CHP’nin “Etekli Derviş”i: Selin Sayek Böke!
Hikâye şöyle başlıyor:
2014 yılının parçalı bulutlu bir Eylül günüydü.
Doçent Hanım, gece yarısı kucağında bilgisayarıyla ertesi gün yapacağı sunuma hazırlanıyordu.
Birden telefonu çaldı.
Arayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl’dü.
Bingöl,
Doçent Hanımın babasının Hacettepe'den öğrencisiydi.
Zaten numarayı da babasından almıştı.
Bingöl, gecenin o geç vaktinde Doçent Hanım’ı;
yarın (5-6 Eyül 2014) yapılacak kurultaya davet etmek için aramıştı.
Davet bizzat Genel Başkan Kılıçdaroğlu tarafından yapılmıştı.
Gece ansızın gelen bu sürpriz davetten dolayı şaşkınlık içerisindedir.
“Ama” ile başlayan basit bir iki mazeret ileri sürüp düşünmek için biraz zaman ister.
Heyecanla uyumakta olan eşini uyandırarak fikrini sorar ve “olur”u aldıktan sonra telefonu kapatalı henüz 10 dakika geçmiştir ki, Tekin Bey'i arayarak;
“yarın kurultaya geliyorum” der.
O güne dek CHP ile doğru dürüst bir iltisakı olmayan Doçent Hanım,
Kılıçdaroğlu tarafından BKYP (Bilim Kültür Yönetim Platformu) için gösterilen 8 aday arasında en yüksek oyu alan 3. kişi olarak “Parti Meclisi”ne girer.
8 gün sonra, yani 14 Eylül 2014 tarihinde ise CHP’nin “Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı”na getirilmiştir.
Aklı başında kimseye inandırıcı gelmeyecek bu hikâyede bahsedilen kişi;
sizin de tahmin ettiğiniz gibi dün;
"CHP Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı ve Parti Sözcülüğü görevlerinden istifa eden Selin Sayek Böke”den başkası değil.
Hiçbir siyasal geçmişi olmadığı halde bir günde “PM”ye, bir hafta sonra da “CHP Genel Başkan Yardımcılığına” getirilen Selin Sayek Böke, dün sosyal medya hesaplarından yaptığı duyuru ile istifa ettiğini açıkladı.
Açıklamasında;
“Parti içi kavga edenleri gerekirse kapının önüne koyarım” diyen Kılıçdaroğlu’na göndermede bulunmuş.
Tabii yiyen olursa!..
Zira
CHP Genel Başkanı olduktan sonra partideki “ulusalcı”ları temizleyip, yerlerine mezhepçi saiklerle Alevileri getiren Kılıçdaroğlu’na ses çıkarmayan Selin Sayek Böke’nin, sırf Fikri Sağlar’a yapılan haksızlık için istifa etmesi anlaşılır bir durum değil.
Bu istifa,
aslında uzun zamandır hazırlıkları yapılan bir projenin uygulamaya sokulmasının ilk adımıdır.
Çünkü başta Doğan Medya grubu olmak üzere sık sık ismi gündeme gelen Selin Sayek Böke;
Kılıçdaroğlu’nun başarısız olması durumunda CHP’nin başına geçmesi muhtemel en güçlü adaydı.
Bu yüzden de;
2015 yılının Haziran ayında Avustralya’da düzenlenen “Bilderberg” toplantısına, müteveffa işadamı Mustafa Koç ile birlikte çağırılan sayılı isimlerden biriydi.
Bilindiği gibi;
Rockefeller ve Rothschildgibi Küresel güçlerin desteklediği Bilderberg toplantıları, “Gizli kararların alındığı” konferanslar olarak biliniyor.
Mahut toplantıya CHP’den Selin Sayek Böke’nin özel davetli olarak katılması beraberinde soru işaretlerini de getirmişti.
Böke’nin ayrıca;
1 Kasım 2015 seçimlerinden hemen sonra ABD ve İngiltere’de “tanıtım” adı altında düzenlenen bir takım toplantılara katılması da dikkat çeken diğer bir durumdu.
Bu toplantılarda Selin Hanım’a eşlik eden isimin;
ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Francis J. Ricciardone olması ayrıca önemliydi.
Ricciardone ismini önemli kılan ise;
CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun “planlanan düzeyde temas organizasyonu sağlanamaması”, yani kendisini muhatap alacak kimseyi bulamayınca iptal etmek zorunda kaldığı ABD ziyareti sonrası, ikide bir Büyükelçilik rezidansına giderek görüştüğü tek Amerikalı yetkili Ricciardone’ydi.
Buradan da anlaşılacağı üzere;
Kılıçdaoğlu’nun bizatihi ayağına gittiği Ricciardone,
ABD ve İngiltere’de gerçekleştirilen (Roadshow) tanıtım toplantılarında Selin Sayek Böke’nin emir eri gibi peşi sıra dolaşıyordu.
Tabi tüm bu olanlardan sonra da;
Küresel Baronlar'ın Selin Hanım’ı CHP’nin başına getirmek için hazırladıkları artık açıktan dillendirilir olmuştu.
Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan bu durumu ima ederek Kılıçdaroğlu’na;
“karın ağrını biliyorum” demişti.
*
Bir dönem IMF’de raportörlük yapan Bilderbergçi Selin Sayek Böke’nin en geç 2017’de CHP’nin başına geçeceği ve kasetle genel başkanlığa getirilen Kılıçdaroğlu’nun istemese de buna mecbur” olduğu dolaşan diğer iddialar arasındaydı.
Geldiğimiz noktada henüz 2017’nin ortasındayken ani bir kararla gelen bu istifa, geçmişte dillendirilen iddiaları onaylar nitelikte.
Tabi bir de,
Selin Sayek Böke’nin, annesi Türk Tabipler Birliği eski Başkanı Füsun Sayek’in itirazlarına rağmen IMF üniversitesi olarak bilinen Duke Üniversitesi’nde öğrenip görüp ardından IMF’de çalışması ve bu yüzden annesi ve babası ile uzun yıllar küs kalması “proje” iddialarını güçlendiriyor.
*
Sarı ve kısa saçları yüzünden Tansu Çiller’e benzetilen ve “Etekli Derviş” de denilen Selin Sayek Böke;
25 Ocak 2016’da Cumhuriyet gazetesinden Selin Ongun’a verdiği mülakatta,
“Tabandan genel başkan olmanız için bazı talepler var. Buna nasıl bir cevap vereceksiniz? Sizi o koltukta görecek miyiz?” şeklinde soruya;
“Genel başkanlık mı? Aman Allahım!” diyerek, kahkahalar eşliğinde cevap vermesi,
“Genel Başkan”lığa ne kadar hevesli olduğunu göstermişti.
*
OysaSelin Sayek Böke;
Kılıçdaroğlu’nun en büyük kozu olarak görülüyor, çok sevdiği iddia ediliyordu.
Meğer koltuğu kaptırma riskiyle karşı karşıya olduğunu kendisi de fark eden Kılıçdaroğlu’nun, Selin Hanım’la arası uzun süredir bozukmuş.
Selin Sayek Böke’nin,
16 Nisan hezimeti sonrası CHP Sözcüsü sıfatıyla yaptığı;
“Referandumun şaibeli sonuçlarını tanımıyoruz, tanımayacağız” şeklindeki “sine-i millet” açıklaması bu istifanın tuzu biberi olmuş.
*
Esasında,
Selin Sayek Böke’li bir CHP’nin 2019 seçimlerini kazanma şansı yok gibi.
Zira,
Siyasete ilk girdiği 2014’ten beri;
“Bizim için laiklik bir kırmızıçizgi. Bizim için tek bir CHP’li hayatta kalana kadar savunacağımız ve kırmızı-çizgimiz olarak da her zaman arkasında duracağımız bir laiklik davamız var” söylemleriyle klasik bir CHP’li duruşu sergiliyor.
*
2014 yılının son günlerinde;
"2015'te iktidar olacağız" mottosuyla Antalya'da kampa girip beyin fırtınası yapan CHP'nin, Selin Sayek Böke tarafından hazırlanan;
“Ekonomi Vizyon Belgesi” amiyane tabirle değil fırtına, “yellenme”nin ötesine geçememişti.
Örneğin;
Selin Sayek Böke, “Tasarruf açığı”nı kadınları çalıştırarak bitirecekti.
Hele;
Birkaç Türkiye GSMH'si kadar tutan CHP’nin vaatlerine kaynak olarak;
"Kılıçdaroğlu'nun bizzat var olması yeter" demesi,
“Kaynak Kemal” esprisinin ortaya çıkmasına neden olmuştu.
Ayrıca,
“Eğitimli, çağdaş ve naif” bir kadın olarak lanse edilen Selin Sayek Böke’nin,
MHP lideri Devlet Bahçeli hakkında sarf ettiği;
"Sarayın yedek lastiği" şeklindeki hakaretamiz sözleri;
Meğer Böke’nin içinde bir “bohçacı kadın” yatıyormuş, şeklinde yorumlanmıştı.
*
Özetleyecek olursak;
Bundan 10 yıl önce ortada fol yokken “geleceğin en parlak 10 ismi” arasında gösterilen,
2007 yılında “Küresel Ekonomide Mükemmeliyet Ödülü”ne layık görülen Selin Sayek Böke, tıpkı mevcut Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu gibi bir ‘proje ürünü’ olarak CHP’nin başına getirileceği günü bekliyor. Yeni sürecin ilk adımı dün istifayla atılmış oldu.
Şimdi tüm iş;
Kılıçdaroğlu’nun şiddetli bir şekilde sallanan koltuğunda tutunamayıp, düşmesinde kaldı.







