• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI
13 Şubat 2019

Devlet burada, Bay Kemal nerede?

3 Mart 1992'de, Zonguldak Kozlu’da bulunan taşkömürü madeninde, Türkiye kömür madenciliğinin en büyük facialarından biri yaşanmıştı. Madende mahsur kalan 263 işçi yanarak ölmüştü.

Hükümet, facianın 5'inci gününde işçilerin cesetlerini kurtarmaktan vazgeçmiş,

“Ocakta yangın söndürülemiyor, kömürümüz heba oluyor” diyerek, yangını söndürmek için madenin kapısına duvarlar ördürmüştü. Yüz elliden fazla işçinin cesedi içeride kalmış, bazılarına ancak 5 yıl sonra ulaşılmıştı.

Hayatını kaybeden işçilerin birkaç kuruşluk tazminatları ise ödenmemişti.

Tazminat yerine, her aileden bir kişiye ölen akrabasının yerine madende çalışma imkanı verildi.

Böylece onlar da, tıpkı hayatını kaybeden akrabaları gibi yerin altında ölebileceklerdi.

*

Bu elim facia yaşandığında;

Başbakan, Süleyman Demirel…

Başbakan Yardımcısı, SHP Genel Başkanı Erdal İnönü...

Enerji Bakanı ise Ersin Faralyalı’ydı.

Ne bu üç isim, ne de kabinedeki diğer bakanlar, Kozlu’da yaşanan faciadan sonra olay yerine gitmediler.

Olay yerine gitmek şöyle dursun!..

Faciadan 6 gün sonra, yani 9 Mart’ta bir açıklama yapan SHP lider Erdal İnönü,

“Koalisyon bozulursa iç savaş çıkar” diyerek, aslında;

263 işçinin hayatından ziyade, kendi koltuğunu kurtarmanın telaşına düştüğünü itiraf etmişti.

*

Bu kazadan bir yıl sonra…

Tarihler 28 Nisan 1993’ü gösterdiğinde, Türkiye bir kez daha büyük bir facia ile sarsılmıştı.

Ümraniye’de bulunan hekimbaşı çöplüğünde, metan gazı sıkışması sonucu büyük bir patlama meydana gelmiş ve binlerce tonluk çöp yığını,  gecekonduların üzerini örtmüştü.

Faciada 39 kişi ölmüş, 12'sinin ise cesedi dahi bulunamamıştı.

İktidarda yine DYP-SHP koalisyonu vardı.

Göz göre göre gelen bu facianın müsebbipleri olan İstanbul Büyükşehir ve Ümraniye Belediyeleri ise SHP’nin elindeydi.

Kozlu’ya gitmeyen Erdal İnönü, bu kez olay yerine gelerek bir süre kurtarma çalışmalarını izlemekle yetinmişti.

“Kurtarma” dediğime bakmayın siz!..

Çöpler taşınmamış, yalnızca aktarma yapılarak cesetler aranmıştı.

Günümüzde SHP’nin varisleri; “Sosyal Demokrat Belediyecilik” martavalları okuyadursun,  bu zihniyetin pisliğini temizlemek de Tayyip Erdoğan’a düşmüştü.

1995 yılında, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan, çöp dağlarının bulunduğu ve facianın yaşandığı yeri,  çocukların oynadığı ve sosyal tesislerin bulunduğu yeşil bir alan haline getirmişti.

*

Benzer bir facia da, 17 Ağustos 1999 depreminde yaşandı…

Ecevit Hükümeti;

Afetle mücadelede aciz kaldığı yetmezmiş gibi, dışarıdan gelen yardım paralarını afetzedelere ulaştırmak yerine, o paralarla emekli aylıklarını ödemişti...

*

Günümüzde;

 SHP-CHP zihniyeti artık iktidar yüzü göremiyor diye, ülkemizde facialar yaşanmıyor değil…

Maalesef, Ak Parti döneminde;

2011 yılındaki  Van Depremi..

2012 yılındaki Afyonkarahisar Cephanelik Patlaması…

2014 yılındaki Soma ve Ermenek Maden Kazası gibi birçok elim hadise meydana geldi…

Fakat hiçbirinde hükümet acziyete düşmedi.

Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere, sorumlu tüm kademeler anında olay mahalline giderek felaketlere yerinde müdahale ettiler.

Aynı refleksi, 6 gün önce İstanbul Kartal’da çöken binada gördük.

Bina çöker çökmez;

İstanbul, Sakarya ve Bursa’dan AFAD Arama Kurtarma Birlikleri…

İstanbul İtfaiyesi personeli..

İl Sağlık Müdürlüğü ve UMKE görevlileri..

Çalışma, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından 8 kişilik psikolojik destek ekibi..

Kızılay’dan 2 bin kişilik iaşe aracı..

Ayrıca!..

TBMM Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım,

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum derhal olay yerine koştu…

Sonrasında ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan olay yerine giderek yapılan çalışmaları yerinde inceledi, hayatını kaybedenlerin cenaze namazına katılarak tabutlarını omuzladı.

Anlayacağınız!...

Facianın yaşandığı yerde;

“Nerde bu devlet, nerde bu hükümet?” diye feveran eden kimsecikler yoktu…

*

Tabii!..

Ara sıra olay yerine gelerek, lakayıt tavırlarıyla halkı çileden çıkaran ve yapılan kurtarma çalışmalarını uzaktan izlemekle yetinen Kartal Belediye Başkanı CHP’li Altınok Öz’ü ve CHP’nin İBB adayı Ekrem İmamoğlu’nu saymazsak;

CHP’nin “ağır topları”nın olay yerinde görüntü vermemesi anlaşılır şey değil!..

Öyle ya!

HDP barajı aştığında pilav dağıtan…

İ.neler yürüdüğünde TOMA’ya tırmanan...

Gezi provokasyonunda başı çeken CHP’lilerin;

Partilerinin riyaseti altındaki bir ilçede meydana gelen bir faciada, daha fazla sorumluluk almaları beklenirdi…

Ayrıca;

6 Şubatta meydana gelen bu facianın üzerinden bir hafta geçmesine rağmen, zahmet edip de olay yerine gitmeyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, kurtarma çalışmalarında gösterdikleri hassasiyet için hükümet yetkililerine en azından kuru bir “teşekkür” etmesi gerekirdi.

Fakat o, bırakın teşekkür etmeyi;

Dün partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, binanın çökmesiyle ilgili doğrudan Ak Partilileri sorumlu tutmuş…

Kılıçdaroğlu;

Kozlu faciasından sonra “Koalisyon bozulursa iç savaş çıkar” diyerek koltuğu kurtarmaya çalışan Erdal İnönü gibi..

Kartal'da geçen hafta çöken 8 katlı bina hakkında çok şey bildiğini söyleyerek;

“Enkazın altında insanlar varken onu politik bir sürecin parçası haline getirmekten kaçındık" diyerek,

faciaya doğru ve yerinde müdahale eden ve başta Kartallılar olmak üzere tüm Türkiye’nin takdirini kazanan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve partisini olayın baş sorumlusu ilan ederek, “siyasi çıkar” telaşına düşmüş.

Ne diyelim?!.

Bay Kemal’e de böylesi yakışırdı…

*

Ezcümle:

Her faciadan sonra sırra kadem basmak ve afetzedeleri birbaşına bırakmak, CHP’lilere ve avanesine mahsus bir haslettir.

Öyle olmasaydı;

"Nerde bu devlet, nerde hükümet" şeklindeki ibret vesikası feverân, CHP iktidarlarıyla eş zamanlı olarak tedavülden kalkar mıydı?!..

*

Bu duygularla;

“Müteyakkız olalım, müteyakkız kalalım!..”

Maazallah, 31 Mart 2019’dan sonra, elimizde;

“Nerede bu?” diyecek bir “devlet”imiz de kalmayabilir..

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23