• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI
18 Temmuz 2019

Erbil saldırısı ve büyükelçi Satterfield’in pozu!..

Amerikan Wall Street Journal gazetesi 2010 yılında, Türklerde “paranoya”nın yaygın olduğunu ve hemen hemen her Türk’ün bir komplo teorisine inandığını yazmıştı. Claire Berlinski imzalı yazının başlığı ise “Komplolar ülkesi”ydi.

Berlinski haksız da sayılmaz hani.

Zira, milletçe “komplo teorileri”ne bayılıyoruz…

Hele içinde “Amerika” ifadesi geçiyorsa, değmeyin keyfimize.

*

Dilerseniz bizi doğrudan ilgilendirmeyen ama Türkiye’de çok konuşulan bir “komplo teorisi”ni aktarayım…

Şöyle ki;

ABD Başkanı George W. Bush o gün Florida'daki bir ilkokulu ziyaret etmişti ve tahtada yazılı olan birbirinden alakasız birkaç kelimeyi öğretmenlerinin ardından hatasız bir şekilde tekrar etmeye çalışan öğrencilerin dersini izliyordu.

Minik öğrencilere tekrarlatılan kelimeler ise yaşları ve sınıfları göz önünde bulundurulduğunda hayli ilginçti.

Kelimeler şöyle:

Uçurtma…

Malzeme…

Çelik…

Oynuyor…

Zorunda…

Öğrencilerin kelimeleri tekrarlaması bittiği sırada, Beyaz Saray Personel Şefi bu dersi pür dikkat takip eden ABD Başkanı George W. Bush’un kulağına eğilerek;

"ABD saldırı altında" diyordu.

Başkan Bush ise gelen haber önemsizmiş gibi davranıp istifini bozmuyordu.

Bu kez bir koruma yapılan derse aldırmadan, yüksek sesle;

“Efendim ikinci saldırı gerçekleşti” uyarısında bulunuyordu.

Bir süre etrafa şaşkın şaşkın bakınan Bush, hemen önünde duran "Günah Keçisi" adlı hikâye kitabını eline alarak okumaya başlıyordu.

Üstelik tersten…

Zira okuyor gözüktüğü kitap o sırada Bush’un elinde baş aşağı duruyordu.

Bush daha sonra bu durumu “çocukları korkutmamak için okumaya devam ettim” şeklinde yorumlayacaktı.

Çünkü o gün günlerden Salı’ydı ve tarihler 11 Eylül 2001’i gösteriyordu.

Bush, okul ziyaretinde öğrencilerin;

“Uçurtma, malzeme, çelik, oynuyor, zorunda” gibi kelimeleri tekrar etmesini dinlerken…

Çelik malzemelerden yapılan İkiz Kuleler uçurtmalarla, yani uçaklarla yerle bir ediliyordu…

Söz konusu saldırı yüzünden "Günah Keçisi” ilan edilen Müslümanlar için ise,

Acı çekmek zorunda kalacakları kanlı bir oyun oynanmaya başlıyordu.

İşin ilginç yanı ise,

Bush’un “çocuklar korkmasın” diye tersten okuduğu “I Pet Goat” kitabı satanizmle ilgili içerikler barındırdığı için yasaklı bir kitaptı.

*

Malumunuz;

Türkiye’de “komplo teorisi” ve “Amerika” denildiğinde akla gelen ilk şey, başrollerinde MelGibson ile Julia Roberts'ın oynadıkları “ConspiracyTheory” yani “Komplo teorisi” adlı filmdir.

Filmde MelGibson, “JerryFlecher” adlı, aklını komplolarla bozmuş hafif kaçık bir taksiciyi canlandırmaktadır.

1997’de gösterime giren bu film Türkiye’de asıl ilgiyi 17 Ağustos 1999 depreminden sonra görmüştü.

Zira, filmde ABD başkanının Türkiye'yi ziyareti sırasında 7.3 şiddetinde bir depremin gerçekleştiği şeklinde bir haber sahnesi vardı.

Filmden iki yıl sonra, yani 17 Ağustos 1999’da Marmara Depremi’nin meydana gelmesiyle, ortaya yığınla “komplo teorisi” atılmıştı.

 Hatta!..

Marmara’da meydana gelen depremin “HAARP teknolojisi”yle gerçekleştirilmiş “suni” bir deprem olduğu iddia edilmişti ve bu konu hakkında bolca makaleler ve kitaplar yazılmıştı.

Bendeniz de 15 Temmuz alçak darbe girişiminden sonra FETÖ’cülerin, “14 Ağustos’u bekleyin” şeklindeki tehditlerinden yola çıkarak, okunma ve paylaşım rekorları kıran;

“14 Ağustos, Fethullah Gülen’in deprem senaryosu!” başlıklı bir yazı kaleme almıştım…

*

Türkiye’de çokça konuşulan bir diğer komplo teorisi ise 2001 yılında, California eyaletinde bulunan Nevada çölünde yapılan kara, hava ve deniz piyade birliklerinden oluşan 13 bin 500 Amerikan askerinin katıldığı “Millenium Challenge 2002” tatbikatıdır.

Türkçe adı “Binyılın Meydan Okuması 2002” olan bu tatbikat tam 23 gün sürmüş ve 250 milyon dolara mal olmuştu. Bizi ilgilendiren ise tatbikatın “senaryo”suydu.

Yukarıda bahsettiğim “deprem” temalı teori ile doğrudan ilintili olan bu komplo teorisinin senaryosu şöyleydi:

Bildiğiniz gibi 17 Ağustos Marmara Depremi, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda yaşanan kırılmayla gerçekleşmişti.

“Millenium Challenge 2002” tatbikatı da Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın ikiz kardeşi olduğu belirtilen Saint Andreas Fay Hattı’nın bulunduğu California eyaletinde yapılmıştı.

Senaryoya göre;

“Hedef ülkede büyük kayıplara yol açan şiddetli bir deprem oluyordu.

Aynı günlerde Uluslararası Mahkeme, o ülkenin sınırlarını ilgilendiren olumsuz bir karar alıyor, bunun üzerine ülke ordusu yönetime el koyuyor ve Uluslararası Mahkeme’nin kararına tepki olarak, dünyanın çok stratejik deniz yolunu abluka altına alıyordu.

Bu durumda Birleşmiş Milletler, ABD’nin girişimiyle o ülkeye yaptırım uygulanması kararı alıyor... Arkasından ABD ordusu, elinde kitle imha silahları bulundurduğu varsayılan hedef ülkeye karşı sinir merkezlerini tahrip eden bir hava saldırısına geçiyor ve önemli şehirlerini 96 saat içinde işgal ediyordu!..”

Türkiye’nin “deprem kuşağında” oluşu…

Kıbrıs ve Ege anlaşmazlıkları…

Türk ordusunun ülke güvenliğinin tehdit altına girdiği bir durumda yönetime müdahale edeceği şeklinde kabul gören öngörü…

Ve!..

Türk ordusunun seferberlik süresinin 96 saat oluşu gibi gerçeklikler göz önünde bulundurulduğunda, tatbikatın senaryosuna konu edilen “hedef ülke”nin Türkiye olduğu kolaylıkla anlaşılıyordu.

Bu tatbikatın “komplo teorisi”nden ziyade, Türkiye’ye karşı yapılacak işgal girişiminin “final provası” olduğu ise gün gibi ortadaydı.

*

Yazının bu kısmında “Komplo Teorisi” filminden küçük bir hatırlatma yapayım...

Yukarıda da bahsettiğim gibi, filmde MelGibson’ın canlandırdığı taksicinin adı “JerryFlecher”dı…

“Flecher” size neyi hatırlatıyor? bilinmez ama Türkiye için çok önemli bir isimdir.

Malumunuz, 1960 öncesinde Amerika'nın Ankara büyükelçisinin adı William Flecher’dı.

Demirel’in danışmanlığını da yapan yazar Cüneyt Arcayürek, “Darbeler ve Gizli Servisler” adlı kitabında mezkûr büyükelçinin Ankara'daki diplomatik çevrelerde “uzun ahmak” lâkabıyla anıldığını yazmıştı.

William Flecher’ın “uzun ahmak” olarak anılmasının nedeni ise dönemin siyasileri ile yakın ilişkiler kurması ve onlarla tabir yerindeyse içli dışlı olmasıdır.

Bu sebepten dolayı CIA, ilmek ilmek ördüğü “27 Mayıs Darbesi”ni “sızdırır” endişesiyle kendi büyükelçisi Flecher’dan gizlemiştir…

Arcayürek’in aktardığına göre:

"Flecher’dan sonra Amerika'nın gözü açılmıştır ve ondan sonra Ankara'ya istihbaratta yanılgıya düşmeyecek büyükelçiler atamaya özen göstermiştir.

(Darbeler ve Gizli Servisler – sayfa: 182-183).

*

Ve dün…

Türkiye'nin Erbil Başkonsolosluğunda görevli diplomatlar, yemek yemek için gittikleri restoranda silahlı saldırıya uğradılar.

Kalleş saldırıda bir diplomatımız şehit oldu, 2 diplomatımız yaralandı.

Görgü tanıkları, saldırıyı sivil giyimli ve üzerinde iki silah taşıyan bir saldırganın gerçekleştirdiğini ve doğrudan konsolosluk çalışanlarını hedef alarak ateş ettiğini söylediler.

Bu da gösteriyor ki, saldırı profesyoneller tarafından gerçekleştirildi.

Herkes bu menfur saldırının kimler tarafından yapıldığını tartışıyordu ki…

ABD Ankara Büyükelçisi olarak atanan David Satterfield'ın Ankara'ya geldikten sonra paylaştığı bir fotoğraf gündeme bomba gibi düştü.

10 Temmuz’da, yani dünkü saldırıdan bir hafta önce çekildiği belirlenen fotoğrafta Satterfield, Dışişleri Bakanlığı binasında bulunan “Şehit Türk Diplomatları” için oluşturulan hatıra duvarının önünde poz vermişti.

Henüz Cumhurbaşkanı Erdoğan'a güven mektubunu sunmadığı için resmi olarak göreve başlamamış sayılan Satterfield’in, Dışişleri Bakanlığı’nı ziyaret edip, Şehit Türk Diplomatları listesine bakarak fotoğraf çektirmesi kuşkusuz “tesadüf” kelimesiyle geçiştirilmemelidir…

Hele hele!..

ABD'li Büyükelçi'nin mahut pozu vermesinden sadece 7 gün sonra, Türk Dışişleri Bakanlığı çeyrek asır, yani tam 25 yıl sonra ilk kez bir diplomatını şehit vermişse…

Bu çekilene fotoğraf değil, “hedef işaretlemesi” denir..

*

Ezcümle:

Dileyenler, S-400’lerin teslim edildiği bir süreçte Türkiye’ye atanan yeni Büyükelçi Satterfield’in, Dışişleri Bakanlığı binasında bulunan “Şehit Türk Diplomatları” için oluşturulan hatıra duvarının önünde poz vermesiyle, Erbil’deki kalleş saldırı arasında bağ kurmamı “komplo teorisi” olarak değerlendirebilir…

Bu durumda onlara “William Flecher” örneğini bir kez daha hatırlatmak isterim.

Ne diyordu Arcayürek;

"Flecher’dan sonra Amerikalılar, Ankara'ya istihbaratta yanılgıya düşmeyecek büyükelçiler atamışlardır”

Bilmem anlatabildim mi?

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23