Continental skandalı ve “Ruh Hastası Alman!”
Romain Rolland;
“Büyük bir milletin koruması gereken şey sadece sınırları değildir, sağduyusunu da koruması gerekir” derken, sanki bundan bir asır önce,
günümüz Türkiye’sini tarif etmiş.
Zira,
“Başkomutan”ımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın komutasındaki “şanlı ordu”muz;
22 gün önce “Afrin”i teröristlerden arındırmak maksadıyla başlattığı “Zeytin Dalı Operasyonu” ile sadece sınırlarımızı korumakla kalmıyor, sivillere yönelik gösterdiği sağduyu ile Romain Rolland’ın tarifindeki o “Büyük Millet”in nasıl olması gerektiğini de özetliyor.
Allah, operasyona katılan-katılmayan tüm askerlerimizi korusun. Şehitlerimize rahmet, gazilerimize de acil şifalar ihsan eylesin.
Öte yandan…
Atalarımızın da dediği gibi; “Büyük başın derdi büyük oluyor.”
Karşılaştığımız tüm sorunların yegâne nedeni, yeniden “Büyük Millet” olduğumuzu tüm dünyaya ispat ettiğimiz içindir.
Ülke olarak biz kalkındıkça…
Kendi göbeğimizi kendimiz kestikçe…
Öyle sanıyorum ki, bugün “vah vah” demekle yetinenler, yarın “hav hav” demeye, dişlerini göstermeye başlayacaklar.
*
Esasında, “tek-tük” de olsa, o havlamalar başladı bile.
Mehmetçiğimiz;
PYD’li teröristleri tepelemeye, onların leşlerini yere sermeye başladığından beri, sözde dostlarımız(!) ve müttefiklerimiz(!), “hık-mık” demeyi bıraktılar, Türkiye’ye karşı açıktan tavır almaya başladılar.
Bunların başında ise;
Fransızların ve Almanların gelmesinin, “tesadüf”le izahı mümkün değil..
Zira!
Kendisi de bir Alman olan “Nietzsche”, bu iki halkı tarif ederken;
“Fransızların bozuk bir karakteri, Almanların bozuk bir ruhu vardır” demiştir.
*
“Fransızların bozuk karakterli” olduğunun en iyi ispatı ise;
Fransa’nın bir numarası, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un;
Afrin harekâtı için sarf ettiği “işgal operasyonu” şeklindeki hezeyanından sonra Türkiye’den gelen tepkiler üzerine geri adım atmasıydı.
Hele selefi, Fransa eski Cumhurbaşkanı François Hollande’ın, “Terör örgütü” olarak kabul etmelerine rağmen, PKK’nın sözde yöneticilerini Elysee Sarayı'nda ağırlaması ayrı bir “karaktersizlik” örneğiydi.
*
Tabi bir de;
Nietzsche’nin dediği gibi, “dostumuz mu, düşmanımız mı?” oldukları net bir şekilde anlaşılmayan “Ruhları bozuk Almanlar” var.
Her ne kadar Almanlar;
“Temerküz kampları”nda yaktıkları Yahudilerle ün yapmış olsalar da...
Bu, “psikopat ruh hastaları”nın şiddetinden Türkler de ziyadesiyle paylarına düşeni almışlardır.
“Solingen Faciası”nda diri diri yakılan Türklerden tutun da,
Neo-Nazi örgüt “Nasyonel Sosyalist Yer altı”(NSU)’nın işlediği ırkçı seri cinayetlerde, hayatları çalınan 10 Türk…
Kundaklanan camiler, yağmalanan işyerleri…
“Alman ruh hastalığı”nın en bariz “bireysel” örnekleridir.
*
Tabi bir de “kurumsal” düzeyde “Alman ruh hastalığı”na rastlamak mümkün.
Bunun en son örneklerinden birine;
Afrin’deki PYD’li teröristlere yönelik düzenlenen Zeytin Dalı Harekâtı’nda görev alan “Leopard 2” tanklarının, “operasyonda kullanıldığı gerekçesiyle” “modernizasyonu”nun, Alman Hükümetince durdurulmasında şahit olduk.
Ne yapsaydık?
Parasını verip aldığımız tanklarla, Mehmetçiği pikniğe mi yollasaydık?
*
Her neyse..
Kendisi de bir Alman olan Nietzsche’den daha iyi bilecek halimiz yok ya:
“Almanlar ruh hastası!..” diyorsa, vardır bir bildiği..
Zaten, sağ olsunlar Almanlar da bunu ispat etmek istercesine, saçmaladıkça saçmalıyorlar.
Ne zaman, ne tür bir psikopatlık yapacaklarını kestirmek mümkün değil..
Dün, bu kurumsal düzeydeki “hastalıklı ruh” yüzünü yeniden gösterdi.
Bu sefer, ünlü bir alman firmasında zuhur etmişti hastalık.
Hem de,
140 yılı geride bırakmış, “lastik” alanında birçok ilke imza atmış ünlü “Continental” firmasında.

Şirket, yayınladığı reklam filminde durduk yere Türkiye'yi haritadan silmiş, topraklarımızı deniz suyu olarak göstermiş.
Akıllarınca;
“Türkiye’yi yok sayarak” siyasi mesaj veriyorlar.
Öyle,
“sehven” veya “teknik hata” ile geçtirilecek bir hata da değil hani.
Continental'in,
“Powertrain” hizmetinin uygulandığı ülkeleri gösteren bir videoda;
Avrupa ve Ortadoğu bölümünün gösterildiği haritadan Türkiye’yi silip, kocaman bir Akdeniz resmi çizmişler.
Bu rezaleti gören duyarlı vatandaşlarımızın, sosyal medya üzerinden gösterdikleri tepkiler sonucu, şirketin geri adım atıp özür dilemesi uzun sürmedi.
Continental;
Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada mahut küstahlığı;
“grafik hatası” diye yutturmaya çalışmış.
Yersek!..
Zira, ortada hata filan yok!
Koskoca Türkiye’yi haritadan silip, komşularımızla olan sınırların aynen muhafaza edilmesine “hata” değil, “kasıt” denir.
Yani;
“Grafik” değil “genetik” bir skandaldır, bu.
*
Evet!..
“Ruh hastası Alman”ın biri dayanamamış, nefretini “reklam” kisvesiyle kusmak istemiş.
Öyle olmasa,
Bundan tam 107 yıl evvel, henüz Osmanlı yıkılmamışken, gazetelere Osmanlıca harflerle;
“Kontinental Tekerlek Lastikleri. Dünyanın en birincisidir. (…) Kontinental Şirketi'nin Türkiye'de yegâne vekil-i umumisi M. Kaf nezdinde bulunur. 11 ve 13 numarada.” şeklinde ilan veren Continental;
Bir anda 783.562 km² toprağı “deniz” olarak resmetmez, Türkiye’yi yok saymazdı.
Ama dedik ya, “Almanlar ruh hastası.”
Hem bireysel hem de kurumsal olarak hepsi “hasta.”
“Continental” de bu hastalıktan payını almış maalesef.
*
Peki, ne oldu da;
100 yıldan fazladır bu topraklarda faaliyet gösteren ve bu işten de hatırı sayılır paralar kazanan Continental böyle bir hata yaptı?
Her ne kadar, şirketin Türkiye’deki serencamını bilmesem de;
2002 ile 2008 yılları arasında “Koç Holding”in, “Continental Türkiye Distribütörlüğü” yaptığı biliniyor.
Şirket, Koç’a geçtikten sonra,
Türkiye’yi ziyaret eden Continental'in CEO'su,
Bülent Ecevit hükümetinden miras kalan bozuk yolları görünce;
"Bundan iyi doğal test alanı mı olur?" diyerek Türkiye'yi “test üssü” ilan etmiş. Şirket, bu karardan sonra, tüm lastiklerinin testini ülkemizde yapmaya başlamış.
Belli ki, o tarihten sonra testler de satışlar da iyi gitmiş.
Continental;
2008’de Koç’un hisselerini satın alarak dümene kendisi geçmiş ve 2008-2013 arasında yüzde 2,5 kar etmiş.
Bu karda, Ak Parti’nin iktidara gelmesiyle, Türkiye’de yüzde 50 büyüyen lastik pazarının payını da unutmamak lazım.
*
Derken,
Continental;
2008’in Ağustos ayında, Alman otomotiv tedarikçisi “Schaeffler Grup”a satılmış.
“Schaeffler” ismi, aslında Continental’in;
Neden aradan geçen yüz yıldan sonra, Türkiye’yi dünya haritasından sildiğini de açıklıyor.
Zira,
“Schaeffler Grup” sabık bir “Nazi geçmişi”ne sahip..
Şirket,
“2. Dünya Savaşı’nda, Nazilerin öldürdüğü Yahudilerin saçlarını Alman askerlerinin çizmesinin yapımında kullanmak”la suçlanıyor.
İddialara göre, Schaeffler, 2. Dünya Savaşı yıllarında;
“Polonya’daki Auschwitz toplama kampından arabayla 3 saatlik uzaklıktaki Kietrz’de, tüketim malları üretiminden cephane üretimine geçen fabrikasında çok sayıda köle işçi çalıştır”mış.
Ayrıca Schaeffler,
“Nazilerin gaz odalarına gönderdiği milyonlarca Yahudi’den kazınan 1.95 ton saçı tekstilde kullanmış.” O saçlardan elde edilen “kaba kumaş” Alman denizaltılarında görev alan mürettebatın kullandığı çizmelerin yapımında kullanılmış.
*
Özetleyecek olursak;
Almanya’da “ırkçılık” yükselirken…
Orada yaşayan gurbetçilerimiz ve camilerimiz her gün tazyikli saldırılara maruz kalırken…
Neo-Nazi seri katiller, işledikleri cinayetler gün gibi ortadayken, göstermelik mahkemelerde sergilenen “yargılama” temalı tiyatrolarda gününü gün ederken…
Alman hükümeti, ücreti mukabilinde sattığı Leopard 2 tanklarını, sırf teröristleri öldürmede kullanıyoruz diye, modernize etmeye yanaşmazken…
Schaeffler gibi sabık bir şirketin bünyesindeki Continental’in, Türkiye’yi haritadan silmesini “grafik hata” olarak kabul ediyorsanız, siz bilirsiniz.
Ben!
Tıpkı, daha önce, “Alman şirketlerini boykot etmek”le suçlandığım gibi…
Yine “boykotçu” ilan edilmeyi göze alarak, Continental’in;
“Ruh hastası Alman” bir şirket olduğuna ve haddinin bildirilmesi gerektiğine inanıyorum...







