Tamar Tanrıyar ile konuştum: Türkiye'nin de bir neştere ihtiyacı var
Tamar Tanrıyar ile konuştum: Türkiye'nin de bir neştere ihtiyacı var
YÜCEL KAYA
Gazetecilik bazen sizi hiç ummadığınız yerlere götürür.
10 Haziran'da, Yeni Akit Genel Yayın Yönetmeni Murat Alan ile yaptığımız istişarenin ardından gazeteci Tamar Tanrıyar'ı aradım.
Son dönemde yaptığı haberler Türkiye'nin gündemini belirliyordu. Özellikle CHP'deki kurultay tartışmaları, belediyelerle ilgili yolsuzluk iddiaları ve siyasi kulislerden aktardığı bilgiler, neredeyse her gün yeni bir tartışmanın fitilini ateşliyordu.
Kimileri ona "tek kişilik haber ajansı" diye övüyor,
Kimileri ise yaptığı yayınlardan rahatsızlık duyarak sosyal medyada linç ediyordu.
Öyle ya da böyle Tamar Tanrıyar Türkiye’nin gündemi haline gelmişti.
Bu bilgilere nasıl ulaşıyordu?
Bu nedenle kendisini aradım.
Yeniakit.com.tr için özel bir röportaj yapmak istediğimi söyledim.
Soruları ben hazırlayacaktım.
O da hiçbir soruyu cevapsız bırakmayacaktı.
Teklifimizi kabul etti.
Fakat o röportaj henüz gerçekleşmedi...
Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadığımız bu dünyada koştururken kendimi bir anda hastanede buldum.
Şiddetli karın ağrısıyla kaldırıldığım hastanede doktorlar vakit kaybetmeden ameliyata aldı.
Saatler süren ağır bir operasyon geçirdim. Kalın bağırsaklarıma neşter vuruldu. Yarısından fazlası vücudumdan atılarak patolojiye gönderildi.
Yoğun bakımdan servise çıkarılırken, asansör önünde iki kişinin konuşmasına istemeden kulak misafiri oldum.
İçlerinden biri,
"Tamar Tanrıyar'ı gözaltına almışlar." dedi.
Henüz narkozun etkisindeydim.
"Yanlış duydum herhalde." diye düşündüm.
Servise geçtiğimde hastanenin o zorlu sürecini birlikte yaşadığım kıymetli eşimden internete bakmasını rica ettim.
Karşıma çıkan başlıklar peş peşe sıralanıyordu.
"Tamar Tanrıyar yurt dışına kaçtı..."
"Tamar Tanrıyar gözaltına alındı..."
"Tamar Tanrıyar Cumhurbaşkanı'na hakaretten tutuklandı..."
Doğrusu şaşırdım.
Çünkü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sevgisini ve saygısını yakından bildiğim bir isim hakkında böyle bir suçlamanın ortaya atılması bana hayatın olağan akışına uygun gelmedi.
Burada kimsenin yerine hüküm vermek gibi bir niyetim yok.
Onu mahkûm etmek de, aklamak da mahkemelerin işidir.
Ancak sormak zorundayız.
Cumhurbaşkanı'na hakaret sayılan söz hangisidir?
Hangi cümlesi bu suçlamaya dayanak yapılmıştır?
Kamuoyuna açıklanan bilgiler bu sorulara açık bir cevap veriyor mu?
Bu sorular cevabını bulmayı hak ediyor.
Bir başka dikkat çekici nokta ise şuydu...
Daha düne kadar Tamar Tanrıyar'ın CHP belediyeleriyle ilgili haberlerini konuşanlar, bugün hiçbir mahkeme kararı beklemeden onu sosyal medyada infaz etmeye başlamıştı.
Eleştirmek başka şeydir.
İftira atmak, yaftalamak ve kesinleşmemiş iddialar üzerinden insanları mahkûm etmek bambaşka...
Gazetecilikte asıl ölçü, kimin hakkında haber yaptığınız değil; ortaya koyduğunuz bilginin doğruluğudur.
Detaya girmeyeceğim ama Ali Karahasanoğlu hocamızın önceki gün yazdığı “Tamar Tanrıyar olayı nedir?” yazısını okuyanlar gerçeğin ne olduğunu zaten görecekler.
Tamar Tanrıyar'ı seversiniz ya da sevmezsiniz.
Bu tamamen kişisel tercihtir.
Ama şunu kabul edin: Tamar Tanrıyar siyasi tarafgirlik yapmadan her organın içine neşter atılması gerektiğini Türkiye’ye gösterdi.
Türkiye'de yolsuzluğun, usulsüzlüğün ve milletin hakkını yiyenlerin üzerine gidiliyorsa, bunu yapan gazeteciyi siyasi kimliğine göre alkışlayıp ya da linç ederek değerlendiremeyiz.
Adaletin de gazeteciliğin de ölçüsü değişmez.
Ben ameliyat sonrası doktorumdan şu cümleyi duydum:
"Biraz daha geç kalsaydınız çoklu organ yetmezliğinden hayatınızı kaybedebilirdiniz."
Benim vücudum kurtulabilmek için neştere ihtiyaç duymuştu.
Bazen yaşamak için acıyı göze almak gerekir.
Çürüyen doku temizlenmeden sağlıklı bir beden olmaz.
İşte Türkiye'nin de bugün ihtiyacı olan tam olarak budur.
Bir neşter...
Siyasi parti ayrımı yapmadan...
İsim ayrımı yapmadan...
Makam ayrımı yapmadan...
Devletin hangi kurumunda olursa olsun, milletin hakkına uzanan kim varsa, hukuk önünde hesap vermelidir.
Dün CHP'yi araştıran gazeteci alkışlanıp, bugün AK Parti içindeki iddiaları konuşan gazeteci hedefe konuluyorsa; orada ilke değil, tarafgirlik vardır.
Oysa devletin de insan bedeni gibi sağlıklı kalabilmesi için, hastalık hangi organda ortaya çıkarsa çıksın tedavi edilmesi gerekir.
Türkiye'nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, işte böyle bir neşterdir.