• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI
23 Nisan 2019

“Banyo” değil, “Beka” sorunu!…

Ahmet Necdet Sezer, “cumhurbaşkanı” seçildikten sonra eşi Semra Sezer ile gittiği Real Hipermarket'te alışveriş yapmıştı. Bol miktarda maden suyu, kola ve bazı yiyecekler satın alan Sezer, alışverişten sonra kasa kuyruğuna girmiş, ödemeyi de kredi kartıyla yaparak “halktan biri” imajı çizmişti.

*

Ahmet Necdet Sezer, Çankaya Köşkü’nde oğlu Levent Sezer için yaptığı düğünde ise, “elektrik faturası”nı cebinden ödemiş ve bu davranışından dolayı dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal tarafından “Hz. Ömer”e benzetilmişti.

İşin trajikomik yanı ise;

Baykal’ın, “Hz. Ömer”e benzettiği Ahmet Necdet Sezer, oğlunun düğününü, bilerek ve isteyerek 11 Eylül 2004 gününe…

Yani!..

Peygamber Efendimizin, Allah'ın huzuruna yükseltildiği  “Miraç Kandili”ne denk getirmişti.

Tüm yurtta Müslümanlar ellerini semaya açıp dualar ederken, Sezer o mübarek gecede,  “864 rakımlı” Çankaya Köşkü’nde misafirlerine başta “rakı” olmak üzere çeşitli içkiler ikram ediyordu.

Köşkün elektrik faturasını cebinden ödeyen Sezer’in gelini ise;

“Olgunlaşma Enstitüsü”nden temin edilen gelinliğini Çankaya Köşkü'nde, kendisine tahsis edilen odada giyiyor, kuaförü ise saçını ve makyajını yine oracıkta yapıyordu.

Annesi Hatice Sezer’in ölümünden sadece 15 gün sonra ve özellikle mübarek Miraç Kandili gecesinde, içki ikramı eşliğinde, Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen bu “ayıplı düğün” ise, yalaka basın tarafından “sadeliği(!)” ile “örnek düğün” ilan ediliyordu.

*

İş bu “mütevazı” Sezer,  Bülent Ecevit’in suratına “Anayasa kitapçığı” fırlatarak ülkeyi ekonomik krize sokup, Türkiye’ye 50 milyar dolar”dan daha fazla kayıp yaşattıktan bir yıl sonra ise, Çankaya Köşkü’ndeki konutunu ipek perdeler ve ithal mobilyalarla donatmış, bir de banyosunu yeniletmişti…

Cumhurbaşkanlığının ikinci yılında mahut tadilatı yaptıran Sezer,

İtalyan “Albatros” firmasından son teknoloji ürünü “iki jakuzi” ile bir de “buhar banyosu” ithal etmişti.

Çift kişilik jakuzi ile buhar banyosunu kendi banyosuna monte ettiren Sezer, diğer jakuziyi ise misafir banyosuna yerleştirmişti.

28 bin dolara mal olan  “Albatros” marka jakuzi ve buhar banyosu kendisine sorulduğunda ise;

“Eşya seçiminde Türkiye Cumhuriyeti’nin prestiji ve Cumhurbaşkanlığı makamının önemi gözetildi” açıklamasını yapmıştı.

Ayrıca;

“Bu eşyaları, kendisinden sonra görev yapacak cumhurbaşkanlarının da kullanacağı göz önünde bulunduruldu” demişti.

 *

Kısa bir süre sonra ise, bu kez;

Sezer’e “Hz. Ömer” benzetmesinde bulunan dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal “banyo” haberlerine konu olmuştu.

Zira Deniz Baykal’ın da;

O dönem 24 trilyona mal olan yeni “CHP Genel Merkez Binası”nda,  Oval Ofis’te bulunan kendi odasına ve yöneticilerin odalarına birer banyo yaptırdığı ortaya çıkmıştı. Banyo ile yetinmeyen Deniz Baykal, özel misafirleri ile daha rahat görüşebilmek(!) için bir de “iç oda” yaptırmıştı.

Dönemin gazetelerinde, Baykal’ın;

“Evde sular kesik olduğu için Genel Merkezde banyo yapmak zorunda kaldım” dediğine dair, yığınla habere rastlamak mümkün…

*

Peki!..

Cumhurbaşkanı Sezer ile ana muhalefet lideri Baykal, kendilerine “banyo” yaptırmakla meşgulken, dönemin “Başbakan”ı Recep Tayyip Erdoğan ne yapıyordu?

O da,

TBMM “ana bina”daki tüm odalar, Ak Parti ve CHP yöneticiler ile komisyon başkanları arasında paylaştırıldığından, “danışman”larına oda ayarlamak için “Başbakan”a ait banyoyu yıktırmakla meşguldü.

Öyle ki;

Tadilat sırasında, banyoda bulunan gömme küvet çıkarılamamış, binanın mimarisini bozmak istemeyen TBMM yönetimi de, banyoya ait tüm aletleri söktükten sonra küveti yerinde bırakarak o bölümü ahşap bir duvarla kapatmıştı.

*

Eminim birileri;

“Türkiye’nin bunca sorunu varken, sen kafayı ‘banyo’ ile bozmuşsun..” diyecektir, fakat…

Ülkenin en kerli-ferli yazarlarının; “Beka değil Banyo” başlıklı yazılar yazdığını göz önünde bulundurduğumuzda, bu fakirin de aynı konu üzerine iki satır çiziktirmesini hoşgörüyle karşılayacağınızı umuyorum ve sadede geliyorum:

Öncelikle!..

Çirkinleşmek istemezdim ama onlar başlattı…

Akabinde!..

Ekrem İmamoğlu’nun “musakka”yla, “antrikot”la “algı piyesleri” sergilediği bir ortamda…

Daha düne kadar, bırakın “banyo”yu, “taharet” almadıklarından olsa gerek “kıçlarında sinekler”le dolaşan vekilleri bulunan HDP’den Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Adnan Selçuk Mızraklı da, aklınca;

Kayyum tarafından “makam odası”na yaptırılan “banyo”yu afişe ederek, hem devlet eliyle Diyarbakır’a yapılan hizmetlerin üzerini örtmeye, hem de güya belediyelerde “israf” yapıldığına dair “algı” oluşturmaya çalıştı.

Halbuki!..

HDP’li Mızraklı’nın evvela;

“Bölgede 20 yıl boyunca belediyeleri yöneten PKK’nın siyasi uzantısı konumundaki partisinin; “park, bahçe, yol, alt yapı” gibi belediyecilik hizmetlerinde kullanılması için devletin kendilerine gönderdiği paraları nasıl PKK’ya aktardığını açıklaması ve bunun bir daha tekrarlanmayacağının sözünü vermesi” gerekirdi ama…

Hazret “banyo”yu bahane ederek;

“Kibrit çöpünü gözümüze yaklaştırdı ve arkasında koca bir ormanı gizlemeyi” tercih etti.

*

Benim üzüldüğüm husus ise, Mızraklı’nın paylaştığı görüntülerin abartılmasından ziyade, Kemalistlerin; HDP’li bir belediye başkanının paylaştığı “banyo” görüntülerini referans kabul edip; “Beka değil Banyo” şeklinde yazı çiziktirmeleri oldu.

Zira..

Şayet makam odasına “banyo” yaptırmak israf ise, Sezer ve Baykal örneğinden de anlaşılacağı gibi;

o suçu ilk önce sizin kutsadığınız siyasiler işledi.

Bu gerçeği bile bile ne diye HDP’li Mızraklı’nın “algı operasyonu”na alet oluyorsunuz?

Tamam..

PKK’nın siyasi uzantısı olan HDP’ye, CHP’ye verdiği destekten dolayı  “teşekkür” etmek istediğinizi anlıyorum…

Lakin!..

İnsan önce, “suç” diye pazarlamaya çalıştığı “argüman”ı, geçmişte kendi desteklediği siyasilerin işleyip işlemediğini kontrol etmez mi?

*

Eh!..

Aslında siz de haklı sayılırsınız…

HDP ile gizlice yatağa girdiniz..

Aşikâre doğrunca da, ayıbınız “antrikot”la, “banyo”yla savunmaya çalışıyorsunuz.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23