--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Açın Kapıları, Bugün 10 Kasım!

Zekeriya Say
Zekeriya Say
14

Eskiden Hasan Karakaya Ağabey, Abdürrahim Karakoç ve Hüseyin Üzmez veya bu üç isimden en az biri “10 Kasım” olduğunda merhum Osman Yüksel Serdengeçti’yi anlatan bir yazı yazar, bizler de bu vesile ile Üstadı hayırla yad ederdik.

Onlar da ebediyete irtihal edince, geçtiğimiz yıl, Yılmaz Yalçıner Ağabey’in iki nefis yazısıyla anmıştık, Üstadı.

Yılmaz Ağabey’in gazete ile vedalaşması nedeniyle, bu yıl haddimi aşarak ve affınıza sığınarak “Üstad”tan naçizane bendeniz bahsetmek istiyorum.

*

Bildiğiniz gibi bu yıl, Üstad Osman Yüksel Serdengeçti’nin ebedi âleme göç edişinin 36. seneyi devriyesini hayırla yad ediyoruz.

“Bilseydim, doğmamak için ebenin elini ısırırdım” diyen Üstad, kendisini bu dünyada; “Hak yolu”nun bağrı yanık bir yolcusu” olarak görürdü.

*

“Şu gök kubbe altında bir gün yerle bir olmayacak hangi yuva, yıkılmayacak hangi saadet var” şuuruyla yaşan Üstad Serdengeçti, bir çocuk sahibi olamadı ama…

Ömrünü;

“Her türlü kötülüklerle amansız mücadele edecek Serdengeçtiler yetiştirerek harcadı.”

15 yıl boyunca bir tespihin taneleri kadar, yani maddi imkansızlıklardan dolayı sadece 33 sayı çıkarabildiği ve “Allah’a, Millete, Vatana koşanların dergisi” dediği Serdengeçti dergisinin kapağına; “Hakk’a Tapar – Halkı Tutar” yazarak, Müslümanlardan yana taraf olduğunu açıkça belli eden Osman Yüksel, çoğu zaman yarı tok yarı aç gezerek, kazandığı kısıtlı parayı da öğrencilere burs vererek, onların eğitimine katkı sunan biriydi.

Zira!

Üstad çok iyi biliyordu ki;

“Bitmiş tükenmiş, müstahase haline gelmiş bir memleketi” ancak, Hak yolda pervasızca yürüyen Serdengeçtiler iyileştirebilirdi.

*

Üstad,

Vatan, millet ve mukaddesat sevdalısı bu geçler için hayal ettiği alemin tarifini ise şöyle yapıyordu:

 “Bir âlem özlüyorum ki; orada gençler, orada delikanlılar, deli denizler gibi dalgalanıp coşanlar, mukaddes bir davanın peşinden koşanlar olsunlar. Alemlerin rabbine inansınlar!..”

*

Mustafa Kemal’den tam 45 yıl sonra, yani 10 Kasım 1983’te vefat eden Üstad Serdengeçti, iflah olmaz bir CHP muhalifiydi.

Zira tek parti diktası tarafından kendisine çok çile çektirilmiş, Üstad kaç kez eften püften bahanelerle “tabutluk” denen hücrelere hapsedilmişti.

*

Ne milletin CHP’yi anladığını ne de CHP’lilerin milleti anlamadığını iddia eden Üstad;

Bunu, “CHP’lilerin milleti içten, gönülden ve aşkla sevmemesine” bağlıyordu.

CHP’lilerin, “Milli davalar” diye ortaya attıkları davaların, milletle zerre kadar alakası olmayan kendi ihtiraslarının davaları olduğunu ifade ediyordu.

*

Osman Yüksel Serdengeçti yalnızca CHP’yi değil, (Haşa!) CHP’nin “yarattığı” gençliği de hiç hazzetmiyordu.

Tek parti diktası altında maneviyatını yitirmiş bu “asri” ve “batı özentisi” gençliği;

“Ağızları rakı, ayakları ter, donları pislik kokan gençler; böyle gençler yok bizim âlemimizde” diye tarif ediyor, onları “korkunç bir yıkımın” habercisi olarak görüyordu.

*

“Hak yolu”nun bağrı yanık yolcusu” Serdengeçti, kendi istikametini ise şu şekilde çiziyordu:

"Bizim yolculuğumuz ebedî bir yolculuk... Bizler ebedî yolcularız!.. Önü sonu olmayanın, bitmeyenin, tükenmeyenin, göçmeyenin, çökmeyenin yolundayız... Hak yolunda bağrıyanık yolcularız... Biz bu yolda cefayı sefa, mihneti nimet bilen insanlarız... Bu yol, çetin bir yoldur... Bu yol sürülerin aktığı, vasıtaların rüzgâr gibi gelip geçtiği asfalt yollardan değildir. Bu yol kıldan ince, kılıçtan keskindir. Öyle her kişinin kârı değildir bu yolda yürümek... Er kişinin kârıdır. Bizler er kişileriz..." 

*

Dediği gibi “er kişi”ydi, Üstad!..

Yolu ne kadar çetin olursa olsun, gözünü hiçbir engel korkutamazdı.

Verdiği “fikir” mücadelesi için tutuklanmaya, tabutluklara atılmaya hazır olduğunu;

"Açın kapıları Osman geliyor" sözüyle ilan ediyordu.

“Belki istediğimiz, özlediğimiz bu âlem bize yıldızlar kadar uzaktır. Fakat uzaktır diye bizi yıldızlara bakmaktan, onlardan nûr, ilham almaktan kim men edebilir?” sözleriyle, davasının peşinden koşmaktan asla pes etmeyeceğini haykırıyordu.

*

Öğrenci iken yazdığı “Bir Fakültenin iç yüzü” başlıklı yazısında;

Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin kantininde, kızlı-erkekli öğrenciler arasında geçen +18’lik muhabbetleri ve o gençlerin okudukları muzır neşriyatları sansürsüz yayımlayarak, laikçi eğitimin üniversitelerdeki tahribatına dikkat çekmek istemişti.

İşin trajikomik yanı ise;

O müptezel kitapları yayımlayanlar değil, kitaplardan iktibas yaptığı için Serdengeçti, “muzır neşriyat yayımlamak”la suçlanmıştı.

*

Felsefe Bölümü’nde 2. sınıf öğrencisi iken, Mayıs 1944'te meydana gelen olaylara karıştığı için cezaevine girdi ve öğrenimi yarım kaldı. Serbest bırakılınca fakülteye başvurarak öğrenimine devam etmek istediyse de kendisine izin verilmedi. Bunun üzerine dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'e hitaben;

"Yüksek makamın alçak vekiline" sözleriyle başlayan ve tarihe geçen o dilekçeyi yazdı.

Ardından yeniden hapishaneye gönderildi.

*

Serdengeçti, kalemini Hak yolunda bir kılıç gibi kullandı.

Kalemi “keşkül”e dönmesin diye, tüm maddi imkânsızlıklara rağmen 33 sayı çıkardığı ve satış rekorları kırdığı Serdengeçti dergisine hiç ilan almadı.

Reklam alan gazete ve dergi sahiplerini ise; “İlana ilanı aşk edenler” diyerek, tenkit etti.

*

"Batılılaşmayı protesto" için meclise kravatsız geldiğinden; "Kravatsız milletvekili" olarak ün kazandı.

*

1965 seçimlerinde Antalya Milletvekili olarak girdiği parlamentoda, çok yakından tanıdığı bir milletvekilini, tıpkı Kemal Kılıçdaroğlu gibi kürsüde namus ve şerefi üzerine yemin ederken görünce, dayanamamış oturduğu yerden bağırarak;

“Sen onları seçim meydanlarında harcadın da geldin buraya!.. Olmayan şeyin üzerine yemin edilir mi? Sende namus ve şeref mi kaldı ki üzerine and içiyorsun?” demiş ve daha ilk günden Meclisi karıştırmıştı.

*

Meclis’te karşılaştığı ve Uşaklı olduğunu öğrendiği bir milletvekilini ise:

“Uşaklı ol da sakın uşak olma!” diyerek, uyarmıştı.

*

Osman Yüksel Serdengeçti;

İstanbul’un Fethinin 500. yıldönümü münasebetiyle yazdığı “Ayasofya”nın müze yapılmasıyla ile ilgili yazısından dolayı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmıştı.

Duruşmada yaptığı savunmada;

“Savcılık bu davayı yanlış yere getirmiş. Dosyayı Yunanistan’a gönderseydi daha iyi etmiş olurdu” diyerek, Ayasofya’nın müze olarak kalmasının Yunanlıları mutlu edeceğini söyleyerek, davanın beraatla noktalanmasını sağlamıştı.

*

“İki İsmet’ten çok çektim, biri hürriyetimden (İsmet İnönü), öteki zürriyetimden (eşi İsmet Hanım) etti” diyen Üstad, yakalandığı Parkinson hastalığını dahi alaya alarak;

“Başbuğ Türkeş ‘Titre ve kendine dön’ dedi, biz de başladık titremeye” demişti.

*

CHP’nin hem Ankara İl Başkanı hem de Belediye Başkanı olan Nevzat Tandoğan’ın; "Ulan öküz Anadolulu!” diyerek, hakir gördüğü…

1917, Akseki doğumlu…

Ünlü İslam alimi Ahmet Hamdi Akseki ile aynı aileye mensup olan ve Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin;

“Bir oğlum olsa adını Osman koyardım” dediği Osman Yüksel Serdengeçti’nin 66 yıllık kısacık ve bir o kadar dolu geçen hayatı ile ilgili okuduklarımı ve öğrendiklerimi, dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım.

Unuttuğum, atladığım ve sürç-ü lisan ettiğim kısımlar için ise affınızı istiyorum.

*

Bu vesileyle bir kez daha;

Hak yolu’nun “Bağrıyanık” yolcusu, dava adamı Osman Yüksel Serdengeçti’ye ve Alemlerin rabbine inanan ve mukaddes bir davanın peşinde koşarken can veren Serdengeçtilere, Allah’tan rahmet diliyorum.

Yorumlar

(14)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Veli

10 Kasım 2019 20:45

19 Kasım sadece ulu Önder Atatürk içindir. Gerisi teferruat , Osman kim miş ? Ne yapmış ? Geçin bunları.

Nur

10 Kasım 2019 20:01

Allah cc.rahmet eylesin

Orhan İNAN

10 Kasım 2019 19:52

ELLERİNİZE SAĞLIK, GÜZEL BİR ŞEY YAPMIŞ VE KIYMETLİ OSMAN AĞABEYİMİZİ RAHMET İLE ANMAMIZA VESİLE OLMUŞSUNUZ. ALLAH YOLUNDA HALK İÇİN ÖMÜR HARCAMIŞ DİN VE MILLET SEVDALILARINI HAYIRLA ANAR İKEN YÜCE ALLAH, TAN NİCE DENKLERİNİ GÖNDERMESİNİ DİLİYORUM. ÇÜNKÜ, ONLARA DUYULAN IHTIYAC ÇOK FAZLA.

Halil

10 Kasım 2019 18:41

Osman Serdengeçer kim ? İlk defa duydum. 

Abdullah

10 Kasım 2019 17:47

Allah rahmet etsin.

Erkmen

10 Kasım 2019 15:59

"Kemal Atatürk sadece asrımızın en büyük liderlerinden biri değil, bizim için çağların en büyük insanlarından biri idi. O, sadece sizin ülkenizin sevdiği bir lider değildir. Dünyadaki bütün Müslümanların, sevgi ve hayranlık hisleriyle gözlerini ona çevirdiler." (Pakistan Cumhurbaşkanı Muhammed Eyüp Han) Bu gün 10 Kasım ya ben de sana Atatürk’ü hatırlatayım istedim sayın yazar

Bu yüzdenmiş...

10 Kasım 2019 15:52

“Ehl-i hidayetin ölmesiyle semâvât ve arz, onların cenazeleri üstünde ağlıyorlar, firaklarını istemiyorlar. Çünkü ehl-i iman ile bütün kâinat alâkadardır, ondan memnundur.“ Hz. Enes (ra) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bir mü'min için mutlaka (semadan) iki kapı vardır: Birinden ameli yükselir, diğerinden de rızkı iner. Bu mü'min ölünce, her iki kapı da ağlarlar. Şu âyet bu duruma işaret eder: 'Ne gök ne yer onların üzerine ağlamadı...'(Duhân, 44/29)." [Tirmizî, Tefsir, Duhân, (3252).] Sabah “ne hikmetse!” Cehennem sıcağıydı,şimdi yağmur yağacağı tuttu şaşırdım,merak ediyordum.Allah rahmet eylesin,Osman Yüksel Serdengeçti’yeymiş rahmet!

Tevafuk değil,M.Kemal’in tarihi yanlış söylenen

10 Kasım 2019 15:39

Allah rahmet eylesin

bozeren

10 Kasım 2019 15:05

Osman Yüksel Serdengeçti'yi rahmetle anıyorum.

Cemil

10 Kasım 2019 14:49

Cenab ıHak rahmet etsin mekanı cennet olsun inşAllah

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle