• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI
12 Eylül 2018

Lağım kokan prenses Smyrna!

Ahmet Piriştina kalp krizi geçirerek hayatını kaybedince, 21 Haziran 2004’te yapılan seçimde 61 üyeden 59'unun oyunu alan Aziz Kocaoğlu, CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı oldu.

Göreve gelir gelmez selefi Piriştina’yı kastederek;

"Yerini doldurmak çok zor. Çizdiği vizyonu tamamlayacağım" dedi.

Üç ay sonra duyduk ki;

Hâlâ beklenti içindeki CHP’lilerin tebrik ziyaretlerini kabul ediyor…

“Elense çekenler biterse başkanlık yapmaya başlayacağız” diyormuş.

*

“Başkanlık”taki ilk icraatı ise,

Dönemin Başbakanı Erdoğan'ın bir İzmir gezisinde;

"İzmir, kendisi hakkında yakıştırılan bazı ifadeleri silip atacaktır" açıklamasını, "Gâvur İzmir" şeklinde yorumlamak oldu.

"Gâvur İzmir" tartışması sürerken de,

İzmir'in Expo 2015'e adaylığı ile ilgili Sheraton Oteli'nde verdiği tanıtım resepsiyonunda, CHP il başkanı, Ak Partili İsmail Katmerci'ye kameralar önünde şarap içirmeye çalışınca, durumu toparlamak yine Aziz Kocaoğlu’na düştü.

*

Kocaoğlu görevdeki ilk yılını böyle boş işlerle geride bırakırken, onu ilk eleştirenlerden biri dönemin Saadet Partisi İzmir İl Başkanı Şerafettin Kılıç oldu.

Kılıç;

“İzmir'in belediyecilik hizmetlerinde hüsrana uğradığını” iddia etti.

*

Kocaoğlu bu kez de, 9 Eylül İzmir’in kurtuluşu etkinliklerinde;

“Deniz Baykal’ın fotoğrafının duvara asıldığı, Atatürk’ün fotoğrafının ise konuştuğu kürsünün ayaklarının dibine konulduğu” bir fotoğraf karesiyle gündeme geldi.

“Bu görüntü için partililerimizden özür diliyorum” deyince de, konu kapandı gitti.

*

Aziz Kocaoğlu bir keresinde;

Beraberindeki 240 kişi ile birlikte ismi “fuhuş turizmi”yle anılan Tayland’a, “EXPO 2015” adaylığı tanıtımı kapsamında, TK 3160 sayılı seferle “çiçek sulama gezisi” düzenlemişti. Bu geziden, uygunsuz görüntüleri çıktığı için CHP Genel Başkanlığından istifa eden Deniz Baykal bile rahatsız olmuştu.

Rahatsız olmayanlar ise, yalnızca heyet üyelerinin eşleri oldu.

Hanımlar;

Tayland’a çiçek sulamaya giden kocaları için görkemli bir karşılama töreni düzenlediler, yetmedi;

"Tayland'dan hoşgeldiniz" pankartları bile açtılar.

Akabinde!..

Bay Başkan;

Tayland gezisine katıldıkları için kınama cezası alan üyelerin yeniden seçilmesini istedi. Bu talebine karşı çıkan bir CHP’liye, eline aldığı mikrofon ile;

“P.z...k, p..t, ş.r....z, y.v..k” diye güzellemeler çekti.

Dönemin Başbakanı Erdoğan; “İzmir'i istiyorum” deyince, yanıt Baykal’dan geldi; "Kolaysa gel al kardeşim" dedi.

Baykal, aynı konuşmada Aziz Kocaoğlu için;

"Ağustosböceği gibi ötmüyor, ama karınca gibi çalışıyor" dedi.

*

“Ağustosböceği gibi ötüp ötmediği” bilinmez ama;

Başlattığı “Su Tasarrufu Kampanyası’’yla bir yılda yaklaşık 21 milyon metreküp su tasarrufu sağlayan Kocaoğlu’nun kampanyasının sesi hemen kısıldı.

Zira,

Bir yılda 21 milyon metreküp su tasarrufu yapmakla övünen Bay Başkan, birkaç gün sonra, sudaki arsenik oranının yüksek olduğu bilgisini paylaşarak;

“Vatandaşlarımıza İzmir’in suyu içilebilir diyemem” demek mecburiyetinde kaldı.

İzmirliler susuzluktan kırılırken, bu kez de Kocaoğlu’nun;

Sabetaycılığın fikir babası Sabetay Sevi’nin doğduğu evi belediye bütçesinden restore ettirdiği ortaya çıktı.

Kimseden ses çıkmadığı için iş yine Saadet Partisi eski İzmir İl Başkanı Şerafettin Kılıç’a düştü.

Kılıç;

“CHP zihniyetinden başka bir şey beklemek mümkün değil” dedi.

*

CHP İzmir İl Başkanı Kemal Karataş'ı “yağmacılık”la suçlayan Kocaoğlu,

CHP lideri Baykal’ın, kendisini 2009 yerel seçimlerinde yeniden aday göstermeye sıcak bakmayınca da;

“Yağma yok ben adayım” diye üsteledi.

2009 yerel seçimleri öncesi “arsenikli su” yüzünden bozulan imajını da, 42 bin 590 kişinin hesabına belediye bütçesinden 100’er TL yatırarak düzeltti.

Böylelikle CHP, 2009 seçimlerinde Ak Partiye karşı “3 K” formülünü devreye sokabildi.

İnsanın kanını emen kenelerden geçen “Kırım Kongo Kanamalı” ateşi hastalığını hatırlatan “KKK” formülü, Ankara’da Karayalçın’ın, İstanbul’da ise Kılıçdaroğlu’nun kaybetmesiyle hüsrana uğradı.

*

Kampanya sürecinde AK Parti Adayı Taha Aksoy’un;

“Metroda başarılı olamadınız. İzmir’de ciddi bir yönetim zaafiyeti var” eleştirisine;

“Metro bitmedi. Ağlayıp da gözden mi olalım” diye tam CHP’lik bir karşılık verdi.

Bu şartlarda girdiği seçimden sonra, gazeteler;

“İzmir’de sürpriz yok, CHP ipi göğüsledi” şeklinde manşetler attı.

Tayland dönüşü çiçeklerle karşılanan başkanı, eşinden sonra İzmirliler de ödüllendirmişti.

*

Kocaoğlu, bu süreçte yapılan kurultayda CHP lideri Baykal yerine Mustafa Sarıgül’e destek verdi.

*

Şehit ailelerine 1 yıl boyunca randevu vermedi.

*

Kanser sebebiyle yaşamını kaybeden Çiğli Belediye Başkanı Ensari Bulut'un cenaze töreninden sonra, Karşıyaka Belediyesi'nin düzenlediği içkili yemekte CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Genel Başkan yardımcıları Yılmaz Ateş ve Bihlun Tamaylıgil ile “kahkaha” atarken yakalandı.

*

Sabih Kanadoğlu’na “Demokrasi”, Muazzez İlmiye Çığ’a “Bilim”, tiyatrocu Rutkay Aziz’e “Sanat”, türkücü Arif Sağ ve Erdal Erzincan’a “Halkbilim ve Kültürel Çalışma”, Yılmaz Özdil’e “Basın”, Merdan Yanardağ adlı müptezele “Araştırmacı gazetecilik”, ÇYDD’ye ise “Bilimsel Eğitim” ödülünün verildiği törende;

“Tüm aydınlar, yurtseverler, ulusalcılar, bu ülkeyi sevenler, hep birlikte saflarımızı birleştirip ‘ortak düşman’a karşı mücadele etmek zorundayız” dedi.

“Ortak düşman”ın kim olduğu sorulunca da;

“Ülkemizin birlik ve beraberliğini bozmak isteyenler, milletimizi kutuplaşmaya itenler kimlerse, ortak düşman odur” diyerek açık adres verdi.

 *

Arkadaşının lise mezunu oğlunu, üniversite mezunlarının bulunduğu Metro İstasyon İşletme Şefliğinin başına getirdi.

*

Başörtülülere paso yasağı uyguladı.

*

Tacizden 1 yıl hapis cezasına ve 5 yıl haklardan men cezasına çarptırılan birine, “Kültüre Katkı Ödülü” verdi.

*

“Çocuklara dağıttık” diye fatura ettiği kumanyadan “rakı” çıktı 

*

Bu olan bitene kimse ses çıkarmayınca, iş yine SP’li Şerafettin Kılıç’a düştü. Kılıç bu kez;

“İzmir büyük bir köy gibi” dedi.

*

2011 yılında İzmir’i yine “pis kokular” sardı. Katıldığı basın toplantısında, “Körfez'in pis koktuğunu” söyleyen CHP Milletvekili Mehmet Ali Susam'a, "Terbiyesiz adam” diye küfretti.

 *

“Körfez K” adı verilen operasyonun başlamasına neden olan Sayıştay raporunda; “Mobil tuvalet ihalesinde bile yolsuzluk yaptığı” ortaya çıktı.

*

Bu arada;

“İzmir'in CHP'nin kalesi gibi algılandığını, aslında sağın kalesi olduğunu söyledi.”

*

Özel günlerde dağıtılacak şal ve kaşkollar için 600 bin liralık meyve faturası kestiği ortaya çıktı.

*

Hakkında 34 ayrı suçtan toplam 397 yıl hapis cezası istendi. CHP’lilerin karşısına çıkıp; “Çete reisi olarak karşınızdayım” dedi. Bir kez daha başkan seçildi.

İlk iş olarak suya ve ulaşıma zam yaptı. 60-65 yaş arası yaşlılara, ücretsiz olması gereken toplu taşımada öğrenci tarifesi uyguladı.

*

İzmir halkını süründüren icraatlarını; “sürdürülebilir” diye pazarladı.

Kemal Kılıçdaroğlu, Bay Başkanın bu icraatlarına;

“Bütün icraatlarının altına imzamı atıyorum” diye kefil oldu.

*

Kocaoğlu, Kılıçdaroğlu’nun bu kefaletine rağmen Muharrem İnce’den yana tavır aldı; CHP’de “değişim” istedi.

Bu pişkinliğe;

Saadet Partisi İzmir eski İl Başkanı Şerafettin Kılıç dahi yorum yapamadı.

 

***

Son olarak, İzmir’de yoğun bir “b.k kokusu” hakim…

Koku o kadar ağır ki, Yılmaz Özdil’in 5 Şubat 2017’de yazdığı;

“Evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. Kordon'suz evde oturabiliriz, konforsuz balkonda oturamayız..

Denizi kız, kızı deniz, sokakları hem kız, hem deniz kokar…” yazısını anlamsız bıraktı.

İzmir’in artık;

“Ne denizi kız, ne kızı deniz, ne de sokakları hem kız, hem deniz kokmuyor”muş…

Sosyal Medyada videolar çekip feveran eden İzmirliler, İzmir’in artık “bok koktuğunu” söylüyorlar…

Balkonlarda da oturulamıyormuş.

Camları kapatıp kendilerini evlerine hapsedenler ise klimaları çalıştıramamaktan muzdaripler. Zira klimalar çalıştığında dışarıdaki lağım kokusu evlerin içine giriyormuş.

*

İşin ilginç yanı ise, 7’den 77’ye tüm İzmirliler “lağım kokusu nereden geliyor?” diyearanırken;

Dünkü Yeni Asır gazetesi, Başkan Kocaoğlu’nun yeniden aday olabilmek için her yolu denediğini, “Taht Oyunları” başlığıyla duyuruyordu.

Gazetede yazılanlara göre;

Kocaoğlu, yeniden aday gösterilmemesi durumunda, birlikte hareket ettiği ilçe başkanlarına;

“CHP’nin İzmir’de seçimi kaybetmesi için elinizden geleni yapın, tüm kozları kullanın” talimatını vermiş.

*

Şu halde İzmirlilere sormak lazım;

Hâlâ kendi oylarınızla başınıza bela ettiğiniz lağım kokusunu, kanalizasyon hatlarında aramaya devam mı edeceksiniz?

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23