• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yücel Kaya
Yücel Kaya
TÜM YAZILARI

Bunlar engerekler ve çıyanlardır, tanı bunları…

26 Mart 2026
A


Yücel Kaya İletişim:

Bunlar engerekler ve çıyanlardır, tanı bunları… 

YÜCEL KAYA 

Ahmet Arif’in ruhumuza işleyen o sarsıcı mısraları, bugün hâlâ bir hakikatin aynası gibi karşımızda duruyor: 

“Bunlar, engerekler ve çıyanlardır,  

Bunlar, aşımıza, ekmeğimize Göz koyanlardır,  

Tanı bunları, Tanı da büyü…  


Adiloş bebe…” 


Ozanın bahsettiği bu figürler, yalnızca tozlu kitap sayfalarında kalmış hayaletler değil; bugün bir gazete köşesinde, bir akademisyen kürsüsünde, bir sanatçı maskesinin ardında ya da ekranlarda “bilgelik” taslayan emekli bir subayın suretinde aramızda dolaşıyorlar.  

Onları ayırt etmek aslında hiç de zor değil; çünkü kalplerindeki o sönmeyen “aşağılık kompleksi” ve dillerindeki o zehirli küçümseme, her fırsatta kendisini ele veriyor. 

Ne zaman bu toprakların evlatları yerli ve milli bir başarıya imza atsa, takdirin ferahlığı yerine “kusur” bulmanın karanlığına sığınırlar.  

Kendi mühendisimizin alın terini, kendi teknisyenimizin emeğini görmezden gelip;  



“Bunu biz yapmamışızdır, kesin parçaları dışarıdan gelmiştir, biz sadece montaj yapmışızdır” diye fısıldarlar. 

Batı’nın en ufak bir teknolojik adımını “devrimsel bir mucize” gibi kutsarken; gökyüzünü sarsan İHA ve SİHA’larımızı, yollara çıkan yerli otomobilimizi küçümser, adeta bir çocuk oyuncağı gibi yaftalarlar. Onlar için başarı, ancak üzerinde bir Batı markası taşıyorsa meşrudur.  

Bunlar engerekler ve çıyanlardır. 

Türk imzası gördüklerinde, zihinlerindeki “biz yapamayız” prangası sarsılır ve bir savunma mekanizması olarak inkârın o konforlu limanına kaçarlar. 


Türkiye bağımsız bir adım atmaya, kendi jeopolitik gücünü hatırlamaya görsün; hemen dış güçlerin “ne diyeceğine” dair bir korku iklimi yaymaya başlarlar. 

“ABD buna asla izin vermez, tepemize çökerler.” 


“Batı bizi dışlarsa mahvoluruz, kendi başımıza karar alamayız.” 

Bu cümlelerin ardında, ülkesini tarihsel bir aktör olarak değil, daimi bir “emir eri” olarak görme arzusu yatar.  


Kendi milletinin birikimini yok sayıp, kurtuluşu sadece Batı’ya tam teslimiyette arayan bu zihniyet, bağımsızlığı bir “yük” olarak algılar. 

Kendi insanının yaşam tarzını, estetik anlayışını ve köklü geleneklerini “köylülük” ya da “gericilik” olarak nitelemek, bu çevrelerin en belirgin nişanesidir.  

Anadolu’nun o kadim misafirperverliğini görmezden gelip, Batı’nın en basit nezaket kuralını bir medeniyet zirvesi gibi pazarlarlar. 

Kendi dilini yabancı kelimelerle yozlaştırarak konuşmayı üstünlük sanan bu kitle;  


“Bu millet adam olmaz, bizden bir şey çıkmaz” nakaratını dilinden düşürmez.  

Kendi kahramanlarını itibarsızlaştırmak için kılı kırk yararken, Batılı figürleri hatasız ilahlar gibi kabul ederler.  

Bugün bu “özgüven krizi”, modernlik maskesi altında son derece üstenci bir dille servis ediliyor.  

Manşetlerinde halkın çoğunluğunu “göbeğini kaşıyan adam” ya da “bidon kafalı” diye yaftalayanlar; kendi milletini “eğitilmez bir kitle” olarak kodlayıp kendilerini aydınlanmanın tek temsilcisi ilan ederler. 


Avrupa’daki polis şiddetine “düzen” derken, Türkiye’deki en ufak bir asayiş olayına “diktatörlük” manşeti atarlar. 

Batı’daki enflasyonu “geçici bir aksaklık” sayıp, Türkiye’deki her zorluğu bir “çöküş” ve “Türklerin iş bilmezliği” olarak lanse ederler. 

Bir işin değerli sayılması için mutlaka bir Avrupalı tarafından onaylanması gerektiğini savunurlar.  

“Batı bizi kıskanmıyor, bize gülüyor” tarzı başlıklarla, başarıyı değil, o başarının Batı’daki yankısını (veya yankısızlığını) merkeze alırlar. 


Tanı Bunları... 

Bu bir görüş ayrılığı değil, bu bir ruh hastalığıdır ve biz o ruh hastaları ile birlikte yaşıyoruz. 

Kendi coğrafyasını ve tarihini bir “lanet” gibi sunup umutsuzluk pompalayanlar, aslında başkasının başarılarının gönüllü kölesi hâline gelmiş olanlardır. 


Savunma sanayiindeki atılımlara “Bunlar maket, uçmuyorlar” diyenler de, TOGG’un kaportasına “İtalyan tasarımı” deyip burun kıvıranlar da aynı engereğin zehrini taşımaktadır.  

Onları iyi tanımalıyız; çünkü onlar, bu milletin özgüvenine, yarınlarına ve ekmeğine göz koyanlardır. 

Tanı bunları... Tanı ki büyüyecek olan irade, bu zincirleri kırsın. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23