Akıp giden zaman seni unutmaya yetmiyor
Akıp giden zaman seni unutmaya yetmiyor
YÜKSEL TOKUR
Hak yolda, haklının yanında milletin adamı olup gönüllerde taht kurarsan, vatan düşmanlarının açık hedefi oluyorsun ülkemizde.
1960’larda Başbakan Adnan Menderes ile başlayan süreçte, kimileri göstermelik mahkemelerde sudan sebeplere idam edildi, kimilerine trafik kazası süsü verilerek susturuldu, kimisi de post modern darbeyle indirildi.
Erdoğan için ise, darbe dâhil çok yol denediler de başarılı olamadılar. Başaramadıkları vaz geçtikleri anlamına gelmez. Pusuda beklediklerinden şüphemiz yok!
İşte böyle bir yiğit de Sivas’tan çıkmıştı. Hakikatin mert savunucusu, bu toprakların öz
evladıydı. Davasının çilesini de iliklerine kadar yaşamıştı.
Farklı olduğunu fark ettiklerinde, koparmak için harekete geçmekte geç kalmadılar. Kendisi daha önce on yedi defa trafik kazası geçirmiş, ancak bunların hepsinden kurtulmuştu.
Parti bütçesi kısıtlıydı. Bu yüzden gerek normal, gerekse seçim kampanyaları zamanında özel uçak veya helikopter kiralaması mümkün değildi. Nasıl olduysa, 29 Mart 2009 Mahalli İdareler Genel Seçimleri için ilk defa helikopter kiralanmıştı..
İşte fırsat doğmuştu.. Büyük ihtimal; FETÖ’cü pilotların kullandığı iki savaş uçağının, o gün miting için Kahramanmaraş’a gelecek olan Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının bindiği helikopter üzerinde alçak uçuş yapıp dengesini bozarak düşmesine neden oldu.
Düşürülme sonrasında yaşananlar bu ihtimali daha da çok güçlendiriyordu. Helikopter enkazına ve içindekilere ulaşılmaması için çok çaba sarf edilmişti. Çünkü, Yiğit Başkan Muhsin Yazıcıoğlu’nun öldüğünden emin olunması gerekiyordu. Trafik kazalarında olduğu gibi bu kazadan da yaralı kurtulduysa bile ölmeliydi!
O yıllarda TSK, Emniyet ve diğer kurumlarda FETÖ’cülerin yoğun olması, işin bitirilmesinde işlerini kolaylaştırmıştı.
FETÖ’nün firari Afrika İmamı Necdet İçel: “Muhsin Yazıcıoğlu ortadan kaldırılmasaydı, R. Tayyip Erdoğan onu Başbakan yapacaktı. Kendisi de Cumhurbaşkanı olacaktı. Biz bunu engelledik.” demişti.
Menfur olay hukuken tam aydınlatılmış olmasa da, milletin gönlünde bitmeyen bir aydınlık olarak yerini almıştı yiğit Alperen.
Zamanın kudretli darbeci General’i Kenan Evren ile Muhsin Başkanın cenaze törenine katılanların sayısına bakarsanız farkı anlarsınız.
Şehit Alperen Muhsin Reis’in çeşitli zamanlarda söylemiş olduğu sözlerden bir demet:
- “Eller silah değil, kalem tutmalı”
- “Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz dünya için, bu kadar fırıldak olmaya gerek yok.”
- “Firavun’a karşı çıkmak yetmez, Musa’nın yanında olmak gerekir.”
- “Ben devlete, millete kurşun sıkanlara değil, ‘okumak istiyorum’ diyenlere af istiyorum.”
- “Namlusunu millete çeviren tanka selâm durmam.”
- “İslâm hassasiyeti olmayan milliyetçiliğin içi boştur.”
- “Bu ülkede dürüst olmak başa belâdır ama o belâ başımızın tacıdır.”
- “Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.”
- “İnanmadığım yolda milyonlarla yürüyeceğime, inandığım yolda tek başıma yürürüm.”
- “Vatanı sevmenin çilesini biz çektik, edebiyatını onlar yaptı.”
- “Vatan aşkı maya gibidir; sütü bozuklarda tutmaz.”
- “Haksız bir davada zirve olmaktansa, haklı bir davada zerre olmayı tercih ederim.”
- “Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz, dik duracağız, doğru gideceğiz.”
- “Simit yedik, haram yemedik. Bir ömrü helâl yaşadık.”
Gerçek sevgiler için zamanın ve mekânın pek önemi yoktur. Bu yüzden Muhsin ve Muhsin gibiler ölmez. Çünkü onlar toprağa değil, yüreklere gömülürler. Yüreğimizde izi, dilimizde duası hiç eksilmeyecek..
Vatan, millet aşkına; din ve devlet aşkına, yoldaşımız, öncümüz...
Şehit oldu Bozkurt’um; var olsun diye yurdum, dinmez yürek sancımız.
Ardından vatan ağlar, kefensiz yatan ağlar; Muhsinler ölmez, ölmez.
Ağlar, yüzümüz gülmez; bu devran böyle sürmez, Muhsinler ölmez, ölmez.