Ağız tadıyla darbe yapamayıp, teğmenlere kadar düşmek!
Ağız tadıyla darbe yapamayıp, teğmenlere kadar düşmek!
YÜKSEL TOKUR
Hey gidi günler hey!
Geleneksel hâle gelen 10 yılda bir askeri darbe ve rafa kaldırılan demokrasiyle güya halk olarak kurtarılıyorduk!
“Post modern” Çevik Bir (!) hareketle hükümet düşürülüp, “balans ayarı” yapılarak kendi emirlerine amade bir hükümet kurduruluyordu.
Olmadı; gece yarısı “e-muhtıra” ile hükümete parmak sallanıyordu.
Darbe yanlısı medya kullanılarak; “Bir üst düzey askeri yetkiliden alınan bilgiye göre” diye başlayıp iktidar partilerine gözdağı veriliyordu.
Komuta kademelerine atanacakları kendileri belirliyor, iktidarlara sadece atamaları onaylamak kalıyordu.
Askeri kışlalara başörtülü ve sakallıların girmesi zinhar yasaktı. Yoksa irtica hortlardı!
VESAYETE ÇOMAK SOKULDU, İŞLER BOZULDU!
Derken; 2002 yılında “ben vesayetin adamı değil, milletin adamıyım; millet ne derse o olur” diyen Ak Parti ve lideri Recep Tayyip Erdoğan halkın büyük desteğiyle iktidar oldu.
Artık ülke eski Türkiye değil, askeri vesayete boyun eğen bir iktidar yoktu.
Bunu kabullenemeyen malum çevreler iktidar partisine ve liderine çeşitli yollarla gözdağı verip iktidardan uzaklaştırmanın yollarını aradılar.
Anlaşılan o ki; ordu içerisinde seslerini duyuracak (!) kimseler kalmayınca, hiç olmazsa genç Teğmenler aracılığıyla, “daha ölmedik!” mesajı verilmek istenmişti.
Bu olayın sıradan olmadığı, organize bir şekilde gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştır.
Teğmenler kılıç çekip bir yerlere mesaj vermeli, fakat zarar da görmemeliydiler.
Bunun için de, yılların eskitemediği “Atatürkçülük” maskesi kullanılacaktı.
Attıkları slogandan değil; program dışı, “izinsiz korsan kutlama yapmaları” suçundan sadece 5 kayıpla ucuz kurtardılar paçayı. Ancak; bunlara uyup disiplinsizlik yapan diğer Teğmenler de izlenip hâlâ darbeci kafada olup olmadıkları, varsa bağlantıları izlenmelidir.
Hepsi bizim çocuklarımız, gözbebeklerimiz. Fakat; milletin parasıyla okuyup, milletin eline verdiği kılıcı, silahı milletine doğrultamaz. Ayrıca; Harp Okulu müfredatı ve eğitim kadrosu da gözden geçirilmelidir.
Bu vesileyle; sadece namaz kıldığı, eşi başörtülü olduğu, gümüş yüzük taktığı için ordudan sorgusuz sualsiz atılan yüzlerce subayı da hatırlayabildiniz mi acaba?!?
Ülkemize, demokrasimize, milli birlik ve beraberliğimize içten veya dıştan bir saldırı olduğunda; ordumuzla beraber yürüyeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.
Ha; bu arada, Atatürkçü olmadığı halde, menfaati için Atatürk maskesi takanlara; dindar olmadığı halde menfaatleri için dindar gözükenlere de aynı şekilde karşıyız.
Artık; onlar da içlerindeki anti demokratik, darbeci kafaları iyi tanısınlar, kötü emellerine alet olmasınlar. Hem; demokrasi de, laiklik de olduğu yerde duruyor!
Güç ellerindeyken, “irtica” derlerdi; şimdi başkalarını “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye bağırtıyorlar. Bırakın kardeşim herkes işini yapsın. O kafa günümüzde sadece K. Kore’de kaldı.
Beklerdik ki; Cumhuriyet, “Genç Subaylar Rahatsız 2” manşeti atsın. Hatırımız kaldı inanın!
Eski Teğmenlerin Anıtkabir şovu iyi hoş, ama yetmez. Çok acele, CHP Genel Merkezinde ağırlanmalı; ilk genel seçimde milletvekili adayı gösterilecekleri kamuoyuna açıklanmalıdır!