• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI
25 Ağustos 2019

Bir Kürt, şarap fabrikasında çalışmadığı kişiye ne diye oy verir?

Cumhurbaşkanımız merhum Turgut Özal 1991 yılında verdiği bir röportajda;

“CHP’lileri biraz sıkıştırırsan Avrupalı dostlarına Türk devletini şikâyet ederler” demişti.

Aradan geçen 28 yılın ardından görüyoruz ki, bırakın sıkıştırmayı hiçbir şey yapmasanız dahi CHP’liler buldukları her fırsatta Türkiye’yi Avrupalı dostlarına şikâyet ediyorlar.

Hiç kuşkusuz listenin başını da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu çekiyor.

Zira Kılıçdaroğlu başta İsrail olmak üzere Almanya ve birçok Avrupa ülkesine Türkiye’yi onlarca kez şikâyet etmiştir.

İşin ilginç yanı ise;

CHP, kendisindeki bu “şikâyet” alışkanlığını “bozuk gen” gibi “Sosyalist Enternasyonal”den kardeşi olan ve 31 Mart yerel seçimlerinde ittifak yaptığı HDP’ye de aktarmış durumda.

Mesela!

2016 yılında AKPM’de düzenlenen bir oturumda söz alan HDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, PKK’lılardan “gerilla” diye bahsettiği konuşmasında, hükümeti “çocuk ve sivil katliamı yapmakla” suçlamış, üstüne bir de Avrupalılara şikâyet etmişti.

Çalışma dilinin ilk kez “Türkçe” olduğu söz konusu oturumda konuşan Kürkçü, dil olarak ise “İngilizce”yi tercih etmişti.

TBMM’yi temsilen Avrupa Konseyi'nde bulunan Kürkçü'nün, hem de çalışma dilinin ilk kez “Türkçe” olarak kullanıldığı oturumda İngilizce konuşması o dönem çokça eleştirilmişti.

Esasında “Kürtçülük” yapan bir partinin vekili olan Kürkçü’nün konuşmasını “Kürtçe” yapması beklenirdi fakat gelin görün ki Sayın Kürkçü, Kürtçe bilmiyordu.

Öyle ya!

1948'de Bursa'da doğan, aslen Halep göçmeni olan, babası ise Demokrat Partili bir işçi olan Kürkçü, Kürtçeyi nereden bilsindi.

İşin trajikomik yanı ise,

Kendisi “Kürtçülük” yapan HDP’li Ertuğrul Kürkçü’nün, İstiklal Mahkemesi üyesi dedesi Kadri Ahmet Bey, “öz yönetim” talebinde bulunan 96 Kürdü idam ettirmişti.

Ertuğrul Kürkçü de;

İnsan Hakları Örgütü'nün "Türkiye'deki silah transferleri ve savaş kurallarının ihlali" başlıklı raporunu “Türkçe”ye çevirip, kitaplaştırdığı için 10 ay hapse çarptırılmıştı. Davayı AİHM’e taşıyan Kürkçü, Türkiye’yi 5 bin 500 Euro tazminat ödemeye mahkûm etmişti.

Örnekten de anlaşılacağı üzere, AKPM’de İngilizce konuşarak Türkiye’yi şikayet eden “Samanlıklar Prensi” Ertuğrul Kürkçü,  Türkçe çeviriler yapmış biriydi.

Dahası…

ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nde öğrenci iken, dili “İngilizce” olan ABD Büyükelçisi Robert Commer'in arabasını kundaklayan da Kürkçü’nün ta kendisiydi.

Hakeza…

Kürkçü’nün samanların arasına gizlenerek hayatta kaldığı “Kızıldere olayında” Ünye Radar Üssü'nden kaçırdıkları görevli Charles Turner, Gordon Banner, John Stuart Law adlı üç rehineden ikisi İngiliz, diğeri de İngiltere kraliçesinin görevlendirdiği vali tarafından yönetilen Kanadalı bir teknisyendi.

Bu cihetten baktığımızda, gençliğinde “İngiliz” düşmanlığı yapan Kürkçü, yıllar sonra İngilizce konuşarak Türkiye’yi Avrupalılara şikâyet etmişti.

*

HDP’li Ertuğrul Kürkçü’nün mezkûr hadisesi dün gibi aklımızdayken, önceki gün HDP cephesinden bir “İngilizce şikâyet” haberi daha geldi.

Bu kez akıcı İngilizcesiyle ağababalarından yardım dilenen isim, İçişleri Bakanlığı tarafından “teröre bulaştığı” gerekçesiyle görevinden alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı idi.

Mızraklı, ileri düzeydeki İngilizcesiyle “uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye” çağırıyor, deyim yerindeyse Batı’daki sahiplerinden yardım dileniyordu.

Aslen Siverekli olan ve ilk öğrenimini Eskişehir'de tamamlayan Mızraklı, “İngilizce”yi, İngilizce eğitim veren Kadıköy Maarif Koleji’nde öğrenmişti.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan ve Genel Cerrahi uzmanı olarak 1996’dan beri Diyarbakır’da doktorluk yapan Selçuk Mızraklı, tıpkı Ertuğrul Kürkçü gibi istese de Batılılara Kürtçe seslenemezdi.

Zira Mızraklı’nın Kürtçesi yetersizdi.

4 yılda anadili gibi İngilizce öğrenen Mızraklı, 23 yıldır yaşadığı Diyarbakır’da bir türlü Kürtçeyi sökemedi.

Esasında;

2009 yılında tedavi için gelen ve Türkçe bilmeyen hastalarla hekimler arasındaki iletişim sıkıntısını gidermek amacıyla 'Kürtçe Anamnez' yani hastanın, hastalığı ve çevresi hakkında verdiği bilgilerin doktor tarafından anlaşılmasına yardımcı olan ve sağlık personelinin hastalarla daha iyi iletişim kurmasını sağlayan “Kürtçe kılavuz”u hazırlatan da kendisiydi.

Yetmedi, aynı yıl düzenlenen tıp kongresinin dillerinden birinin Kürtçe olmasını sağlayan da o’ydu.

Üstelik Mızraklı’nın gelecek planlarında, Diyarbakır’da Kürtçe eğitim veren bir üniversite kampusu” kurmak gibi bir de ideali vardı.

Fakat gelin görün ki, bunca yıla ve çalışmaya rağmen anadili olan Kürtçeyi tam olarak öğrenemedi.

*

Bırakın Kürtçeyi, güya temsil ettiğini sandığı Kürtlerin inancı hakkında da Mızraklı’nın pek bir bilgi sahibi olduğu söylenemez.

Şöyle ki;

Selçuk Mızraklı ve şarap meraklısı arkadaşı Plastik Cerrah İrfan Erdem, 2005 yılında Fransız ortaklarıyla birlikte Diyarbakır’da Türkiye'nin en büyük şarap fabrikasını kurmaya karar verirler.

80 bin metrekare alanı bu işe tahsis ederler.

Kuracakları tesisin 10 bin metrekare kapalı alanı olacaktır ve bu alanın 2 bin metrekarelik bölümünü ise mahzen olacak şekilde tasarlamışlardır.

Fabrikaya ait bahçelerde üzüm fidesi dikimi, civarda ikamet eden işçilerin emekleriyle tamamlanır. Arazi ve elektrik kullanımı ile ilgili bazı sıkıntılar giderildikten sonra sıra inşaata gelir.

Ne var ki, 300 kişinin istihdam edileceği projede Diyarbakırlılar çalışmak istemezler.

Zira fide dikimi sırasında kendilerine bilgi verilmeyen işçiler, kurulacak tesisin mahiyetini nihayet öğrenmişlerdir. İçki üreten fabrikalarda çalışmanın günah olduğunu bildikleri için de bu işte çalışmaya yanaşmazlar.

Üstelik işçiler, Selçuk Mızraklı ve ortakları tarafından üzüm fidesi dikimi sırasında aylarca sigortasız çalıştırıldıkları için de şikayetçi olmuşlardır.

*

Evet!..

“Silahlı terör örgütü kurma veya yönetmek” suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan…

Güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada yaralanan terörist A.D’yi evinde tedavi ettiren…

İçişleri Bakanlığı’nca aranan teröristler listesinde ‘gri kategori’de yer alan sözde Erzurum Eyaleti Doğu Gücü sorumlusu “Zinar Amed” kod adlı Ali Akbaş’ın cenaze törenine katılmak isteyen…

HDP’den Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten sonra henüz mazbatasını almadan Kandil’e selam duran…

İlçe belediye başkanlarının katıldığı kutlama programında, terör örgütü PKK'yı ve teröristleri övücü sözde marş okuyan ve ölen teröristler için "saygı duruşunda" bulunan…

4 ayda belediyeyi PKK karargahına çeviren…

Terör bağlantıları nedeniyle iş akitleri feshedilen 248 kişiyi yeniden işe alan…”

Mızraklı’nın bu terör faaliyetlerini neden yaptığının anlaşılmayacak bir tarafı yok…

HDP’den “başkan” seçildiği için partisinin emirlerini uyguluyor, o kadar.

Asıl anlaşılması gereken asıl husus:

Kürtçe bilmeyen…

Ağababalarına İngilizce seslenen Selçuk Mızraklı,

Nasıl oluyor da “günah” olduğu gerekçesiyle kendi şarap fabrikasının inşaatında ücreti mukabilinde çalıştıracak bir işçi bulamazken, yerel seçimlerde Diyarbakırlı mütedeyyin Kürtlerin oylarını alabiliyor?

Bence asıl mesele, bu sorunun cevabını bulabilmekte…

 

**

Bu arada…

İçişleri tarafından “teröre bulaştığı” gerekçesiyle görevden alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Dr. Adnan Selçuk Mızraklı, 23 Haziran’da yenilenen İstanbul seçimleri öncesi bu şehre gelip seçim çalışmalarına bizzat katılmıştı.

Küçükçekmece’de düzenlenen Amed Dernekleri Federasyonu (AMEDFED) gecesine katılan Mızraklı, “31 Mart sürecinde can suyu verdik. Pazar günü de duruşumuzu göstermemiz gerekiyor” diyerek CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu için oy istemişti.

İçişleri Bakanlığı tarafından Selçuk Mızraklı’nın da aralarında bulunduğu HDP’li 3 belediye başkanı yerine “kayyım” ataması yapıldığı duyulur duyulmaz, Ekrem İmamoğlu’nun ani bir kararla 31 Ağustos’ta Diyarbakır’a bir ziyaret gerçekleştireceği açıklandı.

Dün Sakarya’da temaslarda bulunan Ahmet Davutoğlu’nu, Ak Parti hakkında atıp-tutarken görünce, HDP’li Mızraklı ile CHP’li İmamoğlu arasındaki vefayı takdir etmemek, doğrusu elde değildi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ali

Beslemedir bunlar. Ağababalarının isteğini geri çeviremezler. Yedikleri tasa kraliçenin tasına pislemezler. Kultur misyoneridir bunlar aynı zamanında. Türkiye düşmanlıği için her yol Lindra
  • Yanıtla

Gerçek

Bu İngilizlerin ne çok Truva atı var içimizde öldür öldür bitmiyor.bu İngilizler kesin Atatürk ün sahtesinide yapmışlardır diye düşünüyorum uçuk bir fikir ama .
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23