye çevirdiğinde, komutasındaki şanlı ordu topyekûn bir şekilde onun arkasında saf tutuyordu.

Bugün ise; Fatih’in emanetini yeniden ibadete açmak için evvela diğer camileri de “iman erleri” ile doldurmamız gerekiyor…

Ancak o zaman Fatih Sultan Mehmed’in emaneti olan Ayasofya’yı “kıyamete kadar cami olarak” muhafaza edebiliriz.

Aksi halde, temmuz ayında “Danıştay”la açılacak olan Ayasofya…

Yarın “Haçlı” kuklası siyasiler iktidara geldiğinde, “toy”la, “kurultay”la yeniden müzeye, hatta daha da ileri giderek kiliseye bile çevrilecektir…

Dediğim gibi, maharet Ayasofya’yı ibadete açmakta değil, onu ilelebet “camii” olarak muhafaza edecek  “iman erleri” yetiştirmekte!.. 

 

Yorumlar

(15)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

şişti hemşehrim

11 Haziran 2020 22:31

Ayasofya haç ile hilalin tarihi savaşıdır biz sadece dışardaki haçlılarla değil içimizdeki haçlı uşaklarıylada mücadele ediyoruz

Cafer erdil

11 Haziran 2020 19:38

Değerli yazar. Birincisi ayasofya yapım itibari ile bir katedral. Ve bizler savasta kadınlara çocuklara hayvanlara ibadethanelere dokunmayın diyen bir peygamberin ūmmetiyiz. Bu gūn kudüs isgal altında ve israil isgale devam edicek. Bizim yaptigimizi yani bir katedrali camiye donusturdugumuz gibi onlarda mescidi aksayı donusturse ne hissedersiniz. Sizce bu dogrumu

Nihal

11 Haziran 2020 19:27

Maharet Fatih Sultan Mehmed Hanın vasiyetine uymak onu muhafaza etmektir Maharet Fatihler yetiştirmektir

SATUK BUĞRA

11 Haziran 2020 18:48

TOYLA KİLİSEYE ÇEVİRMEZLER DE KURULTAYLA ÇEVİREBİLİRLER. T

Can

11 Haziran 2020 15:36

Ayasofya nin ismi bile halen rum. Ilk önce onu degistirsinler namaz kilmadan önce.

Mehmet ay

11 Haziran 2020 13:41

Ya türkiye de bütün sorunlar cözüldü de bir ayasofya mi kaldi. 

Üstaz

11 Haziran 2020 12:47

Demek ki, Yavuz Bahadıroglu nun dediği gibi, yürek insanı yetiştirmeye gayret edeceğiz. Ta ki Ayasofya acilsa da kapanmasin, kapatilimasin.

Cacık

11 Haziran 2020 12:44

İsmail saymaz güzel söylemiş.

Jurnal

11 Haziran 2020 12:03

AYASOFYA;Ya tam bağımsızlık yada müstemlekenin devamı mahiyetindedir.AYASOFYA farzı-mahal açıldı diyelim;eskisi gibi MAHSUN mu olacak,yoksa ma'mur mu edilecek?Serden geçtinin dediği gibi;"AYASOFYA neden böyle bomboş?neden böyle bir hoş"sun?diye boş boş mu bakacağız.halâ AYASOFYA'YI dine ve siyasete alet ede ede böyle "durmak yok yola devam" mı diyeceğiz?AYASOFYAnın bir milad olması temennisiyle AYSFYADAN ÖNCE,AYSFYADAN SONRA...

Danyal

11 Haziran 2020 10:34

Sn hocam İstanbul olsun Anadolu olsun Akdeniz olsun ilk uçak indiğinde ilk turist geldiğinde coşku oluyor en muhafazakar kişi isranbulda isyerine turist bekliyor ellerini ovuşturarak ...adamlara kışın gavur diyoruz yazın el üstünde tutuyoruz birkere bizim bu tutumumuzdan vazgeçmemiz gerek binlerce garson turizimci biraz refah yakalayabilmek için çalışırken durumu iyi olanlar için Ayasofya edebiyatı yapması kolay ...ve sn yazar ibadet her yerde İslam'ın şartları her yerde en büyük ibadet ise nefsine sahip olmak iyi olmak biz ayasofyayi acip diskoyu bari kapatmassak gençlerimiz her türlü aymazligi yaparsa o insanları ahir zamanda Ayasofya yi desteklemistik demek yetmez ..ya tamamen İslami uygulayacagiz yada İslam'ın bir kısmını uygulayıp ta ahkam kesmeyecegiz

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle