--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Fesat Sözleşmesi”nde Doğan imzası!

Zekeriya Say
Zekeriya Say
14

Ayşe Feride Acar.

ODTÜ siyaset sosyolojisi öğretim üyesi.

Bir öğrencisinin ifadesine göre;

“Akademik Kariyer Tesadüfleri Sever filmi çekilse, başrol oynayacak kadar .... bir profesör.”

Hanımefendi, “kadın hakları(!)” konusunda yaptığı çalışmalarla tanınıyor.

CEDAW komitesinde üyelik ve başkanlık görevinde bulundu.

Son olarak, “İstanbul Sözleşmesi”nin uygulanmasını izleyen “GREVIO”nun başkanlığını yaptı.

Feride Acar, 8 yıl ODTÜ’nün rektörlüğünü yapan ve 2015 yılında, “mescidde namaz kılan Müslüman öğrencilerin linç edilmesine yönelik vahşiliğe” karşı gerekli önlemleri almamakla suçlanan Prof. Ahmet Acar’la evli.

“Sol” düşünceye mensup olan Feride Acar, güya “şeyhlerle nikâhsız ilişki yaşayarak dincilerin maskesini düşüren” 28 Şubat’ın proje kızı “Fadime Şahin”i bile “Laik Türkiye ürünü” sayan, ilginç bir düşünce yapısına sahip.

2003’te, AK Parti iktidarının “ilk on ayı”nın değerlendirildiği bir haberde,

RP ve FP’yi kapatan Vural Savaş bile “AK Parti’nin kapatılacak bir tarafı olmadığını” düşünürken, Feride Acar;

“AK Parti ile ilgili birtakım kuşkuları olduğunu” ve tatmin edici yanıtlar için “10 ayın erken” olduğunu açıkça söylemekte sakınca görmeyen biri.

AK Parti’nin “zinayı suç olarak düzenlemek istemesi”ne ilk tepki gösteren isimler arasında yer alan Feride Acar, “Zinanın suç olması gereksiz. Evlilikte olanlar çiftleri ilgilendirir” diyerek “zina serbestisini” de savunmuştur.

Güler Sabancı’nın, “Sabancı Holding”in başına geçtiği gün Hürriyet gazetesinde, “önlükle evde yemek pişirirken bir fotoğrafı” kullanıldı diye “arkadaşı” Ertuğrul Özkök’ü arayarak “teessüf ederim’ diyerek sitem eden Acar, BM Ayrımcılık Komitesi’nin, “başörtüsü” yüzünden okuldan atılan öğretmen Rahime Kayhan’ın yaptığı başvurusunu kabul etmemesini ise memnuniyetle karşılayarak;

“Kayhan’ın başvurusu bile kabul edilmiş olsaydı, türban lobisi büyük bir başarı elde edip sorunu BM’ye taşımış olacaktı” diyerek, çifte standarda düşmekte sakınca görmemiştir.

Başörtüsüne karşı tavrını yukarda aktardığım Feride Acar’ın, “çıplak” eylemleriyle tüm dünyada tanınan ünlü feminist grup FEMEN’e “akıl hocalığı” yaptığını ise bizzat FEMEN’in başındaki isim açıklamıştı.

Feride Acar, CEDAW Komitesi Başkanı iken, kadın-erkek eşitliğinin yaşama geçirilmesini hızlandırmak amacıyla “geçici özel önlemler” içeren CEDAW sözleşmesinin “4/1 maddesi”nin, Anayasamıza aynen girmesi gerektiğini söylemişti.

CEDAW’ın mezkur maddesi Anayasamıza giremedi ama Acar, bu tür çıkışları sayesinde “Doğan Medya Grubu Yayın Konseyi”ne girdi.

Ardından, Hürriyet gazetesinin yürüttüğü “Aile İçi Şiddete Son” kampanyasında görev aldı.

İki yıl süren bu kampanyanın sonunda, Hürriyet yazarı Yalçın Doğan, “Az iş değil” cümlesiyle bitirdiği bir yazı yazarak, “Hürriyet’in kampanyasının uluslararası sözleşme olacağını” duyurdu.

“Az iş değil”di hani!..

Öyle ya!

Hürriyet’in kampanyası, Avrupa Konseyi çerçevesinde hazırlanmakta olan bir sözleşmenin temelini oluşturacak…

Mezkur sözleşmeyi yazacak “yedi kişilik” komisyonda ise Doğan Medya Grubu Yayın Konseyi üyesi Prof. Feride Acar da olacaktı.

11 Mayıs 2011 günü, 47 Avrupa Konseyi üyesi ve 5 gözlemci ülkenin katılımıyla İstanbul Çırağan Sarayı’nda imzalanan, uzun ismiyle “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Bunların Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi”, bilinen ismiyle “İstanbul Sözleşmesi”, sizin de tahmin ettiğiniz gibi; “Doğan Medya Grubu Yayın Konseyi” üyesi Prof. Feride Acar’ın yazdığı sözleşmeydi.

Dahası…

Kocası Prof. Dr. Ahmet Acar, “Hiçbir iktidarla geçinemedik” diye dert yanarken…

Karısı Feride Acar’ın yazdığı ve 52 ülkeden 39’unun imzalamaktan kaçındığı sözleşmeyi, hem de “Konsey Başkanlığı”mızın sona erdiği gün, “ilk ve çekincesiz” olarak imzalayan kişi ise dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu olmuştu.

“Aile”nin önemini savunan Ak Parti’ye, Türk aile yapısını dinamitleyen “İstanbul Sözleşmesi”ni imzalatan Feride Acar’ın ödülü ise, Avrupa Konseyi’nin en saygın ödülü olan ‘Pro Merito’ liyakat madalyasına kavuşmak oldu. 

 

Yorumlar

(14)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Yusuf

7 Ağustos 2020 02:42

Tamam kardeşim anladık!Anladık ta;...Zina yasasını bu kadın mı engelledi?

yılmaz

7 Ağustos 2020 01:40

Cinsiyetleri yapı bozuma uğratmak? O halde söz konusu olan cinslerarası bir eşitliğe erişmek midir yoksa başka bir şey mi? Bizi ilgilendiren yeni ve “eşitlik” öngören kadın ve erkek rolleri değil, “cinsiyet” simgesinin önemini yapı bozuma uğratmak, çözündürmek ve hatta kaybolup gitmesini sağlamaktır. Bu, her şeyin renksiz bir eriyik içerisinde kaybolması gerektiği veya “hegemonial erkeklik”in ve onun karşıtı olarak “kadınlık”in yerine yeni bir “insan olma” normunun ikame edilmesi gerektiği anlamına gelmez; fakat kendini tanımlamanın değişik formlarının ileriye dönük olarak “cinsiyet”ten bağımsızlaştırılması ve böylelikle kendini tanımlamanın değişik formlarının hem erkek hem de kadın için mümkün kılınması anlamına gelir. Böylelikle “gender” kategorisinin nihayet kaybolup gitmesi, “yapı bozuma uğraması” sağlanacaktır; biyolojik cinsiyetin önemi, “saç rengi” yahut “ayakkabı numarası” kategorilerinin önem derecesine indirgenecek ve bu sayede kadın ve erkek için daha çok özgürlük alanı açılacaktır. Imke Kreusel, Andreas Speck

Sendogan

6 Ağustos 2020 23:32

Bu rezil sözleşmeyi milletin başına bela eden niyeti kötü olan kim varsa Allah cezasını verir inşallah.

Turan

6 Ağustos 2020 23:25

Torpilsiz ben şu veya bu dönemde ben öğretim üyeliğini bilegimin hakkıyla kazandım diyen biri varmıdır.  

Abdullah

6 Ağustos 2020 18:49

Kıymetli kardeşim biraz eksik olmadımı İstanbul sözleşmesinde Doğan, Koç, Sabancı, Tüsiat, Chp, Hdp, İp etgisi varda Ak pati etkisi Kadem etkisi Aile bakanlığı, Adalet bakanlığı, Milli eğitim bakanlığı Türbanlı Feminist etkisi yokmu Bal gibide var Hatta diğerlerinden katbe kat daha fazla Milleti ahmakmı zannettiniz Bu Millet bugün halen daha bu İstanbul sözleşmesini savunan Ak patili türbanlı yada başı açık feminst leri veyahut adam kılığında dolaşan liboş ları ençokta üçmaymunu oynayan Kör, sağır, dilsiz şeytanları asla unutmayacak Hepsinden de mühimi hiç şüphesiz Cenabu Allah bütün işleri hakkıyla bilendir hepsinin kaydını alıyor ve hesabı hızlı görendir

Güzel bir yazı olmuş tebrik ederim ama en büyük sorun şu

6 Ağustos 2020 15:39

Bunu sizler, yani bizler sıradan insanlar biliyoruz da devlet bilmiyor mu ? biliyorsa bir sorun var demektir bilmiyorsa daha da büyük bir sorun var demektir ne oluyor ?!

Mesut

6 Ağustos 2020 14:10

Mesele bu kadın degil, mesele bunu savunan , islamdan habersiz ama dindar gecinen bas ortulu tesetturlu zinayı savunan lgbt yi savunan kadinlar.Hayirlı olsun.

Iyildiz

6 Ağustos 2020 13:43

Demek ki AKP, Doğan'ın emrindeymiş de, bu melanet sözleşmeyi çıkarmış... Hayret...

Dumanlı

6 Ağustos 2020 13:23

10 yıldır sesini çıkarmıyanlara ne oldu da 10 sene sonra istanbul sözleşmesi akıllarına geldi

Ali

6 Ağustos 2020 10:59

Bu davutoglu nun bas bakanligi döneminde yaptığı yanlışların haddi yok hesabı yk erdogan a çok güven vermişti buda bir stratejik kripto olmasın nerde bir hata varsa altından davutoglu cikiyor belkide erdogan bunu gördü ve Başbakanlıkta n el çektirdi

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle