• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Onur Yılmaz
Onur Yılmaz
TÜM YAZILARI

Ya yanan otomobil TOGG olsaydı?

02 Temmuz 2026
A


Onur Yılmaz İletişim:

Ya yanan otomobil TOGG olsaydı?

ONUR YILMAZ 

Teknoloji ilerliyor. Otomobiller değişiyor. Direksiyonun arkasındaki alışkanlıklarımız bile farklılaşıyor. Bugün artık yollarda daha fazla elektrikli otomobil görüyoruz. Sessiz çalışan motorlar, gelişmiş yazılımlar ve yüksek teknoloji... Bunların hepsi önemli. Ama bütün bu yeniliklerin üzerinde tek bir gerçek var. Direksiyon başına geçen herkes, evine sağ salim dönmek ister.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir olay, bunu bir kez daha hatırlattı. Seyir halindeki bir otomobilden duman yükselmeye başladı. Durumu fark eden sürücü, soğukkanlılığını kaybetmeden aracını yol kenarına çekti. Yanında bulunan eşi ve iki çocuğunu hızla araçtan indirdi. Kısa bir süre sonra otomobil alevlere teslim oldu. Çok şükür ki yaşananlar büyük bir faciaya dönüşmedi.

Olayın ardından görüntüleri izlerken aklımdan geçen ilk soru, yangının neden çıktığı değildi.

Aklıma gelen soru şuydu.

Ya bu otomobil TOGG olsaydı...


Acaba aynı haber birkaç saat içinde unutulur muydu? Yoksa günlerce ekranlarda konuşulur, sosyal medyada milyonlarca paylaşım yapılır, yerli otomobil üzerinden yeni tartışmalar mı başlatılırdı?

Bu sorunun cevabını vermek zor değil.

Çünkü TOGG, daha üretim bandından çıkmadan yargılanmaya başlandı. Birileri fabrikanın kapısından içeri girmeden hükmünü verdi. Üretilemez dediler. Satılamaz dediler. Başaramaz dediler. Yollara çıktığında ise bu kez en küçük iddia bile büyütülerek servis edildi. Doğruluğu kesinleşmemiş paylaşımlar bile saatler içinde milyonlara ulaştırıldı.


Eleştiri elbette olacaktır.


Olmalıdır da.

Ancak eleştiri ile peşin hüküm arasındaki çizgi kaybolduğunda ortaya sağlıklı bir tartışma çıkmıyor.

Bugün dünyanın en büyük otomobil üreticileri de zaman zaman teknik sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Geri çağırma kararları alıyor. Üretim hataları tespit ediyor. Yazılım güncellemeleri yayımlıyor. Yangın riski nedeniyle servis kampanyaları düzenliyor. Bunlar otomotiv sektörünün bilinen gerçekleri.

Hiçbir marka kusursuz değildir.

Fakat kusurları değerlendirirken kullandığımız ölçü herkese aynı olmalıdır.

Bir markaya karşı büyüteçle bakıp diğerine göz ucuyla bakarsanız, ortaya objektiflik çıkmaz.


Ortaya çifte standart çıkar.

Otomobilin üzerinde hangi logonun bulunduğu, yangının ciddiyetini değiştirmez. Arka koltukta oturan çocuğun korkusu da markaya göre değişmez. Alevler yükseldiğinde insanların aklına gelen ilk şey aracın menşei değildir. Sevdiklerini kurtarabilmektir.

Tam da bu yüzden otomobilleri ideolojik tartışmaların merkezine yerleştirmek kimseye fayda sağlamaz.

Yerli üretim kutsal değildir.

Yanlış yaparsa eleştirilir.

Eksik üretirse konuşulur.


Sorun yaşarsa hesabı sorulur.

Ama aynı dürüstlük yabancı markalar için de gösterilmelidir.

Birinde yaşanan olayı günlerce manşet yapıp diğerinde sessiz kalmak, tüketiciye karşı da haksızlıktır.

Çünkü tüketicinin beklentisi polemik değil, güvenliktir.

Bir otomobil satın alan insan, markaya değil can güvenliğine yatırım yapar. Çocuklarını emniyet kemerine bağlarken tek düşüncesi güven içinde yolculuğunu tamamlamaktır. Kimse evinden çıkarken birkaç dakika sonra aracının alev alacağını hesap etmez.

İşte bu yüzden böyle olaylar yaşandığında ilk yapılması gereken şey, teknik incelemenin sonucunu beklemektir. Yangının neden çıktığı ortaya konulmalı, varsa üretim kaynaklı bir sorun şeffaf biçimde açıklanmalı, tüketici doğru bilgilendirilmelidir.


Ne eksik gizlenmeli ne de doğrulanmamış iddialar üzerinden infaz yapılmalıdır.

Bugün Türkiye kendi otomobilini üretiyor. Bu, eleştirilemeyeceği anlamına gelmez. Tam tersine, daha iyisini üretmesi için yapıcı eleştirilerden beslenmesi gerekir. Ancak eleştirinin de adaletle yapılması gerekir. Aynı olay karşısında markaya göre değişen cümleler kurulduğunda, eleştirinin inandırıcılığı da zedelenir.

Dileğimiz odur ki hiçbir sürücü böyle bir korku yaşamasın. Hiçbir anne, hiçbir baba çocuklarını alevlerin arasından çıkarmak zorunda kalmasın. Fakat benzer olaylar yaşandığında da ölçümüz değişmesin. Aynı soruları soralım. Aynı hassasiyeti gösterelim. Aynı vicdanla değerlendirelim.

Çünkü otomobiller farklı olabilir.

İnsan hayatının değeri ise hiçbir zaman değişmez.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23