THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Bu düzen yıkılırsa, Amerika altında kalır!..

03 Eylül 2018 Pazartesi

Amerikalılar kahir ekseriyetle ikiyüzlüdürler.

İkiyüzlü ve pragmatikler.

“Pragmatizm, Amerikan felsefesidir.”

İkiyüzlülük ise, Amerikalıların karakteridir.

Üstelik bunu ifade eden bir tek ben değilim.

Bizzat Amerika’nın 16. Başkanı Abraham Lincoln tarif etmiştir kendi halkının ikiyüzlülüğünü;

“Anne ve babasını öldürdükten sonra ‘ben öksüz ve yetimim’ diye affedilmek isterler” diyerek.

ABD Başkanı Donald Trump da,

“Casusluk amacıyla bilgi temin” suçunu işlediği delillerle sabit olan pastör Brunson’ın;

“Muhteşem bir Hıristiyan, aile babası ve harika bir insan” olduğu gerekçesiyle, “derhal serbest bırakılması” gerektiğini söylemiş, ikiyüzlülük etmişti.

Zira aynı Trump,

250 kişiyi şehit eden, iki binden fazla kişiyi de yaralayan FETÖ’cüler hakkında hâlâ tek kelam etmeden böyle bir emrivakide bulunmuştu.

***

Amerikalıların “ikiyüzlü” ve “pragmatik” olduklarına dair örnekleri çoğaltmak mümkün.

Fakat ben bir örnek daha vererek bu bahsi değiştirmek istiyorum.

Malumunuz!

Geçtiğimiz yıl Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn tarafından “diplomatik abluka”ya alınan ve bir de darbe tehlikesi atlatan Katar;

“Terör örgütlerini finanse ettiği” yalanıyla Trump’ın  “yaptırımlar”ı ile karşı karşıya kalmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; “Bir oyun oynanıyor” dediği bu süreç, Amerika’nın Katar’a 12 milyar dolarlık savaş uçağı satmasıyla kısmen de olsa sükûnete kavuşmuş gözükse de…

Amerika, “Terör örgütlerini desteklediğini” iddia edip “yaptırım kararı” aldığı Katar’a savaş uçakları satarak, nasıl ikiyüzlü ve pragmatik bir ülke olduğunu bir kez daha tescil etmiş oldu.

İşin asıl ilginç yanı ise, Trump’ın “yaptırım” için bahane üretmekte kullandığı;

“Terör örgütlerine destek” iftirası, bizzat Amerika’nın gözetiminde gerçekleşen bir olaya dayandırılmıştı.

Şöyle ki;

Aralık 2015’te, Irak’ın Suudi Arabistan sınırında şahinlerle avlanırken Iraklı Şii milis grubu Ketaib Hizbullah üyeleri tarafından kaçırılarak Suriye’ye götürülen Katar Hanedan üyesi 26 kişi ile beraberindeki hizmetçiler, fidyecilere ödenen 2 milyon dolar karşılığında serbest bırakılmışlardı.

Irak topraklarında gerçekleşen bu takas olayında fidyecilere yapılan ödeme,

 ABD’nin San Diego kentinde bulunan “Global Strategies Council Inc.” şirketin üzerinden yapılmıştı.

Üstelik “rehinelerin bulunup serbest bırakılmaları”nda aktif rol alan mahut şirkete de Katar tarafından ödeme yapıldığı iddia edilmişti. Bu ödemeye dair belgelerin ise, ABD Adalet Bakanlığının kayıtlarına girdiği de dolaşan iddialar arasında.

Tüm bu olan-bitene rağmen, hiç utanmadan Katar’ı “Terör örgütlerini desteklemek”lesuçlayan Amerika’ya değil “ikiyüzlü”, “yüzsüz” demek daha doğru olsa gerek.

***

Hazır laf;

“Global Strategies Council Inc” şirketinden açılmışken, sizi 2009 yılına götürmek istiyorum ama evvela şirket hakkında kısa bir bilgi vereyim:

Rehine krizinde aracılık yaptığı iddia edilen “Global Strategies Council Inc.” şirketi, Yunanlı bir online ayakkabı satıcısının adına kayıtlı.

Adamın adı Miltos Goudamanis.

Şirketin internet sitesinde;

“ABD’nin uluslararası politikalarına ve ilişkilerine perspektifler sunarak, küresel ticarette ortaya çıkan fırsatları ve zorlukları gidermek için stratejik liderlik sağlıyor” yazılı.

Bir de yazılmayanlar var ki, orasını ne siz sorun ne de ben söyleyeyim.

***

Şirketten kısaca bahsettiğimize göre, sıra geldi;

Ev sahipliğini “Global Strategies Council Inc”in üstlendiği ve Avusturyalı iktisat profesörü Joseph A. Schumpeter’in “yaratıcı yıkım teorisi”nin tartışıldığı 2009 yılındaki konferansa.

Bahsi geçen konferansı önemli kılan şey;

Rayından çıkan kapitalist düzenin yeniden rayına oturtulması için dünyanın “düzeltici bir savaş”a girmesi gerektiğinin tartışılıyor oluşuydu.

Dileyenler bu konferansın videolarını Youtube’tan bulup izleyebilirler.

İnsanı dehşete düşüren teorilerin ortaya atıldığı konferansta, düzenin yeniden ihyası için;

“Dünyanın yarın yeniden doğması için bugün ölmesi gerektiği”nden bahsediliyordu.

“Dünya’yı öldürmenin de ancak Türkiye’nin merkezinde olduğu bir dünya savaşıyla mümkün olacağı” söyleniyordu.

Türkiye’yi bu muhtemel savaşa çekebilmek için de, 12 Eylül ikiz kuleler saldırısına benzer saldırılarla tahrik etmekten başka çare olmadığı vurgulanıyordu.

(Bu bilgiler ışığında, son 10 yılda Türkiye’de yaşanan olayların hiçbirisi tesadüf olmasa gerek.)

Özetleyecek olursak!

Konferansta tartışılan teoriler o günden bugüne teori olmaktan çıkmış, çoktan pratiğe dökülmüş bile.

Zira bahsi geçen teorilerden bir de, Türkiye’nin;

“İran, Rusya, Çin ve Türkî Cumhuriyetlerinin kuracağı muhtemel bir koalisyona doğru itilmesi” gerektiğiydi.

Böyle bir koalisyonun versusu da, içinde;

Suudi Arabistan ve İsrail’in olduğu diğer bir koalisyondu.

Bu iki koalisyonun karşılaşacağı muhtemel bir savaş, sanırım size de,

Evangelistlerin sabırsızlıkla beklediği  “Armageddon Savaşı”nı hatırlatmıştır.

***

Ayrıca!..

Amerikalıların “dünyanın yeniden doğuşuna” vesile olacağına inandıkları bu savaşa katılmayıp uzaktan izleme planları, Evanjelistlerin;

“Müslümanlar ile Yahudilerin arasında geçeceğine inandıkları “Armageddon Savaşı”nda, gerçek inananlar olarak kendilerinin göğe yükselip savaştan etkilenmeyecekleri ve savaş sonrasında da İsa’nın gökyüzünden kendilerini de alarak birlikte yeryüzüne ineceği ve “Tanrı’nın Krallığı”nı kuracağı yönündeki inançları” ile de örtüşüyor…

Ayrıca,

Evangelist Trump’ın ABD askerleri yerine taşeron olarak terör örgütlerini kullanması…

Amerika’nın borçlarını diğer ülkelere ödetme vaadi de bu yalıtılmışlığı destekliyor.

Anlayacağınız, dünya savaşı çıkarmaya çalışan Amerikalılar, o savaşı yalnızca izlemekle yetinmek niyetindeler.

***

Tabii!

Her şey yerle bir olduktan sonra da beklenen dönüşümü gerçekleştirmek…

Amerika’nın “state”likten “empire”lığa terfi etmesini sağlamak…

Yani;

Amerika’yı “devlet” olmaktan çıkarıp, “imparatorluk” yapmak Amerikalıların birincil amacı.

Hülasa;

“Armageddon Savaşı” çıkmasa da, muhtemel bir dünya savaşından sonra “Tanrı’nın Krallığı”nı kendileri kuracaklar.

*

Evet!..

Amerika hâlâ bu şeytani planın altyapısı ile meşgul. Gereken kutuplaşmayı sağlayabilirse, iş yalnızca savaşın fitilini ateşlemeye kalacak.

Eğer sahiden bir gün böyle bir savaş çıkarsa, elbette büyük yıkımlar yaşanacaktır.

Lakin bu yıkımın enkazının altında kimin kalacağı belli olmaz.

Bir de bakmışız;

Günden güne yalnızlaşan Amerika, yıkmaya çalıştığı mevcut dünya düzeninin altında kalmış.

Biz de, yeni kurulan düzende yerimizi erkenden almışız.

Nasıl?

Böyle bir final size de daha gerçekçi gelmiyor mu?

YORUM YAZ

  • HukukçuHukukçu13 gün önce
    Hatice Hanım; sizin değerli duyarlılığınıza minnettarlığımı ifade eder, saygılar sunarım.
  • HaticeHatice17 gün önce
    Hukukcu butun her yazarin yorum kisminda bir derdini anlatmaya calisiyor demekki orda bir problem var ya bir kiside bu arkadasla ilgilense problemini dinlesede yardimci olsa akit bu konuya egileceginizi dusunerek size yaziyor kimse yokmu bu kisiyle ilgilenecek editor bu arkadasa bir yol gosterin
  • HukukçuHukukçu17 gün önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki öğrenci kıyımına müdahale edip, kıyımı durdurmanızı, saygılarımızla, istirham ediyoruz.