• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI
29 Mayıs 2019

CHP’nin ziyaretçileri ve “ibne başkan” tehlikesi!..

1985 yılında Gulbeddin Hikmetyar, İstanbul'a gelmişti.

Refah Partisi’nin 31 yaşındaki çiçeği burnunda İstanbul İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da, başta Cumhuriyet gazetesi yazarı Cengiz Çandar olmak üzere onlarca gazetecinin bulunduğu ve RP'li Mustafa Atalay'ın evinde gerçekleşen toplantıda,  Hikmetyar ile birlikte bir fotoğraf çektirmişti.

İşte o fotoğraf, ileride mütareke basını tarafından olur-olmaz mevzularda tekrar tekrar kullanılacaktı.

Zira ellerinde,

İmam Hatipli Tayyip Erdoğan’ı eleştirecek kayda değer başka bir argüman yoktu.

*

Gelelim 1997 yılına..

30 Ocak 1997'de, Refah Partili Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız'ın riyasetinde “Kudüs Gecesi” adıyla bir etkinlik düzenlenmiş ve Filistinlilerin mücadelesini anlatan bir oyun sahnelenerek, İsrail işgalinin bir an önce bitmesi için dualar edilmişti.

İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Bagheri de, geceye “onur konuğu” olarak katılmıştı.

Kartel gazetelerinin “irtica hortluyor” diye köpürttüğü bu olaydan yalnızca 5 gün sonra, yani 4 Şubat 1997'de, 28 Şubat Post-Modern Darbesi’nin sembol eylemlerinden biri gerçekleştirilmiş…

Ankara Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı'na bağlı 20 tank ve 15 civarında zırhlı araçtan oluşan konvoy, “Kudüs Gecesi”nin yapıldığı Sincan caddelerinde yürütülmüştü.

Sincan Belediyesi’nin “onur konuğu” olan İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Bagheri de bu icabet yüzünden, “Persona Non Grata” (istenmeyen adam) ilan edilerek ülkemizden kovulmuştu.

*

“Azgın azınlığın” kalemşorları,” 34 yıl sonra bugün dahi, Erdoğan’ı, Hikmetyar ile çekindiği o fotoğraftan dolayı eleştirmeye devam ediyorlar..

*

“Postalcı Paşalar” ise, yargılanmak şöyle dursun, kendi aralarında;

“Sincan’da tankları ben yürüttüm” şeklinde “sidik yarışı” yapıp, gururlanıyorlar…

 

***

Peki ya bizler?!.

Kendisine “Milliyetçi-Mukaddesatçı” diyen biz Müslümanlar, herhangi bir CHP’li belediye başkanının bir tane misafirinden bile, bugüne kadar neden bir kez olsun rahatsızlık duymadık?

Bu adamların bütün misafirleri sütten çıkmış ak kaşık mı?

İçlerinde bizi rahatsız edecek hiç mi kimse yoktu?

Bence, ziyadesiyle varlardı.

Çok gerilere gitmeye de gerek yok..

Mesela!

Hepi topu 18 gün, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı” makamını işgal eden CHP’li Ekrem İmamoğlu’na kimler ziyarette bulundu ve ya tebrik mesajları gönderdi, hiç dikkat ettiniz mi?

*

Ben dikkat ettim.

Mesela!

Almanya eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un, CHP’li Ekrem İmamoğlu’nu,  mazbatasını aldıktan 12 gün sonra İBB'deki makamında ziyaret etmesi ve anı defterine;

"Avrupa'nın en büyük şehri olan İstanbul'a ve size çok iyi bir gelecek diliyorum" şeklinde bir iyi dilek notu yazması acayip dikkatimi çekti.

Neden mi?

Çünkü Wulff şaibeli herifin tekidir ve hakkındaki soruşturmalardan dolayı Almanya Cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etmiştir.

*

Dilerseniz kısaca Wulff’un sabık geçmişinden bahsedeyim…

Şöyle ki;

Dindar bir ailenin çocuğu olduğu için Christian (Hıristiyan) adı verilen Wulff;

Almanya'nın 10. Cumhurbaşkanı olmasından ziyade, 50 yıl sonra seçilen ilk “Katolik Cumhurbaşkanı” olması hasebiyle tarihe geçmiş biridir.

Aşağı Saksonya Başbakanıyken Afrika’ya yaptığı resmi bir ziyarete, kendisinden 15 yaş küçük Bettina’yla zina yaparak onu hamile bırakmıştı.

Sonrasında ise, 18 yıllık eşini boşayarak, gayri meşru ilişki sonucu hamile bıraktığı Bettina’yla evlendi.

Evli Başbakan’dan hamile kalan Bettina’nın bir tane de oğlu olduğu ortaya çıktı.

Hatta!..

Bettina’nın bir dönem escotluk yaptığı, yani ücreti mukabilinde fuhuş yaptığı da iddia edildi

*

Wulff’u istifaya götüren süreç ise, karıştığı “akçeli” işlerle başladı.

Henüz başbakanken eşi Bettina’yla  Noel tatiline gittiği özel havayolu şirketi Air Berlin’den aldıkları “ekonomi sınıfı” biletlerin, şirketin yönetim kurulu başkanı tarafından “business”a çevirildiği ortaya çıktı.

Kanun gereği, siyasetçinin 10 euro’dan fazla hediye alması yasak olduğu için Wulff hakkında soruşturma açıldı.

Christian Wulff,  bilet farkını cebinden ödeyerek Alman halkından özür diledi ve konu kısa süreliğini kapandı..

*

Kemalistlerin “ruhani lideri” yılmaz özdil, bu meseleyle ilgili;

“Pürüzsüz siyasi hayatındaki ilk ve son skandal bu oldu.” diyerek, Christian Wulff’a bir de kefil oldu.

Sonrasında ise, Wulff’un yeni skandalları ortaya çıktı..

Christian Wulff, zengin bir işadamının karısından, çok düşük bir faizle “500 bin euro” borç almıştı.

Bu da yetmezmiş gibi;

Haberi basmaması için Bild gazetesi haber müdürü Kai Diekmann'ın telefonuna öfkeli bir mesaj bırakarak onu tehdit etmişti.

Velhasıl..

Özdil’in “pürüzsüz” diye kefil olduğu Wulff, “bidon kafa”nın yazısından tam 15 ay sonra istifa etmek zorunda kalmıştı.

Özetle;

Geçmişi “para” ve “zina” skandallarıyla dolu Wulff, CHP’li Ekrem İmamoğlu’nu henüz oy sayımı devam ederken ziyaret etti..

Bizim mahalleden bir Allah’ın kulu çıkıp da; “n’oluyo lan?” demedi.

*

Esasında yazı burada bitti ama şu oruçlu günde okuma gücü ve merakı olanlar için dilerseniz bir örnek daha verebilirim..

O halde devam ediyorum!..

*

Bertrand Delanoe…

Fransız bir anne ve Tunuslu bir babanın çocuğu olarak 1950’de Tunus’ta dünyaya geldi.

“68 Kuşağı”ndandı.

Din eğitimi almak için gittiği Katolik lisesinde öğrenci ayaklanmalarını örgütledi.

1998 yılında katıldığı bir televizyon röportajında ise eşcinsel olduğunu açıkladı.

3 yıl sonra da,  Fransa’nın başkenti Paris’in ilk “eşcinsel” Belediye Başkanı oldu.

*

Aynı yıl, “ibne belediye başkanı” modası Fransa’dan sonra Almanya’ya sıçradı.

Almanya’nın başkenti Berlin’de, eşcinsel Klaus Wowereit “Belediye Başkanı” seçildi.

Paris ve Berlin’den sonra, New York belediye meclis başkanı da “ibne” olduğunu açıkladı.

“İbne belediye başkanı” akımı Avrupa’nın başkentlerine yayıldığı bir dönemde

Avrupa Parlamentosu Yeşiller Partisi Eş Başkanı Daniel Cohn Bendit, TBMM’de temaslarda bulunarak, ÖDP ve DTP(HDP)’lileri ziyaret etti ve;

“İstanbul eşcinsel bir belediye başkanına hazır olsun” dedi.

Ziyarette hazır bulunan eşcinsel yazar Murathan Mungan;

“Ben aday olabilirim” diyerek ortaya atılsa da, orada bulunanlar bu sözlere gülmekle yetindi.

*

Derken…

Bertrand Delanoe’dan sonra Fransa’nın başkenti Paris bir ilki daha yaşadı ve ilk kez bir kadın, Paris Belediye Başkanı oldu.

 

İspanya doğumlu, sonradan Fransa vatandaşlığına geçmiş olan…

Fransa’yı olmasa bile Paris’i anavatanı olarak gören Anne Hidalgo,

Paris Belediye Başkanı seçildi.

Hidalgo, hâlihazırda 11 yıldır Paris’i yöneten eşcinsel Bertrand Delanoe’nun yardımcısıydı.

Delanoe;

“Paris’in ‘Aşk şehri’ olarak kalabilmesi için Hidalgo’nun seçilmesi”ni çok önemsiyordu.

Delanoe’ya göre;

“Anne Hidalgo da tam bir aşk kadınıydı.”

Zira!

İki kez evlenen ve "Siyasi Arenada Bir Kadın" diye bir kitabı olan Hidalgo’nun siyasi arenada tutunabilmek için birçok kez “öteki kadın” olduğu biliniyordu.

Hatta!..

O dönem Segolene Royal ile evli ve dört çocuk babası olan Eski Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile ilişki yaşadığı, bu ilişkiden bir de “çocuk” peydahladığı ileri sürülmüştü.

*

İş bu;

 “Fazıl Say'a laiklik ödülü…”

“Casusluk firarisi Can’cık Dündar’a fahri hemşehrilik nişanı” veren Anne Hidalgo…

31 Mart seçimlerinden sonra resmi Twitter hesabından İstanbul, Ankara ve İzmir CHP adayları Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Tunç Soyer'i tebrik eden bir mesaj attı ve bu üç başkana;

“Paris'in dostluğundan şüpheniz olmasın" şeklinde güvence verdi.

*

Bu fakir,

Eşcinsel bir belediye başkanının yardımcısı iken Paris belediye başkanı seçilen Hidalgo, “CHP’lilere ne gibi bir destek verebilir?” diye düşünürken;

İlçe seçim kurulundan mazbatayı alan Ekrem İmamoğlu, 18 günlük başkanlık sürecinde, Belediye Meclisi’nin 2. oturumunda, AKP ve MHP’li üyelerin oyları ile reddedilen;

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu” kurulması önerisini verdi..

Tabii…

Eşcinselliği destekleyen bu öneri, AKP ve MHP’li üyelerin oyları ile reddedilince konunu üzerinde durma ihtiyacı hissetmedim..

Fakat!..

Geçtiğimiz hafta, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in, eşcinsel sapkınlardan müteşekkil LGBTİ Derneğiyle;

“LGBTİ Dostu Belediyecilik Protokolü” imzaladığının ortaya çıkması…

Hatta birkaç sapkını makamında kabul eden Tunç Soyer’in, elinde tutuğu LGBTİ paçavrasıyla fotoğraf çektirdiğini görünce, durumun  sandığımdan da ciddi olduğu vehmine kapılarak bu yazıyı yazma kararı aldım..

*

Özetle;

Daniel Cohn Bendit’in 2007’de söylediği;

“İstanbul eşcinsel bir belediye başkanına hazır olsun” sözünün, hiç de yabana atılacak bir söz olmadığı artık ayan beyan ortadadır.

Eğer bizim mahallenin küskünleri, “patates” fiyatlarını bahane ederek 23 Haziran’da CHP’nin adayına oy verirlerse, korkarım ki bir sonraki seçimde;

İstanbul’da bir eşcinselin belediye başkanı seçilmesine vesile olacaklar..

Benden uyarması!..

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23