• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI
28 Aralık 2018

Cumhurbaşkanı olabilirsiniz fakat sanatçı, asla!..

Sean Penn!..

Rus bir baba ve İtalyan bir annenin çocuğu.

Küçük yaşta sinemaya başladı ve 50’den fazla Hollywood filminde oynadı.

“En iyi erkek oyuncu” dalında 5 kez aday olduğu “Oscar” ödülünü iki kere havaya kaldırdı.

“BAFTA”ya 2, “Altın Küre”ye 3 kez aday oldu.

“Sinema tarihinin en iyi oyuncularından biri olarak gösteriliyor.”

 Sert bir, “ABD yönetimi muhalifi.”

Irak, İran, Venezuela gibi ülkelerde "serbest muhabir"lik yaptı.

 “Bücür” (El Chapo) lakaplı, Meksikalı ünlü uyuşturucu baronu Joaquin Guzman’la gizli bir röportajı yaptığı için “CIA ajanı” olduğu iddia edildi.

Son olarak,

İçinde bulunduğumuz ayın başında, Cemal Kaşıkçı cinayeti ile ilgili hazırladığı bir “belgesel(!)” için İstanbul'a geldi.

Bu kısa ziyaret bile, Penn’in, “CIA elemanı” olduğu iddiasını yeniden gündeme getirmeye yetti…

 ***

Metin Akpınar!..

1960 darbesinden sonra, MTTB'de “Tiyatro Müdürlüğü” yaptığı sırada;

“115 gence silahlı eğitim verdikten sonra onları Kıbrıs'a gönderdiklerini” itiraf etti..

Üstüne,

"Mübalağa etmiyorum. Bir iki saatte sokağa 50 bin kişi çıkarırdı(k). Bugün 50 bin kişiyi toplayamazsınız" diyerek, adeta “derin bir güç” olduklarından ve ne kadar hızlı mobilize olabildiklerinden sitayişle bahsetti…

*

12 Mart 1971 askeri darbesinin yaşandığı gün, ortalık toz-duman halde iken, “Gergedan” isimli tiyatro oyununu sahneledi…

*

12 Eylül 1980 darbesini;

"Çok müspet bir olaydı” sözleriyle kutsadı ve “Uzun süredir bekleniyordu” diyerek, bir anlamda darbeden haberdar olduğunu itiraf etti…

*

Mayıs 1997’de, ÖDP ve HADEP’in birlikte düzenlediği Sultanahmet Meydanı’ndaki mitingde, PKK paçavrasının gölgesinde;

"Refahyol, defol" sloganları attı…

*

28 Şubat’ta;

“Ordu bu ülkede resmi insiyatif. Sivil insiyatifler de ordu gibi ülke sorunlarına sahip çıksa, orduya bu kadar görev kalmaz” diyerek, sivillerin post-modern darbe sürecinde yeteri kadar rol almamalarından şekvacı oldu…

*

Ocak 1998’de, Uğur Mumcu’nun beşinci ölüm yıldönümünde, Mumcu'nun;

"Babam dindar bir adamdı, beni camiye götürürdü, ama hiçbir şey anlamaz ve Türkçesi yok mu bunun diye sorardım" sözlerini bahane edenlerle birlikte

“Türkçe ezan” okudu…

*

Mart 1998’de, Kuşadası'nda düzenlenen ve üç gün süren Ege-Koop'un eğitim seminerinde yaptığı kapanış konuşmasında;

‘‘Demokratik bir ülkede parti kapatmak antidemokratiktir. Tamam, ama demokrat olmayan bir partiyi kapatmak demokratik bir doğrudur” diyerek, Refah Partisi’nin kapatılmasını destekledi…

*

Marmara şarabıyla tanıştığı alkolü tam 35 yıl içti.

Hakkında;

“Üç böbreği olduğu için hiç memişhaneye gitmeden gece boyunca rakı içiyor” söylentisi çıktı…

Sıra, askere gitmeye gelince, böbreklerini bahane ederek, kankası Zeki Alasya ile birlikte “çürük raporu” aldı...

Daha sonra aynı böbreklerle “bira” reklamında oynadı.

*

28 Şubat sürecinde ziyadesiyle postal yaladığı için, Demirel tarafından;

“Devlet Sanatçısı(!)” payesiyle taltif edildi…

*

“1 Mart Tezkeresi”nde, kendi “çürük raporu”na rağmen;

“Türkiye’nin savaşa girmesi ve Amerika Birleşik Devletleri’nin yanında yer alması gerektiğini” savundu…

*

Ak Partili belediyelerin çareler ürettiğini;

“(…) kendi içlerinde karate bilen, elektrik coplu sivil ordular beslediğini…”

 “AKP”li Ordular(ın) böyle kurulduğu”nu…

“Bir çırpıda sokağa 2 milyon insan çıkarabileceklerini” iddia etti…

*

Türkiye’yi “Malezya ile Hollanda arasında!” konumlandırdı...

*

“MİT Tırları” ihanetinin sanığı, casus Can Dündar’ı;

“kahraman” ilan etti...

*

“Genç olsam herkes sığınacak yer arardı, fena eserdim, artık genç değiliz o yüzden işi gençlere veriyoruz” diyerek, tam olarak neyi kastettiği anlaşılmayan bir işin havasın attı…

*

“Noel Baba olsaydınız?” sorusuna;

“İlle beni konuşturacaksın, şimdi buraya Noel Baba gelse ancak naylon ceset torbası dağıtır...” şeklinde, ürkünç bir cevap verdi…

*

“Cumhurbaşkanlığı Sistemi”nin tartışıldığı günlerde;

“Bu ülkede başkanlık sistemi önerilip tartışılabiliyorsa özerklik sistemi de önerilebilmeli ve tartışılabilmeli parlamentoda. HDP’nin yanlışı da, baştan ilan etmesi oldu.” diyerek, PKK’nın siyasi uzantısına “özyönetim” tüyoları verdi.

*

Son olarak;

CHP’nin televizyon kanalı Halk TV’de, Uğur Dündar’ın “Halk Arenası”nda;

“(…) her faşizmin olduğu gibi, karşılaştığı gibi belki liderini ayağından asarlar, belki mahzenlerde zehirlenerek ölür, belki adı geçen başka liderlerin yaşadığı gibi kötü sonlar yaşayabilir ama bize yazık olur, biz harap oluruz.” diyerek, Cumhurbaşkanımıza tehditler savurdu.

*

Velhasıl!..

Rol aldığı alelade filmlerde,

Kâh,

“Mayo ile şezlongda uzanan bir kadını…”

Kâh,

“Kârhane işleten bir ibne”yi canlandıran…

Bu roller nedeniyle de, en fazla bir “portakal”a layık görülen Metin Akpınar,

Yukarıdaki sözlere rağmen, hâlâ matah bir “sanatçı” olarak kabul görebiliyor.

*

Şimdi anladınız mı?

Türkiye’de rahatlıkla;

Milletvekili, bakan hattâ cumhurbaşkanı olabilirken, neden “sanatçı” olarak kabul görmenin zor olduğunu…

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23