Çölaşan’ın “buğulu gözlü darbesever” kahramanı!..
2004 yılından bir haberle başlayalım…
Şanlıurfa'da, jandarma tarafından düzenlenen operasyonda, kendisini;
Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı 'Güneydoğu Anadolu Bölge İstihbarat Komutanı' olarak tanıtıp, 'Gaziantep'te TSK'ya ait bir istihbarat binası inşa edeceğiz’ diyerek işadamlarını dolandıran sahte bir general yakalanır.
Benzer suçlardan sabıkası olan Y.T. adlı bu dolandırıcı tutuklanarak cezaevine gönderilir
Kaldığı cezaevinde, Şanlıurfa İl Jandarma Alay Komutanı hakkında şikâyet mektubu yazan Y.T. adlı dolandırıcı, söz konusu mektubu dönemin Genelkurmay Başkanına ve Jandarma Genel Komutanına gönderir.
Sahte general, mektubunda;
Şanlıurfa İl Jandarma Alay Komutanı olan Albayın, kuvvet komutanlarıyla alay ettiğini öne sürer.
Mektubu dikkate alan Jandarma Genel Komutanlığı, iddiaların araştırılması için Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Levent Ersöz’ün de aralarında bulunduğu bir heyeti bölgeye gönderir.
Söz konusu heyet yaptığı incelemelerin ardından hazırladığı raporda, Şanlıurfa İl Alay Komutanlığı görevini yürüten Albay ile ilgili;
“İyi ahlak sahibi olmak hükmü kapsamında, amirlik ve komutanlık için gerekli vasıfları değerlendirilmeli” diye not düşer.
Mahut raporun ardından deliye dönen Alay Komutanı Albay ise, soluğu Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi'nde alarak;
“Ahlaki ve mesleki yetersizlikle itham edildiği” gerekçesiyle dönemin parasıyla 30 milyar liralık tazminat davası açar.
*
İş bu Albay daha sonra Manisa Jandarma Alay Komutanı olarak, dar gelirli ailelerin çocuklarını üniversiteye hazırlamak amacıyla komutanlık bünyesinde hizmete açtığı 'Jandarma Dershanesi' ile karşımıza çıkar.
Önceki görev yerinde üstleri tarafından;
“Ahlaki ve mesleki yetersizlikle itham edilen” Albay bu sefer;
İzmir' de faaliyet gösteren Özdemir Dershaneleri’nden tedarik ettiği araç-gereçlerle 30’a yakın öğrencinin eğitimiyle ilgili hazırladığı projeyle gazetelere haber olur.
*
Derken iki yıl sonra, o dönem Hürriyet’te yazan Emin Çölaşan’a bir mail gelir.
Mailde,
Bir emekli Albay, Güneydoğu’da görev yaptığı sırada PKK ile yaptığı mücadeleyi kitap haline getirme isteğinden bahseder. Ayrıca Çölaşan’dan “önsöz” yazmasını ve kitabını bastıracağı bir yayınevi önermesini isteyerek, telefon numarasın eklediği mailini tamamlar.
Çölaşan verilen numarayı arar ve;
"Albayım inanın hiç zamanım yok. O yüzden önsöz yazamam” der ve kitabı bastırması için “Ümit Yayın’la bir konuşun” diyerek yol gösterir.
Ertesi gün, yayınevinin yetkilisi Çölaşan’ı arar ve;
"Abi, albayımla dün konuştuk. Kitabını getirdi ve hemen okuduk.
“Muhteşem bir kitap. Derhal basıyoruz." diyerek müjdeli haberi verir.
Aradan birkaç gün geçmiştir ki; Albay bu kez kitabın basılmamış kopyasını bir not iliştirerek Çölaşan’a gönderir.
Notta;
"Emin Bey, lütfen kitabı okuyunuz. Bir önsöz yazmak gerekmiyorsa yırtıp atınız.” yazmaktadır.
“Şöyle bir göz atmak!” niyetiyle gece saat 23’te ilk sayfayı açan Çölaşan, kitabı bitirdiğine neredeyse gün ağarmak üzeredir.
Kitabı öyle beğenmiştir ki sabah gazeteye geldiğinde ilk iş olarak bilgisayarın başına oturur ve kendisinden istenen önsözü yazar.
Sonrası malum.
Kitap patlar.
İlk 3 günde 5 baskı yapar ve 10 bin satar.
Emekli Albay artık Çölaşan’ın yeni kahramanıdır!..
Köşesinde ballandıra ballandıra ondan ve kitabından bahseder..
"Şemdinli’de Sınırı Aşmak!.." adlı bu kitap, Temmuz 1992-Ağustos 1994 tarihleri arasında Hakkari ve Şemdinli ilçesindeki sınır taburunun komutanlığı yapan, Fransız Jandarma Subay Okulu mezunu ve Paris’te askeri ataşemiliter olarak görev yapmış olan emekli Albay Erdal Sarızeybek tarafından yazılmıştır.
Kitapta;
“Heyet raporu”na göre ”Ahlaki ve mesleki olarak yetersiz” olarak itham edilen Erdal Sarızeybek’in adeta tek başına destanlar yazdığından bahsedilmektedir.
Öyle ki;
“300 kişilik PKK’lı grubu 7 kişiyle çembere almış”tır.
Askerliğini “Yedek subay” olarak Gölbaşı’nda bulunan “GES Komutanlığı”nda yapan bu fakire, inanılması en güç gelen hikâye ise;
“Biraz tozlandığında tutukluk yaptığını” iddia ettikleri MG-3’leri bir kenara bırakıp, aralarında topladıkları parayla “Iraklı Cemil” adlı silah kaçakçısından “Bixi makineli tüfek ve roketatar siparişi” vermeleri.
Ben, silah alımlarının ihale usulü yapıldığını sanıyordum ama meğer illegal yollara başvuran subaylar da varmış.
Tabi bir de;
Albay Sarızeybek’in kitabında, girdiği çatışmalarla ilgili verdiği şehit sayıları ile Genelkurmay tarafından medyaya verilen rakamlarla arasında ciddi farklar mevcutmuş ama “O kadar kusur kadı kızında da olur.”
*
Emekli Albay Erdal Sarızeybek yakaladığı şöhretin rüzgârıyla ardı ardına kitap yazıyor...
Yazdığı kitaplarla gündeme oturuyordu.
"İhaneti Gördüm" adlı kitabında, bu sefer;
“Halkın iyiliği için Şemdinli'ye günlerce roket yağdırdıklarını, belirledikleri hedefleri makineli tüfeklerle taradıklarını, sabah da insanları ilçe merkezine toplayarak terörün zararlarını anlattıkları”ndan bahsediyordu.
Oysa benzer bir hikâyeyi, Emekli Korgeneral Altay Tokat;
“Hâkim ve savcıları hizaya getirmek için evlerinin yakınına el bombası attırdığını” açıklarken aktarmıştı fakat hikaye hikayeye benzeyebilirdi.
Sırf üstleri:
“Ahlaki ve mesleki olarak yetersiz” dedi diye koskoca Erdal Sarızeybek’e inanmayacak değildik ya..
Hele bir de;
Tören gerektiği için takamadığı,
“Alan Karakolu baskını”nda gösterdiği yararlılıktan ötürü kendisine verilen liyakat madalyasını alıp eve giderek;
eşinin hazırladığı yemekte, bir küçük rakı açarak göğsüne takması”yla ilgili bir hikaye varmış ki, sormayın gitsin…
Tek başına bu hikaye bile Sarızeybek’i, “Çölaşan’ın kahramanı” yapmaya yeter.
**
Rahmetli Hasan Karakaya ağabey,
Birbiri ardına yazdığı ve her seferinde polemik konusu olmayı başardığı kitapları sayesinde bir anda televizyonların aranan uzmanı olmayı başaran emekli Albay Erdal Sarızeybek’i;
“Kaseti yeni çıkmış şarkıcılar”a benzetmiş ve komutası altındaki karakollara yapılan 3-4 baskında verdiği toplam 68 şehit nedeniyle;
“Hâlâ neyi ve niye konuşuyorsun?!?" diyerek eleştirmişti.
**
Evet,
Alanında uzman TSK heyeti tarafından “İyi ahlak sahibi olmak hükmü kapsamında, amirlik ve komutanlık için gerekli vasıfları değerlendirilmeli” denilerek;
“Ahlaki ve mesleki olarak yetersiz”dir diye not düşülen, Emin Çölaşan’ın “buğulu gözlü kahraman”ı Erdal Sarızeybek’in askeri kariyeri, tüm abartılara rağmen tam olarak böyle.
Tabi bir de,
2015 yılında, eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün adlı FETÖ’cü ile aynı arada MHP’den milletvekilliği aday adaylığı başvurusu yapmışlığı vardır ama..
Sağolsunlar!..
MHP’li yetkililerin “basireti” sayesinde aday adaylığı kabul edilmeyerek, “siyasi kariyeri” başlamadan bitmiştir.
*
Emekli Albay Erdal Sarızeybek hakkında, Ergenekon sürecindeki tavrı ve duruşu ile ilgili anlatılacak çok konu var fakat bu anlattıklarımızın bile fazla olduğunu belirterek sadede gelelim.
*
Efendim!..
Emekli Albay Erdal Sarızeybek, son birkaç gündür;
Bir milyonu aşkın üyesi olan Facebook sayfasında, 15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün “alçak darbe kalkışması” sırasında yaptığı bir paylaşımla gündemde.
Sarızeybek, kalkışmanın ardından;
“Camiler şu an halkı sokağa çağırıyor; yazıklar olsun! Sen CUMHURBAŞKANI'sın be adam, devlet sende emir sende! Bugüne kadar devlet adına neler yapmadın ki! Ve sen şimdi halkı devlete karşı sokağa çağırıyorsun; yazıkları olsun! AKLI SELİM OLAN ASLA VE ASLA DEVLETE VE MİLLETE KARŞI SOKAĞA ÇIKMASIN! ASLA VE ASLA KARDEŞİ KARDEŞİ KIRDIRACAK PROVOKASYONA ALET OLMASIN! YÜREĞİMİZDEN GEÇEN BUDUR” yazılı bir paylaşımda bulunmuş.
Ertesi gün ise, yani 16 Temmuz 2016’da;
“ASLA VE ASLA ONA YA DA BUNA DESTEK DEYİP MEYDANLARA ÇIKMAYINIZ! BİZİM EN AZ YEDİ BİN YILLIK TARİH VE DEVLETİMİZ VAR! BİZ BUNLARI AŞARIZ ANCAK ASLA VE ASLA DEVLETİMİZE VE MİLLETİMİZE KARŞI MEYDANLARA ÇIKMAYINIZ! SABREDİNİZ! HEPSİ AŞILIR!”
diyerek, darbeden yana taraf tutmuş.
*
Merhum Mevlana Celaleddin-i Rumi, bu tarz insanların hezeyanları için;
“Bir lafa bakarım laf mı diye, Bir de söyleyene bakarım adam mı diye” vecizesiyle noktayı koyarak bize söz bırakmamış.
Lakin, birileri tarafından bu tarz “eski Türkiye artıkları”nın hala “halk kahramanı” olarak pazarladığını görünce dayanamayıp, bari birisinin maskesini çıkarıp serencamını dökelim istedim.
Dökelim ki;
15 Temmuz ihanetinin bertaraf edilişinin ilk seneyi devriyesini kutlayacağımız şu önemli günlerde, Sözcü yazarı Emin Çölaşan gibilerinin parlattığı ve adeta “kahraman” gibi pazarladığı bu “darbeseverler”i daha yakından tanıyalım.
Böylece;
Her kitabı olana “hoca” veya klavye başında destan yazana “kahraman” demeye bir son verelim…
Bu duygu ve düşüncelerle;
“Müteyakkız olalım!.. Müteyakkız kalalım!..







