“Kavurmacı, Baklavacı derken; mücadelenin tadı kaçtı!..”
“Camilere aşk odası konsun, isteyen gidip orada imam nikâhı ile se.. yapsın.”
“Türbanı kabul etmiyorum.”
"Sümerler'de fahişe kadınlar başını örterdi.''
“ İslamiyet'te örtünme farz değil.”
"Türban değil, baş bohçası.”
“Laik olan bir devletin kurumlarına dini kıyafetle girilemez.”
“Kuran kursları kapatılsın.”
"Kuran'da sadece 'Peygamber karıları, kızları dışarı çıkarken tanınmayacak şekilde kapanırlar.”
“Birileri, 'Kuran değişmedi,' diyor. Kuran ezberleyenlerin kafasından yazılan bir kitap. Bu kişiler de ayrı ayrı ayetleri ezberlemiş. Bu ayeti yazdırırken birisi 'Mümin kadınlar' diye ekleme yaptıramaz mı? Tabii ekleme yapmışlar”
Tüm bu saçmalıkların ve küfürlerin sahibi, müzelerde;
Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış tabletleri temizleyen, sınıflandıran ve numaralandıran emekli kütüphaneci Muazzez İlmiye Çığ.
Sırf,
“İslam’a hakaret ettiği için” diploma filan göstermeden kendini hem “Sümerolog” hem de “Profesör” olarak pazarladı.
Bütün bu küfür ve hakaretlerin ardından kitapları satmaya başlayınca,
“kahkahalar” attı.
Tekaüt cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer tarafından Çankaya’da ağırlandı.
“Hiç” olduğu ortaya çıkınca da;
“Bana zorla bu unvanı takıyorlar” diyerek “masum” ayağına yattı.
*
“Madem “Prof” veya “Sümerolog” değilsin,
İslam’a da bu kadar saydırmışlığın var hani,
O halde ‘atesit’ olmalısın!” dediler…
“Bana ateist diyemezsiniz!” diye küplere bindi.
İnsanların anlamakta zorlandığı bu durumu;
“Ben gerçekleri yazarım, ama inancım ayrıdır.
Benim içimde Allah varsa vardır.
Ben onlardan(bizi kastediyor) daha fazla Müslümanım.
Her gece yatarken Allah'a şükrederim.” sözleriyle daha da içinden çıkılmaz hale soktu.
*
Haliyle,
“İslam’a bu kadar küfredip, nasıl Müslüman kalabiliyor?” diye soranlar oldu.
Fakat onların;
Muazzez İlmiye’nin, “hafıza güçlendirici ilaç” niyetine Çin’de yetişen “mabet ağacı”nın kabuklarından faydalandığından haberi yoktu.
*
“Çakma Prof” Muazzez İlmiye Çığ, geçtiğimiz gün kabukları fazla kaçırdığından olsa gerek;
“103 yaşındayım.
‘Yaşlandım’ demiyorum. Ama artık ölmeyi istiyorum.
Tanrı, yarattığı insan için ‘Yarattım‘ demiyor, yalnızca sevgiyle yaşamasını istiyor.” demiş.
Halbuki;
Kabukları azaltıp, Sümer tabletleri yerine Kuran-ı Kerim’e baksa;
Allah-u Teala’nın, “Zariyat, 56”da;
“Ben, cinleri de, insanları da, yalnızca bana ibadet etsinler diye YARATTIM” dediğini…
“Furkân 77”de ise;
(Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!” diyerek;
Dünya’ya “lay lay lom” yapmaya gönderilmediğimizi idrak edecek ve 103. yıllık bir ömrü heba etmeyecekti ama…
Demek ki;
Bu işler de nasip-kısmetle oluyor!
***
Eminim bazılarınız;
Durup dururken 103. yaşındaki “bunak” bir Kemalist eskisini neden yazdığımı? merak ediyordur.
Yazdım!..
Çünkü;
Geçtiğimiz hafta kıymetli(!) hukukçularımız “Kavurmacı”yı,
dün de “Baklavacı”yı tahliye edince…
Anlaşılan;
“FETÖ ile mücadele tadından yenmiyor.
Bari ben de dedikodu, filan yapayım!..” dedim.
Ne yani, fena mı ettim?







