• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI
18 Ağustos 2019

Lazım olduklarında ortalıkta görünmezler!

3 Mart 1992'de, Zonguldak Kozlu’da bulunan taşkömürü madeninde, Türkiye kömür madenciliğinin en büyük facialarından biri yaşanmıştı ve madende mahsur kalan 263 işçi yanarak ölmüştü. Yüz elliden fazla işçi madende mahsur halde iken, hükümet, facianın 5'inci gününde kurtarma çalışmalarını durdurarak, yangını söndürmek maksadıyla madenin kapısına duvarlar ördürmüştü.

Yanan kömürü söndürmek için madene hapsedilen o işçilerden bazılarının cesetlerine ise ancak 5 yıl sonra ulaşılmıştı.

Bu elim facia yaşandığında SHP Genel Başkanı Erdal İnönü “başbakan yardımcısı”ydı.

Ne Erdal İnönü ne de kabinedeki bakanlardan herhangi biri facia sonrası olay yerine gitmediler.

Olay yerine gitmek şöyle dursun!..

Faciadan 6 gün sonra, yani 9 Mart’ta bir açıklama yapan SHP lideri Erdal İnönü,

“Koalisyon bozulursa iç savaş çıkar” diyerek, 263 işçiden ziyade kendi koltuğunu kurtarmanın telaşında olduğunu belli etmişti.

*

Bu faciadan bir yıl sonra, tarihler 28 Nisan 1993’ü gösterdiğinde, Türkiye bir kez daha büyük bir facia ile sarsılmıştı.

Ümraniye’de bulunan hekimbaşı çöplüğünde, metan gazı sıkışması sonucu büyük bir patlama meydana gelmiş ve binlerce tonluk çöp yığını gecekonduları altına almıştı. Faciada 39 kişi ölmüş, 12 kişinin ise cesedi dahi bulunamamıştı.

Göz göre göre gelen bu facia sırasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Ümraniye Belediyesi SHP’nin elindeydi.

Kozlu’ya gitmeyen Erdal İnönü, bu kez olay yerine gelerek kısa bir süre kurtarma çalışmalarını izlemekle yetinmişti.

Kurtarma dedikleri de yalnızca “aktarma’ yapılarak cesetlerin aranması işlemiydi.

Facianın enkazını kaldırmak ise dönemin İBB Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a düşmüştü. Erdoğan enkazı kaldırmakla yetinmemiş, facianın yaşandığı çöplüğü de çocukların oynadığı ve sosyal tesislerin bulunduğu yeşil bir alan haline getirmişti.

*

Malumunuz, 6 şubatta İstanbul Kartal’da Yeşilyurt apartmanı çökmüş ve

21 kişi enkaz altında kalarak hayatını kaybetmişti.

Facia meydana geldikten sonra, o dönem TBMM Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Binali Yıldırım, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum derhal olay yerine koşmuştu.

Sonrasında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan olay yerine giderek yapılan çalışmaları yerinde incelemiş, hayatını kaybedenlerin cenaze namazına katılarak tabutlarını omuzlamıştı.

CHP-İP-HDP ittifakının adayı Ekrem İmamoğlu’nun ziyaretini saymazsak, CHP’den sadece Kartal Belediye Başkanı CHP’li Altınok Öz, ara sıra olay yerine gelerek görüntü veriyor, lakayıt tavırlarıyla halkı çileden çıkardıktan sonra ortadan kayboluyordu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise zahmet edip de kendi partisinin riyasetindeki bir ilçede meydana gelen ve 21 kişinin öldüğü olay yerini ziyaret etmeye dahi tenezzül etmemişti.

*

Her faciadan sonra sırra kadem basmanın ve afetzedeleri bir başına bırakarak “ne halleri varsa görsünler” dercesine ortadan kaybolmanın CHP’lilere mahsus bir haslet olduğunu ifade etmek için örnekleri çoğaltmak mümkün.

Mesela!

Geçtiğimiz haziran ayında Ankara’da meydana gelen sel faciasında üç kişi sel sularına kapılarak hayatını kaybetmişti.

Ankaralılar selle mücadele ederken, henüz görevdeki üçüncü ayını doldurmamış olan CHP’nin çiçeği burnunda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise İngiltere’de 13 günlük tatilini tamamlıyordu.

Mansur Yavaş Ankara’ya döndüğünde selin izleri silinmiş, hayatını kaybedenler ise çoktan toprağa verilmişti.

*

Hattı zatında kaç gündür uyarıyoruz.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yalnızca ödemeler değil hizmetler de askıya alınmış durumda.

Ortalık pislikten geçilmiyor.

Çimlerden sonra şimdi de ağaçlar sulanmadıkları için kurumaya başladı.

Başta metro istasyonları olmak üzere İBB sorumluluğu altındaki yürüyen merdivenlerin ekserisi ya çalışmıyor ya da bakımları yapılmadıkları için acayip acayip sesler çıkarıyorlar.

Temizliği, İBB Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından yapılan Selatin Camiler, deyim yerindeyse pislik içinde. Neredeyse namaz kılmak imkânsız hale geldi.

Yardımların da sekteye uğradığı, sosyal yardım kartlarının bakiyelerinin gecikmeli olarak yatırıldığı dile getiriliyor.

*

İşte böyle bir vaziyetteki CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, dün 20. yılını derin acılarla andığımız ve 17 bin 480 kişinin hayatına mâl olan 17 Ağustos 1999 depreminin yaşandığı günde, meteorolojinin günler öncesinden yaptığı sağanak yağmur uyarısını da ciddiye almamış. Mazgalları temizlemediği için de dün öğle saatlerinde başlayan yağmur sel felaketine neden oldu ve can ve mal kayıpları yaşandı.

İstanbullular sel suları içinde yüzerken diğer yandan gözleriyle de CHP’li Başkan Ekrem İmamoğlu'nu arıyorlardı.

“Su çok güzel gelsene” diyecek halleri yoktu tabii.

Göz göre göre gelen bu felaketin ve onca hasarın hesabını sormak için arıyorlardı İmamoğlu’nu.

Ekrem Bey ortalıkta gözükmeyince, sosyal medyada;

“İmamoğlu nerede?” sorusu aldı başını yürüdü.

Meğer İstanbulluların sel sularında yüzdüğü saatlerde Ekrem İmamoğlu da 6 gün izin alarak bir kez daha tatile gittiği Bodrum’da kulaç atıyormuş.

İmamoğlu’na oy vermediğim için yaptığı tatillerin hesabını sormak da bana düşmez.

Benim kafamı kurcalayan şey, İmamoğlu'nun vekil tayin ettiği Hasan Aksu’nun yaptığı açıklama oldu.

Aksu, “ulaşım”ı gerekçe göstererek, Ekrem Bey’in İstanbul’a bugün sabah saatlerinde döneceğini söyledi.

Halbuki bırakın uçağı, otobüsle Bodrum-İstanbul arası 7 saat. Sel felaketinin öğle saatlerde başladığını göz önünde bulundurduğumuzda, Ekrem Bey dün gün bitmeden pekâlâ İstanbul’da olabilirdi.

Ama gelmedi.

Ekrem İmamoğlu gelmek için acele etmeyince, Kemal Kılıçdaroğlu da ortalıkta gözükmedi.

Bırakın gözükmeyi bir geçmiş olsun mesajı dahi atmadı.

*

Dediğim gibi.

Bu partinin mensupları, geçmişte bir doğal afet yaşandığında konforlarını bozmuyorlardı.

Görüldüğü gibi, şimdi de pek umursadıkları yok.

Anlayacağınız,

CHP zihniyetiyle hiçbir şey çok güzel olmaz…

Olan, İstanbul’un beş yılına oldu.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Seda

Beter olsunlar...ona oy verenler bunu hak etti gerçi herşey güzel olacak diyenlerin tuzu kuru...olan yine garibanlara oldu...
  • Yanıtla

ibrahim

Yine de her şey çok güzel olacak. Öyle değil mi CHP li mankurtlar.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23