• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI
05 Aralık 2019

Bugün “Dünya Kadın Hakları Günü” ama dünyanın bundan haberi yok!

Bugün 5 Aralık.

Dünya 5 Aralık’ı, 2001 yılından beri “gönüllülük bilincinin yaygınlaşması” amacıyla;

“Ekonomik ve Sosyal Kalkınma için Uluslararası Gönüllüler Günü” olarak kutluyor.

*

5 Aralık ayrıca, 2014 yılından beri;

“Toprağın sağlıklı olmasının önemine dikkat çekmek ve toprak kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesini savunmak” amacıyla “Dünya Toprak Günü” olarak da kutlanmakta.

*

Türkiye’de ise,

1934 tarihinde Türk kadınına "Seçme ve Seçilme Hakkı" tanınmasından mülhem, 5 Aralık; “Dünya Kadın Hakları Günü” olarak ilan edilmiş durumda…

“Dünya” kelimesi sizi aldatmasın.

Zira!

Dünya’nın, tıpkı “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” ve “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” gibi, “5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü”nden de haberi yok.

Bugünü sadece biz; biz bize, baş başa kutluyoruz.

 

*

Madem bugün bize özel, o halde gelin hep birlikte bu özel günde kadınlara haklarını verip vermediğimizi hep birlikte tartışalım.

Malumunuz;

Bir milleti anlamanın yolu, o milletin ana dilindeki deyimlerden ve atasözlerinden geçer, derler…

“Kadın” denildiğinde akla gelen ilk atasözümüz;

Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin!"

Bu söz bile tek başına, bizim milletçe kadına bakışımızın ne denli problemli olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

*

Yalnız atasözleri olsa yine iyi!

Yıllarca televizyon ekranlarında boy gösterip Türk halkına rol model olarak pazarlanan bazı ünlüler de bu bakış açısını eylem ve söylemleriyle onaylamışlardır.

Örneğin;

Bir zamanlar medya maymunluğu yapan, sonunda kafayı sıyırıp “Beni (siz) delirttiniz” diye bir kitap yazan Levent Oran, sırf;

Kaşınan kadını döveceksin arkadaş, ben döverim şahsen” dediği için televizyon ekranlarının aranan yüzü olmuştu.

*

Türkücü İbrahim Tatlıses de;

"Kadın dövülür de sevilir de...” diyerek, kadına yönelik şiddeti normal gören erkekler listesine adını yazdırmıştı.

*

Daha da fenası….

Arzu Yanardağ’ın eski eşi Serhat Türkkan, evlenmeden önce Yanardağ'ı tekme tokat dövdüğünü itiraf etmiş…

“Arzu dayak yedikten sonra akıllandı. Şimdi iyi bir eş, çocuğuna iyi bir anne oldu." diyerek, şecaat arz ederken sirkatin söylenen merd-i kıpti durumuna düşmüştü.

*

“Kadına yönelik şiddet” ve “ikiyüzlülük” denildiğinde ise kuşkusuz akla gelen ilk isim;

“Şiddete uğrayan kadını değil; şiddet uygulayan erkeği teşhir etmeliyiz.” diyen ve sonrasında;

Eşinin yüzüne yumruk atarak, onu, “şu anki konumum olmasa senin yüzünü gözünü dağıtırdım" diye üstüne bir de tehdit ettiği ortaya çıkan İsmail Küçükkaya’dan başkası değil.

*

Bir başka ikiyüzlülük örneği ise CHP’den.

“Peygamberimiz, kadınları dövenlerin güzel ahlaklı olamayacaklarını açıklamıştır.” diyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun aksine….

CHP Ankara Yenimahalle örgütü, mahalle delegeliği yüzünden çıkan kavga partili kadınları dövmüş, bir de dayak yiyen kadınları;

"Şikayetinizi geri alın…” diyerek tehdit etmişti.

*

“Kadınlara yönelik şiddetin, eğitim, şöhret dinlemediği…”

“Dünyada her iki kadından birinin şiddet gördüğü” bir ortamda,

Ece Erken, Bade İşçil, Deniz Akkaya ve Harika Avcı gibi ünlü isimler de sevgili veya koca şiddetine maruz kalmaktan kurtulamadılar.

Öte yandan,

Sıradan vatandaşlar da ne yazık ki şiddetten payına düşeni ziyadesiyle alıyorlar.

Mesela!

Adana’da, Rabia Duman adlı bir kadın, eşine evlilik yıldönümü hediyesi almak maksadıyla alışveriş merkezine gittiği için, dönüşte;

“Oraya düzgün insanlar gitmez. Sevgili mi bulmaya gittin” diyen kocası Kemal Duman tarafından tam 7 saat dövülmüştü.

*

Kadına yönelik şiddette en “trajikomik örnek” ise,

Türk vatandaşlığına geçerek ismini Sema Nur Döndü olarak değiştiren Alman asıllı Andre Groch’un, sevgilisi tarafından darp edildiği gerekçesiyle şikâyetçi olmak için avukatıyla birlikte geldiği Ankara Adliyesi'nde, gazetecilere; "Ben şimdi tam Türk oldum” demesiydi.

 

*

Evet!..

Maalesef, şiddetin yoğunluğu…

“İstanbul Sözleşmesi” gibi ucubeler.

Buna paralel olarak cezaların caydırıcılığının yetersizliği nedeniyle, kadına yönelik şiddet gün geçtikçe artıyor.

Son olarak önceki gün Ordu’da, 20 yaşındaki Ceren Özdemir adlı üniversite öğrencisi, bu meş’um şiddetinin kurbanı oldu.

*

Cinayetin ardından dün sabah HABERTÜRK TV’de Ebru Baki’nin sunduğu Para Gündem programında, HABERTÜRK TV Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir, önce dinimize dil uzatarak “kadınlarla ilgili ayetlerin yorumlanması, bunların bir elden geçirilmesi ve çeki düzen verilmesi gerekiyor” şeklinde bir hezeyanda bulundu.

Ardından haddini aşarak gazetemize dil uzattı ve “Akit’te bir yazarın kadınların nasıl dövülmesi gerektiğini tarif ettiği” şeklinde bir iftira attı.

Halbuki Aydemir’in bahsettiği tarif Akit yazarına değil, bizatihi yüce yaratıcımız Allah-u Teala’ya aitti.

*

Aydemir’in sözlerini ibretle dinlerken aklıma, Bülent Aydemir ile aynı medya grubunda çalışan Fatih Altaylı geldi.

Hani şu sırf, “7.4 yetmedi mi?” pankartını tuttukları için başörtülü kızlara “kevaşe, fahişe” diye ağza alınmayacak küfürler eden küfürbaz var ya, işte o.

*

Keşke Bülent Aydemir, Allah’ın ayetlerini köşesine taşıyan Akit yazarlarının susturulmasından önce, başörtülülere hakaret eden Fatih Abisinin ekranlardan uzaklaştırılmasını isteseydi.

Daha iki gün önce, HABERTÜRK TV’nin canlı yayınında sunucu Hande Sarıoğlu’na cinsiyetçi küfürler eden Fatih Altaylı, bırakın kadına yönelik şiddeti tarif etmeyi…

Yasak aşk yaşadığı bir kadını golf sopasıyla döverek bizzat kadına yönelik şiddeti pratiğe döktüğü iddia edilmişti.

*

Maalesef Türkiye’de sadece “kanunlar” değil, “önyargılar” da “örümcek ağı” gibidir!

Laikçiler ve elitistler bu ağları, eşek arıları gibi delip geçiyorlar.

Biz muhafazakâr ve mütedeyyinler ise bal arıları gibi bu ağlara takılıp kalıyoruz.

Bundan dolayıdır ki;

Bir başörtülüye “fahişe” diyen ya da sevgilisini golf sopasıyla döven…

Hatta!

Eşi için “dayaktan sonra adam oldu” diyen laikçi yobazlar, bunca küfre ve şiddete rağmen itibarlarından zerre değer kaybetmezken…

Biz, en ufak hatada veya iftirada “tu kaka” ilan ediliyoruz…

*

Bu iftiralar, bu çamur atmalar umurumuzda değil elbet…

Fakat!

“Dinimize küfredenler bari Müslüman olsa” diye de hayıflanmıyor değiliz, hani!..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Aydın

Yahu sen ne anlatıyorsun Zekeriya ! Kuranda kadının terbiye edilmesi yollarından birinin onu dövmek olduğu yazıyor. İslamcı bir gazetede yazdığını unutup bir anda kendini sahici bir gazeteci sandın galiba. 
  • Yanıtla

Mustafa

Allah subhanehu ve teala nın hükmünü beğenmeyenler canları yandığında feryat etmesinler. KISASTA hayat vardır. Evet öldürmekte hayat var. Göze göz kana kan kaybedilen uzuva uzuv, KISASTA hayat var. Bakara Sûresi. 179 - Ey temiz akıl sahipleri! Kısasta sizin için bir hayat vardır. Ümit edilir ki, korunursunuz
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23