--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dün yağan yağmur ve o “sapkın” soru?

Zekeriya Say
Zekeriya Say

İstanbul dün son 32 yılın en yağmurlu gününü geride bıraktı.

Evleri ve işyerlerini basan, alt geçitleri göle çeviren, denizle karayı birleştiren, binlerce aracı altına alıp hurdaya çıkaran bu felaketin ardından tek tesellimiz hiçbir cana zarar gelmemesi oldu!..

Böylesi büyük doğal afetlerin;

Millet olarak bizleri bir araya getirmesi gerekirken,  mevcut ideolojik kutuplaşma yüzünden birbirimizle dalga geçiyor, adeta yerden yere vuruyoruz.

Özellikle Ankara, İzmir ve İstanbul bu tarz tazyikli eleştirilerden en fazla pay sahibi olan şehirler.

Eleştirilerin oklarındaki isimler ise bu şehirlerin hadimi olan belediye başkanları…

Buradan da anlaşılacağı üzere dün “günün adamı” İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş oldu.

Eleştiren de vardı Kadir Bey’i, takdir eden de…

Tabi bir de gündemle alakası olmayan saçma sapan sorular sorarak, zihinleri ifsad etmek isteyenler de.

*

Dün o yoğun yağmura yakalananlardan biri de bendim.

Sel suları nedeniyle aksayan trafikte gecikmeli de olsa gazeteye gitmeye çalışırken, bir yandan da cep telefonumdan yazarların neler yazdığına göz gezdiriyordum.

Hürriyet’in eski GYY’si Ertuğrul Özkök’ün yazısını okurken, sonlara doğru o iğrenç başlığı ve kullanılan film afişini gördüğümde adeta başımdan kaynar sular döküldü.

İçimden;

“Değil metrekareye 100 kilogram yağmur, başımıza taş yağsa yeridir” diye geçirdim.

Zira 70 yaşındaki Özkök;

Touko Valio Laaksonen adlı ahlaksız bir çizer tarafından çizilen ve erkek erkeğe münasebeti resmeden bazı görseller kullanılarak hazırlanmış, Lût kavminin helak olmasına vesile olan “eşcinsel ilişki”yi meşru gösteren bir afişi köşesinde yayımlayarak, İBB Başkanı Kadir Topbaş’a;

“KADİR BEY, İSTANBUL’U AŞK ŞEHRİ YAPABİLİR MİSİNİZ?” diye soruyordu.

 

Sapkın görseller kullanılarak hazırlanan afiş;

“AIDS karşıtı” bir kampanya için Paris Belediyesi tarafından hazırlanmış ve ana teması “AIDS’siz bir Paris”miş.

“Medeniyetin beşiği” olarak yutturulmaya çalışılan Avrupa’nın metropol belediyelerinden biri olan Paris Belediyesi “aşk”ı neden sapkın imgelerle betimleme ihtiyacı hissetti bilinmez ama..

Sapkınlığı ve fuhuşu da içine alan sosyoloji ilminin Hürriyet gazetesindeki en etkili ismi olan Pop-sosyolog Ertuğrul Özkök, mahut afişten elde ettiği yeni süjeye balıklama atlayarak, aynı rezilliğin İstanbul’da yapılıp-yapılmayacağını Kadir Topbaş’a soruyordu.

*

15 Ağustos 2012’deki yazısına “Evet gizli bir eşçinselim” diye başlık atan Özkök’ün bu soruyu sorması;

ahir ömründeki birinin “gizli” kalmış bazı sapkın tercihlerini “izhar etme” teşebbüsü müdür bilinmez ama..

Böyle bir ahlaksız teklifin Kadir Topbaş nezdinde kati suretle kabul görmeyeceğini adım gibi biliyorum.

Bunu yalnız ben değil, Ertuğrul Özkök de bildiği için bir taşla iki kuş vurmak amacıyla hınzırca bir plan hazırlamış.

Sözü;

LGBTİ adlı sapkınlar topluluğunun mübarek Ramazan ayında yapmayı düşündüğü “Onur Yürüyüşü” adlı onursuz eylemle alakalı,

“Devlet eğer müsaade ederse biz müsaade etmeyeceğiz, biz yürütmeyeceğiz” diyen Alperenler’e getirmiş ve

“Topbaş izin verse dahi Alperenler böyle bir şeye izin vermezler” demiş Özkök.

Bu bahaneyle de teklifini dolaylı olarak İstanbul’dan İzmir’e çevirerek;

“Bence İzmir bunu denemeli...” demiş.

Evet, evet..

Yanlış duymadınız.

Özkök’e göre Paris’te belediye eliyle propagandası yapılan eşcinsel ilişkinin meşru görüldüğü kampanya “İzmir’de denenmeli”ymiş”

Özkök bununla yetinse iyi…

Bir alt satırda ise,

“Gay Sanatı” diyerek mahut sapkınlığa bir de “sanat” hüviyeti kazandırmış ve çekilen homoseksüel bir filmin müjde(!)sini vermiş.

*

Evet!..

Maalesef dün güne böyle başladım.

Bir yanda bardaktan boşanırcasına yağan yağmuru izliyor, diğer yanda “İçimizdeki bazı beyinsizler yüzünden”bize uğraması muhtemel felaketleri düşünüyordum…

Cama vuran her yağmur damlası, Ertuğrul Özkök’ün Kadir Topbaş’a sorduğu o ahlaksız soru gibi beynimi kemiriyordu.

Kaldırım taşlarını söken, araçları sürükleyen o sel,

bana Sodom’u yerle bir eden “taş yağmuru”nu…

Gözün gözü görmediği dünkü o bulutlu hava ise,

Pompei’yi yerin dibine gömen, halkını “taş”a çeviren Vezüv yanardağından yükselen “kül bulutlarını” anımsatıyordu..

*

Bu düşüncelere dalmış dışarıyı izlerken, yanımızdan hızla geçen İBB’ye ait Afet Müdahale Araçlarıyla irkildim.

Belli ki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş sabahın erken saatlerinde İstanbul’u esir alan bu felaketle mücadele etmeye kararlıydı.

İstanbulluları bu doğal afete teslim etmeyecekti.

Ahalisinin mağdur olmasını istemeyen ve tüm imkanlarını seferber ederek canla-başla çalışan bir Belediye Başkanından, Özkök gibi bir pop-sosyoloğun bu yağmurlu günde yaptığı ahlaksız teklifi kabul etmeyeceği izlenimi oluşunca, farkında olmadan rahatladığımı hissettim.

*

Tüm bunları kendi kendime düşünürken ineceğim durağa gelmiş ve otobüsün açılan kapısından dışarıya ilk adımımı atıyordum ki, aklıma,

Hz. Musa’nın yüce rabbimize sorduğu;

"Ey Rabbim! (…) İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden hepimizi helâk edecek misin?” sorusu geldi.

O an başımı kaldırıp gökyüzüne baktım,

 yağmur durmuş bulutlar dağılıyordu...

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle