Abdullah Gül, iyi ki “aktif siyaset”te değil!..
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkındaki düşüncelerimi, 21 Ekim 2017’de kaleme aldığım; “Gülün ne menem bir çiçek olduğunu bilir misiniz?!..” başlıklı yazımda kaleme almış, orada, kendi ifadesiyle Gül’ün; “Türk stili bir politikacı" olduğundan bahsetmiştim.
Gül, “Türk stili” ismini verdiği politika anlayışını ise, ABD’lileri bile şaşkına çeviren şu cümle ile izah ediyordu:
“Siz bizim seçimden önce söylediklerimize bakmayın, iktidara gelince yaptıklarımıza bakın!"
Anladığım kadarıyla Gül, bu cümlede kendisini;
“amaca giden her yol mübahtır” anlayışına sahip bir politikacı olarak tarif etmek istemiş.
Bu tarifin, bütün Türk siyasetçilerini kapsadığına inanmadığımı belirttikten sonra,
Abdullah Gül’ün pek de “Türk tipi” ile bağdaşmayacak bir özelliğinden daha bahsetmek istiyorum.
Evet!..
Son günlerde yaşanan gelişmeler bize gösterdi ki;
Sayın Gül, maalesef ortalama her Türk evladında ziyadesiyle bulanan “ahde vefa” duygusundan bayağı binasipmiş.
Onu, “bakan”,”başbakan” ve “cumhurbaşkanı” yapan insanlara zerrece minneti yokmuş.
Öyle olmasa, kendisine oy verenleri derinden yaralayan mahut çıkışları yapar mıydı?
Peki ya, “yol arkadaşları”na yaptıklarına ne demeli?
Kendisini acı-tatlı gününde yalnız bırakmayanlara, ona “kardeşim” diyenlere, Abdullah Gül nasıl karşılık verdi?
Nasıl olacak; onları geri çevirdi, arasına mesafe soktu.
Mesela;
Recep Tayyip Erdoğan, henüz 2 aylık cumhurbaşkanı bile değilken, kalktı selefi Abdullah Gül’ün ayağına giderek bayram ziyaretinde bulundu.
*
Adına Kayseri’de "Abdullah Gül Müzesi" açıldığında, yanında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım vardı.
*
Cumhurbaşkanı Erdoğan;
Abdullah Gül’ün gelininin, İstanbul Üniversitesi'ndeki mezuniyet törenine, onca yoğunluğunun arasında katıldığı yetmezmiş gibi, üstelik bir de konuşma yaptı.
*
Abdullah Gül’ün, “696 Sayılı KHK” hakkında attığı “kaygı verici(!)” tweeti “RT”leyen Bülent Arınç, Gül’ün babası Ahmet Hamdi Gül’ün cenaze törenine; “Makam aracım Ankara’da kaldı. Altımda araba yok” bahanesiyle katılmazken, Tayyip Erdoğan hem törene katıldı, hem gözyaşı döktü, hem de tabutu ilk o omuzladı.
**
Peki, Abdullah Gül ne yaptı?
“Aktif siyasette olmadığım için mitinge katılmayacağım” diyerek, davet edildiği halde “Fetih Şöleni”ne katılmadı.
*
Partisinin Kayseri mitingine davet edilişini, yine “siyasetin içinde değilim” bahanesiyle reddetti.
*
Ahmet Davutoğlu’nun “Genel Başkan” seçildiği AK Parti Kongrelerine katılmayarak, yalnızca mesaj yollamakla yetindi.
*
Aynı zamanda hemşerisi olan dönemin Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş'ın oğlunun Kayseri'deki düğününe katılmadı.
*
Davutoğlu’nun, 22 Mayıs 2016’da görevi devrettiği AK Parti Olağanüstü Kongresi'ne Binali Yıldırım tarafından davet edildiği halde katılmadı.
*
Binali Yıldırım küsmedi… Gurur meselesi yapmadı… Bu sefer de “Başbakan”lığının 100. günü münasebetiyle, Çankaya Köşkü’nde eski AK Partililere verdiği “akşam yemeği”ne davet etti fakat Abdullah Gül yine katılmadı.
*
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 Şubat 2017’de Ak Partili eski milletvekilleri külliyede ağırladı, Gül bu davete de icap etmedi.
*
Yalnızca iki gün sonra, “16 Nisan Anayasa Değişikliği Referandumu” öncesi ilk büyük buluşma olan, Ankara Arena’daki tanıtım toplantısına yaklaşık 40 bin Ak Partili katılırken, Gül oralı olmadı.
*
Başbakan Binali Yıldırım bu kez 10 ay sonra, 20 Mart 2017’de, Ak Partili eski bakanlara düzenleyeceği kahvaltılı toplantıya davet etti Abdullah Gül’ü. Fakat Gül, bu daveti de geri çevirdi.
*
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 33 aylık aradan sonra kurucusu olduğu AK Parti'ye resmen üye olduğu 02 Mayıs 2017’deki törende gözler Abdullah Gül’ü arasa da, o yine tercihini katılmamaktan yana kullanmıştı.
*
Her nasıl olduysa;
FETÖ’nün hain darbe girişiminin birinci yıl dönümünde, "15 Temmuz Şehitler Köprüsü"nde düzenlenen anma törenine zahmet edip katılmıştı 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, fakat bu sefer de eşi Hayrunisa Gül onu yalnız bırakmıştı.
*
14 Ağustos 2017’de, sık sık “kurucusu” olduğundan ısrarla bahsettiği Ak Parti’nin 16. Yıldönümü etkinliklerine, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından telefonla aranarak davet edildi.. Gül, bu özel daveti de geri çevirdi.
*
7 Ekim 2017’de, bu kez Afyonkarahisar’da düzenlenen Ak Parti 26. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’na davet edildi, Gül yine oralı olmadı.
*
Görüldüğü gibi, Gül’ün reddettiği Ak Parti davet örneklerini çoğaltmak mümkün!..
Tabi bir de;
“11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül görevden ayrıldıktan sonra hiç mi bir davete veya etkinliğe katılmamış? diyenler soranlar varsa eğer:
Onlar için de birkaç örnek sıralayabiliriz:
Mesela!..
Sayın Gül eşi Hayrünnisa Hanımefendi ile birlikte, S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki “Joan Miro. Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar” sergisini gezmiş.
*
Yaşar Kemal’in, Teşvikiye Camisi’nde kılınan cenaze namazında, Kemal Kılıçdaroğlu ve Selahattin Demirtaş ile birlikte omuz omuza saf tutmuş.
*
Sütlüce’deki İstanbul Dostluk Derneği’ni ziyaret etmiş.
*
18 Mart 2015’te,
Boğaziçi Üniversitesi’nin “İkinci Bahar Akademisi” kapsamında “başkanlık sistemi”ni tartıştığı derste, eski rektör Prof. Dr. Üstün Ergüder;
“Türkiye’ye özgü bir başkanlık sisteminin olamayacağını” söylerken, katılımcılar arasında 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Gül de varmış.
*
“Başörtülüler Arabistan’a gitsin” diyen 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in cenaze törenine de katılmış…
Dünya Ehl-i Beyt Vakfı’nın geleneksel Muharrem Ayı İftar Programı’na da.
Bu davetlerin en apolitik(!) olanı ise;
10 Şubat 2016’da Hüseyin Çelik'le birlikte, Bülent Arınç'ın evinde yaptığı ziyaret olsa gerek!..
Ha!..
9 Eylül’de, Karar yazarı Mustafa Karaalioğlu’nun kızının düğününe katılmasını…
28 Aralık 2017’de ise, Karar gazetesini ziyaret ederek yazar ve yöneticilerle görüşmesini, soruyorsanız:
“Onlardan bir şey çıkmaz!” diyerek, boşverelim..
Ben, bir tek;
Partisinden gelen davetleri; “Aktif siyasette olmadığı” gerekçesiyle geri çeviren Abdullah Gül’ün;
7 Haziran seçimlerinden sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nu telefonla arayarak, Ak Parti’yi, CHP ile koalisyon hükümeti kurmaya zorladığını, gazetecilere; “Onları cesaretlendirdim” şeklinde anlattığı esnada Gül’ün yanında, önceki gün FETÖ ile olan iltisakından dolayı görevden alınan CHP’li eski Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın da hazır bulunmasına bir anlam veremedim…
Sayın Gül, “aktif siyasette” olmadığından, ondan da bir şey çıkacağını sanmıyorum(!)…







