İsimler benden, “Top 5” listesi sizden!..
Bundan 2 yıl önceydi.
Tarih 18 Temmuz 2017, günlerden ise Salı’ydı.
İstanbul son 32 yılın en yağmurlu gününü yaşarken, Ertuğrul Özkök;
“Touko Valio Laaksonen” adlı bir ahlaksız tarafından çizilen ve erkek erkeğe cinsi münasebeti resmeden birtakım görsellerden hazırlanmış bir afişi köşesinde yayımlayarak, İBB eski Başkanı Kadir Topbaş’a;
“KADİR BEY, İSTANBUL’U AŞK ŞEHRİ YAPABİLİR MİSİNİZ?” şeklinde bir soru sormuştu.
Hiç unutmuyorum…
Özkök’ün mezkûr yazısını okurken, o sırada yağan ve kaldırım taşlarını sökerek araçları sürükleyen dehşetli bir sele neden olan yağmur, bana;
Sodom’u yerle bir eden “taş yağmuru”nu…
Gözün gözü görmediği o sisli hava ise, Pompei’yi yerin dibine gömen, halkını da “taş”a çeviren Vezüv yanardağından yükselen “kül bulutlarını” anımsatmıştı…
O an adeta dehşete kapılmıştım…
Zira!...
Başka bir yazısında “Evet gizli bir eşçinselim” itirafında bulunan Ertuğrul Özkök’ün, o gün köşesinde kullandığı söz konusu sapkın afişi Paris Belediyesi hazırlatmıştı.
Paris’in ise bir önceki belediye başkanı eşcinseldi…
11 yıl boyunca Paris’i yöneten eşcinsel Başkan Bertrand Delanoe,
Paris’in “Aşk şehri” olarak kalabilmesi için yerine yardımcısı Anne Hidalgo’yu kendisinden sonra Paris Belediye Başkanı seçtirmişti…
Hidalgo da sağ olsun tam bir “öteki kadın”dı.
Başkanlık koltuğuna oturana kadar, evli ve dört çocuk babası olan Eski Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’dan tutun da neredeyse yatağına girmediği siyasetçi kalmamıştı.
Tüm bu detaylar eşliğinde “puzzle”ın parçalarını kafamda bir araya getirmeye çalıştığımda, Özkök’ün, Topbaş’a yönelttiği “İSTANBUL’U AŞK ŞEHRİ YAPABİLİR MİSİNİZ?” sorusu, benim;
“Acaba Ertuğrul Özkök, Pompei benzeri bir şehir mi arzuluyor?” vehmine kapılmama neden olmuştu.
*
Gündemle alakası olmayan bu hadiseyi durduk yere ne diye hatırlattığıma gelecek olursam…
Uzun yıllar Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürüten Ertuğrul Özkök;
"Genç bir üniversite öğrencisi olduğu dönemlerden beri Hürriyet hakkında komplo teorileri ürettiğini, her manşetin veya yazının bir amaca hizmet ettiğini” düşündüğünü bizzat kendisi itiraf etmişti.
Mahut “itiraf”ı göz önünde bulundurduğumuzda, Özkök’ün “aşk şehri talebi” belli ki bir amaca hizmet etmek için yapılmıştı.
Ve iyi ki bu talep karşılık bulamadı.
*
Ertuğrul Özkök’ün yazdığı yazıları bu açıdan ele aldığımızda, önceki günkü;
“Fetva sahnesinde bu ayın Cem Yılmaz'ı kim” başlıklı yazısının da belli bir amaca hizmet etmek için yazıldığı aşikardı.
Öyle ya!..
Ortada fol ve yumurta yokken Özkök, durduk yere ne diye Nurettin Yıldız ve İhsan Şenocak gibi kıymetli hocaları “Fetva stand-up’çıları” diye yaftalama ihtiyacı hissetmiş olabilirdi ki?
Öte yandan, “stand-up’çı” ilan edilen hocaların verdiği fetvaların da komiklikle uzaktan yakından alakaları yoktu…
Sahi…
Özkök’ün ikinci sıraya yerleştirdiği; “Kadın yanında mahremi yoksa 90 kilometreden fazla araç süremez...” fetvasının neresi komik?
Hoş!..
Özkök bu fetvayı, “NURETTİN YILMAZ HOCA” adlı birinin verdiğini söylemiş.
Halbuki fetva Nurettin Yıldız Hoca’ya ait.
Din bilgisi zayıf olduğu yetmezmiş gibi anlaşılan Ertuğrul Özkök, Nurettin Hoca’yı da tanımıyor.
Özkök’e göre üçüncü komiklik ise at üstünde;
“Yeniden bu ümmün yeni diyarlara, yeni yüreklere Allah’ın ve Resul’ün davasını hâkim kılmak için yürüyeceğiz...” diyen İhsan Şenocak Hocamızın sözleriymiş.
Sırf vaaz veriyor ve insanların şuurlanmasına vesile oluyor diye kamu personelliğinden istifaya zorlanan İhsan Hoca’nın mahut sözlerinin Özkök’e komik gelmesine sevindim…
Zira!..
İhsan Şenocak o sözleri at üstünde değil de 4x4 bir aracın üzerindeyken sarf etseydi, Maazallah;
“Cihad” ilan ettiği gerekçesiyle çoktan tutuklanmıştı.
*
Gördüğünüz gibi,
Özkök’ün komik bulup listelediği fetvalardan bazıları böyle.
Bahsedildiği gibi bir komiklik söz konusu olmadığına göre, Özkök’ün maksadının eğlenmek değil “bir amaca hizmet etmek” olduğu ortada.
Belli ki, din adamları üzerinden mukaddesatımızı tahfif etmek niyetindeydi.
*
Her neyse…
Madem “bey”imiz belirli konular üzerinden “top 5” listesi hazırlamaya bayılıyor, o halde bu sefer ki malzemeler benden…
Soru;
“Hürriyet gazetesinde kim daha medeniydi?”
Fakat önce kısa bir hatırlatma yapayım da hazret, listeyi hazırlarken zorlanmasın…
*
1938’de yani CHP’nin tek parti diktasında, Türk Medenî Kanunu’nda yapılan bir düzenleme ile evlilik yaşı kızlarda 15’e, erkeklerde ise17’ye düşürülmüştü.
Bazı hallerde kızlar 14 yaşında bile evlenebiliyorlardı.
Şu an yürürlükte olan kanun ise, Bülent Ecevit’in başbakanlığındaki 57. hükümet tarafından 01 Ocak 2002’de yürürlüğe sokulmuştu…
Böylece!..
15 olan evlilik yaşı 18’e çıkarılmıştı.
Yeni Medeni Kanun yürürlüğe girdiğinde başta Hürriyet olmak üzere Aydın Doğan’a ait gazeteler;
“Artık daha medeniyiz” şeklinde manşetler atarak “sevindirik” olmuşlardı.
Bu manşetlerden 3 yıl sonra yapılan bir ankette, “Türkiye’de gençlerin onda 4’ünün artık flört ederek evlenmeyi tercih ettiği” belirtiliyordu.
O dönem Hürriyet’in başında olan Ertuğrul Özkök’ün de eşi Tansu ile 15 yaşında sevgili olduğu, 17’sinde ise evlendiği ortaya çıktı.
*
Anket en çok Hürriyet’te kendi köpeğinin ismiyle yazılar yazan Bekir Coşkun’u mutlu etmişti.
Gençlerin “görücü” usulünü terk edip flört döneminden sonra evlenmelerini “Karpuz metaforu” ile anlatan Bekir Coşkun;
“Karpuzu parmağıyla yoklayan, eliyle okşayan ve gerekiyorsa bir delik açıp tadına bakan bir erkek toplumunun karısıyla görmeden evlenmesinin” geride kalmasını çok “sevindirici” bulmuştu.
*
Mevzubahis anket ile ilgili en “müptezel” yazıyı ise yine dönemin Hürriyet yazarından Hadi Uluengin yazmıştı.
Uluengin;
“Ergenlik çağına gelmiş olan kızının, sevgilisiyle yatmaya karar verdiğini…”
Kendisinin ise;
“AIDS ve hamilelik tehlikelerine dikkat etmesi kaydıyla,” kızının her haltı yaşamakta “özgür olduğunu” köşesinden ballandıra ballandıra anlatmıştı.
*
Tabii, mevzu “medenilik” ve “Hürriyet” olunca Ayşe Arman’ı anmamak olmazdı.
Malumunuz Ayşe Arman;
Konusu “sperm” olan sohbetleriyle…
“Evli kadının flörtü” başlıklı yazılarıyla…
“Mastürbasyon yapan sadece sizin çocuğunuz değil” şeklindeki araştırmalarıyla…
“17 yaşında kızınız hamile kalırsa ne yaparsınız” şeklindeki tavsiyeleriyle…
Veee!
Yatakta, konuğuyla birlikte “yarı üryan” vaziyette yaptığı röportajlarıyla kuşkusuz Hürriyet gazetesinin en “medeni(!)” simalarından biriydi.
*
Öte yandan…
Gazetecilikten bahsedip de Türkiye’nin “medenileşmesinde(!)” önemli katkıları olan Aydın Doğan’ın ismini anmamak da olmaz.
Malumunuz!
Her ne kadar Aydın Doğan kendisine “müstehcen neşriyattan mahkûm oldu” diyenlere yüksek meblağlı tazminat davaları açsa da bu tür neşriyatlar ile ilgili sabık bir geçmişi olduğu mahkeme kararıyla sabit.
Bu yüzden de fikrimi belirtmek yerine gazetelere yansıyan haberleri aktararak Aydın Bey’in muasır medeniyete ulaşmamıza sunduğu katkıyı özetlemeye çalışayım:
1- Aydın Doğan, 1997 yılında sahibi olduğu Tempo Dergisi'yle, “pornografik görüntüler yayınlama suçunu ‘itiyat’(alışkanlık-huy) haline getirmekten” indirime gidilmeksizin ağır para cezasına çarptırıldı.
2- 2000 yılında ise o dönem sahibi olduğu Milliyet Gazetesi okuyucularına kupon karşılığında “Emmanuel 2000” isimli erotik içerikli VCD seti dağıttı.
3- Son olarak 2008 yılında Aydın Doğan’ın sahibi olduğu dijital TV platformunda “porno yayınına başlandığı” gazetelerde haber oldu.
*
Evet!..
Yukarıdaki hatırlatmaları yaptıktan sonra yeniden Ertuğrul Özkök’e dönmek istiyorum…
Muhterem Ertuğrul Beyciğim…
Sizden ilk defa hiçbir gizli amacı olmayan ve hiçbir komploya mahal vermeyecek olan bir “Top 5” listesi hazırlamanızı rica etsem, acaba çok şey mi istemiş olurum?
Tamam!..
Yukarıda hatırlattığım yazı ve fiillerin tümü benim durduğum zaviyeden bakıldığında “ahlaksızlığın” daniskası sayılıyor olabilir…
Fakat sizi temin ederim ki;
Hazırlayacağınız “Top 5” listesine ne isim verirseniz verin, kabulümdür.
İster “En Medeni Top 5” deyin…
İster “En Ahlaklı Top 5.”
Yeter ki yukarıda saydığım isimleri siz bir sıralamaya dahil edin…
Bizim de bir fikrimiz var elbette…
Fakat!
İçinizde “birinciliği” kim hakkediyor, bir de sizin gözünüzden öğrenelim, istiyorum!..







